Evde tek başına

2.8K 105 46
                                    

Ailem hafta sonu tatili için şehir dışına çıkmış ve ben evde tek başıma kalmıştım. Annem ve babam evde tek başıma kalmamı pek istemiyorlardı ama yoğun ısrarıma dayanamamış ve sonunda izin vermişlerdi. 17 yaşıma girmeme az bir süre kalmıştı ve ben hazır evde kimse yokken küçük bir doğum günü partisi yapmaya karar vermiştim. Bütün arkadaşlarıma haber vermiş ve hazırlıklara başlamıştım. Ama öğlen başlayan kar yağışı bütün planlarımı alt üst etmişti. Birer birer herkes telefon açıyor veya mesaj çekiyor, gelemeyeceklerini haber veriyorlardı. Ben de partiden umudumu kesmiş bilgisayarımın başına oturmuştum. Bir iki film seyretmiş ve internette takılmıştım. Zaten kapalı olan havada erkenden kararmış ve ev karanlığa gömülmüştü. Bilgisayar koltuğundan kalkıp ışıkları yakmaya üşeniyordum. Birden zifiri karanlıktaki koridordan bir şey geçti gibime geldi. Birden sırtım ürpermiş ve kafam kaşınmaya başlamıştı. Küçüklüğümden beri korkunca kafam kaşınırdı. Uzun süredir karanlıkta bilgisayara baktığımdan gözlerim yorulmuştu ve yorgun gözlerim zihnimin bana oynadığı bu küçük oyuna alet olmuştu. Daha doğrusu böyle olduğunu umut ediyordum. Bir süre yerimden kalkmadan etrafı dinleyip hiçbir şey duymayınca yavaşça koltuğumdan kalktım ve odanın ışıklarını yaktım. Yanan ışıklar kendime olan güvenimi geri getirmişti. Bu güvenle hemen koridorun ışıklarını da yakmış ve garip bir şey olmadığını görünce iyice rahatlamıştım. Saçmaladığımı biliyordum ama yine de bu küçük oyunu oynamaya karar vermiştim. Elime şöminenin demirini alarak evi dolaşmaya başlamıştım. Kısa süren ama oldukça heyecanlı geçen bu kontrolün ardından bir şey bulamamış ve tekrar bilgisayarımın başına geçmiştim. Kısa bir süre sonra ev telefonu çalmaya başlamıştı. Hızla salona gitmiş ve telefonu açmıştım. Arayan annemdi.

-   Nasılsın oğlum?

-   İyiyim anne, oturuyorum. Niye cepten aramadın?

-  Bedava dakikam vardı o yüzden evden aradım. Nasıl hava, çok kar yağıyor mu?

-  Valla tipi çıktı anne, ben de oturuyorum. Orada bir şey var mı?

- Yok oğlum, burada kar yok. Biraz yağmur yağdı ama şimdi dindi. Sen yemeğini yedin mi?

- Biraz sonra yiyeceğim.

- Sen şimdi üşenir bir şey yemezsin. Bak hava zaten çok soğuk aç karnına donarsın maazallah, hemen kalk sıcak bir çorba iç sonra da yemeğini ye.

- Tamam anne, hadi görüşürüz.

-  Bak baban da öpüyor. Akşam kapıları kilitlemeyi unutma, tamam mı?

-  Ya anne siz buradayken de kapıları ben kilitliyorum. Şimdi niye kilitlemeyim.

-  Tamam canım sinirlenme, hadi öpüyorum. İyi geceler.

- Size de iyi geceler.

Telefonu kapattığım anda bütün ışıklar sönmüştü. İçeri soğuk girmesin diye panjurları kapattığım için ev tamamen zifiri karanlığa gömülmüştü. Panjurlar elektrikli olduğundan onları da açamıyordum. Tam manasıyla karanlığa boğulmuştum. Oldukça geniş olan küfür dağarcığımdaki bütün küfürleri sıralamaya başlamıştım. İlk defa evde tek başıma kalıyordum ve başıma neler gelmişti.

Cep telefonumu odada bıraktığım için onun ışığını da kullanamıyordum. Koltuğa çakılmış kalmış ve gözlerimin ışığa alışması için beklemeye başlamıştım. Beklerken girişteki ayakkabılığın üzerinde kibrit olduğunu hatırladım. Kısa bir süre bekleyip gözlerimin karanlığa az da olsa alıştığını fark ettikten sonra yavaş yavaş kalkmış ve elimle etrafımı yoklayarak ilerlemeye başlamıştım. Küçük bir düşme tehlikesi geçirmiş ama sonunda ayakkabılığa ulaşmıştım. Elimle ayakkabılığın üstünü biraz yokladıktan sonra kibrit kutusunu bulmuştum. Bir tane kibrit çıkarmış ve yakmaya çalışmıştım ama kibrit yanmamıştı. Tekrar denemek üzereyken sanki banyodan bir şey çıkıp annemlerin odasına girmişti. Kalbimin çarpıntısı hızlanmış ve yine kafam kaşınmaya başlamıştı. Ama bunun zihnimin bana oynadığı bir oyun olduğundan emindim. Korku içinde kibriti bir kez daha yakmaya çalışmış ve bu sefer başarmıştım. Annemlerin odasına gidip gitmemeyi düşünürken birden kapı çalmaya başlamıştı. Korkudan donup kalmıştım ki elimde ki acı beni kendime getirdi. Heyecandan elimdeki kibriti unutmuştum ve kibrit parmağımı yakmıştı. Ben bir kibrit daha yakmaya çalışırken kapı yeniden çalınmaya başlamıştı. Kibriti yaktıktan sonra kapıya doğru ilerledim ve “Kim o?” dedim.

- Kanka açsana kapıyı, benim Cenk.

Cenk’in sesini duyacağıma bu kadar sevineceğimi hiç tahmin etmezdim. Hızla kapıyı açtığımda Cenk karşımda duruyordu.

- Niye açmıyorsun lan kapıyı, zaten elektriklerde yok. Merdivenleri çıkana kadar ağzıma sıçıldı.

- Oğlum iyi ki geldin. Evde çok garip şeyler oluyor.

- Karanlıktan mı korktun lan?

-  Oğlum dalga geçme, gir içeri de anlatayım. Hani sen gelmeyecektin?

- Kar hafifleyince geleyim dedim.

- Çok iyi yapmışsın kardeşim, hadi gel. Telefonunu çıkarda önümüzü görelim. Bir bok görünmüyor.

- Telefonumu almadım.

- Sen telefonsuz sokağa çıktın ha, bu kıyamet alameti gibi bir şey.

-  Şarjı bitmek üzereydi ben de almadım. Ver şu kibriti bana, mum falan yok mu evde?

-  Salondaki şamdanların üzerinde var.

- İyi sen odada bekle ben şamdanı alıp geleyim. Sonra da şu korkunç olayı anlatırsın. Bakalım ne uyduracaksın?

Cenk kibriti kolayca yakmış ve benim odaya girmeme yardımcı olduktan sonra salona gitmişti. Odamdaki koltuğa oturmuş ve hemen telefonumu elime almıştım. Birden telefon titreyip çalmaya başlayınca irkilmiştim, arayan kişiyi gördüğümde ise korkum biraz daha artmıştı. Ekranda “Cenk” yazıyordu. Belki annesi falan arıyordur diyerek telefonu açmıştım.

-  Alo.

- Kanka ne yaptın? Kar biraz hafifledi istersen geleyim. Evde içecek bir şeyler var mı?

Konuşan Cenk’ti. Ama bu nasıl olabilirdi? Kafam iyice karışmış ve korkum tavan yapmıştı. Daha sonra bunun Cenk’in her zaman yaptığı eşek şakalarından biri olduğunu düşünmüştüm.

- Siktir lan! Ben de yedim. Hadi şamdanı al da gel.

- Ne diyorsun oğlum, ne şamdanı?

Cenk’le konuşurken koridorda şamdandan geldiği anlaşılan bir ışık yaklaşmaya başlamıştı. Cenk elinde şamdanla odanın kapısında belirmişti. Şamdanı tam yüzünün önünde tuttuğundan yüzünü göremiyordum. Bu sırada telefondan hala Cenk’in sesi geliyordu. Koltuğuma mıhlanmış gibiydim. Cenk yavaşça şamdanı indirdiğinde o korkunç yüzle karşılaşmış ve gözlerimi sımsıkı kapayıp bildiğim bütün duaları etmeye başlamıştım.      

Tuhaf HikayelerHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin