twenty five

1K 77 57
                                        

[düzenlendi. izin verin kendimi boğayım.]

Adrien arabadan inip binanın girişine doğru ilerledi. Tam zili çalmak üzere elini uzatırken kapı açıldı ve Marinette dışarı çıktı.

"Oh, Marinette. Ben de seni çağıracaktım."

"İlk defa zamanlamam doğru galiba."

Adrien hafifçe gülümsedi ve Marinette Adrien'ın koluna girdi. "Hadi arabaya geçelim."

Adrien kendi kendine fısıldadı. Tanrım o çok güzel.

"Efendim Adrien?"

"Ha, yok bir şey."

"Bana seslendin sandım."

"Yok, geç otur sen."

Adrien kapıyı açtı ve Marinette içeri girip, oturdu. Ardından kendisi de oturdu ve şöforünü başıyla onayladı. Lé Grand Hotel'e doğru yola çıktılar. Yol boyu havadan sudan sohbet edip zamanlarını geçirdiler. Kısa bir süre sonra otelin önündelerdi.

"İmzalaman gereken 180 kart vardı. Nasıl bitirdin onları?"

Adrien ellerini gösterdi. Tamamen mürekkep içindeydi. Güldü ve ekledi. "Pek kolay olmadı. Bütün parti boyunca eldiven takacağım."

Ellerini cebine attı ve iki adet beyaz eldiven çıkardı. Hızlıca onları eline geçirdi.

"Hadi girelim."

İki genç hızla içeri girdiler. Mekan tamamen hazırdı ve harika görünüyordu.

"Woah, Chloé iyi iş çıkarmış gibi gözüküyor."

"Kesinlikle."

O sırada Chloé koşarak onların yanına geldi. O da tamamen hazırdı. Marinette ile birbirlerine sarıldılar ve elleri hâlâ birbirlerinin kolundayken konuştular.

"Çok güzel olmuşsun."

"Çok güzel olmuşsun."

İki kız da gülmeye başladı.

"Hadi, beni takip edin."

Üst kata çıktılar, kısaca terasa göz gedirdiklerinde bütün tayfanın orada oturduğunu fark ettiler.

"Sonunda teşrif edebildiniz, Agreste Hazretleri."

"Bana yardım etseydiniz bu kadar geç kalmayacaktım."

"Unutmayacaktın kardeşim. Unutman benim suçum mu?"

"Hıh!"

"Kız gibi trip atacaksan biz gidelim. Hadi gidelim Alya."

"Gidelim Nino."

Alya ve Nino el tutuşup asansörün yanına gitti ve asansöre binip aşağıya doğru indiler. Luka, Chloé, Marinette ve Adrien gülmeye başladılar. O sırada Chloé'nin telefonu çaldı.

"Ne? Ciddi olamazsın. Hemen geliyorum!"

"Ne oldu?"

"Gelince açıklayacağım. Luka benimle gel."

Luka ve Chloé hızla asansöre bindi ve gitti.

"Bu ne ya? Hepsi gidiyor."

"Bilmiyorum. Hiçbir fikrim yok."

"Adrien, hazır yalnız kalmışken sana söylemem gereken bir şey var."

Genç kız içten içe düşündü. Luka ve Chloé birbirlerine yakın görünüyorlardı ve yakışıyorlardı da. Luka'ya olan sevgisinin arkadaşlıktan fazlası olmayacağına karar verdi, kafasının içinde.

Adrien vücudunu Marinette'e doğru çevirdiğinde Marinette derin bir nefes aldı. Yüksekteki temiz hava düşüncelerini açıyordu "Ben, ben sana bir şans vereceğim."

"NE?!"

"Dedim ki, ben sana bir şans vereceğim."

"Ciddi olamazsın."

"Ciddiyim."

Adrien hızla Marinette'ye sarıldı. Marinette de ona karşılık verdi ve bir süre öyle kaldılar. Ayrılan Marinette olmuştu. "Artık aşağı inelim mi? Ben üşüdüm."

"Böyle gelirsen tabii üşürsün." diyerek kızın askılı ince elbisesini ima etti. "Hadi inelim."

İki genç aşağı indiler ve bir masaya geçtiler. Luka ve Chloé ortalıkta görünmüyordu. O sırada Alya ve Nino yanlarına geldi ve oturdular. Bir süre sohbet ettikten sonra camdan içeri bir akumalı girdi.

"A-akuma!"

"Hayır, akuma değil. Yine ben, Mephisto. Romantizminizi bozduğum için özür dilerim."

"Ne romantizmi be?"

"Yakında anlarsınız."

Mephisto bir anda yok oldu ve herkes, hiçbir şey olmamış gibi devam etti. "Bu neydi şimdi?"

"Bilmiyorum."

Luka ve Chloé, o sırada içeri girdi. İkisi de nefes nefese kalmıştı. Etrafa göz gezdirip, arkadaşlarını gördüklerinde yanlarına doğru ilerlediler.

"Arkadaşlar, bir sorunumuz var."

𝓵𝓪𝓿𝓮𝓪𝓾

i don't care ☯ adrinetteBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin