on dört

238 21 4
                                    

🎶 selena gomez - back to you


29.5.2018

kelimelerim yetersiz seni anlatmaya.



"Yoongi ile nasıl gidiyor?"

Seokjin'le banklarda oturuyorduk, konuştuğumuz günden bu yana bayağı yakın olmuştuk ve yanıma gelip beni dinleyen, neler hissettiğimi bilen tek kişi oydu.

"Güzel bir arkadaşlığımız olma yönünde iyi ilerliyoruz." dediğimde başını karşıya çevirip ofladı.

"Siz hayatımda gördüğüm en arkadaş olmayan insanlarsınız." dediğinde hafifçe gözlerimi devirdim. Bir şey söylememe izin vermeden tekrar konuşmaya başladı.

"Bak Jimin, ben Yoongi'nin arkadaşıyım, bunu söyleyebilirim ama bana davrandığı gibi sana davranmıyor işte bunu görebiliyorum." dedi büyük bir heyecanla.

"Boşa umutlanmak istemiyorum, Seokjin." diyerek ellerimi ceplerime soktum. "Yoongi yine gider ne istiyorsa yapar, ortadan kaybolur, bir anda çıkar gelir. Ben yine öylece kalakalırım. Ve bu sürekli tekrarlanır." derken bahçeden göründü.

Üstüne ten rengi bir hoodie ve siyah pantolon giymişti, karşıdan bu tarafa doğru yürüyordu. Gözlerimi ondan çekemedim ki o da sadece bana bakıyordu. Aramızdaki çekim bu mesafeden bile fark ediliyordu ama kendimi buna inandırmak istemiyordum. Üzülmek istemiyordum.

Kalan son adımlarını tamamladı ve kendini yanıma atmadan önce elini saçlarıma atıp onları dağıttı.

"Selam," diyerek kolunu bankın arkasına attığında kısa sürede olsa sırtıma değen eli beni anında gerdi. Refleks olarak dikeldiğimde ve kendimi biraz Seokjin'e doğru itelediğimde garipçe bana baktı.

"Bir sorun mu var?" diye sordu endişeyle. Aramız iyiyken tekrar eski halime dönmemden korkuyordu belki de. Onun hareketlerini bazen çözemiyordum, sanırım hiç de çözemeyecektim.

"Bir sorun yok." dedim kısık bir sesle.

"O zaman neden uzaklaşıyorsun, yanımda kal." diyerek bir anda kolumdan tutarak kendine çekti beni. Böylelikle ona yapışmış oldum.

Tamam. Hislerimi kabullenerek büyük bir cesurluk yapmış olabilirdim fakat bu benim kendi içimdeydi. İşler onun karşısına geçince hiç de öyle olmuyordu. Bütün çekingenliğim gün yüzüne çıkıyor ve onun üstüne atlamak isteyen tarafım bir anda kendini en derinlere saklıyordu. Korkuyordum.

Bu çok açıktı. Aramız böyleyken bunun bozulmasından mı yoksa olur da ona hissettiklerimi söylemek zorunda kalırsam sonrasında olacaklardan mı korkuyordum orasını bilmiyordum işte.

Sadece korkuyordum. Onun sayesinde önüme çıkabilecek her şeyden.

Fakat bu korkunun da bir tatlı yanı vardı. Yeni hisler, duygular, yeni şeyler tattırıyordu bana. Bu, bazen hoşuma gidiyordu.

Yoongi'yi sevdiğimi kabullenmek zor olmuştu ama onu sevmek güzeldi. Onu sevmek bir başkaydı. Ona bakmak, onun kokusunu solumak bile bir başkaydı. Anlatamayacağım kadar yoğun bir duyguydu.

can't hold usHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin