yürek yükü.

1.3K 190 305
                                    

"Hayır, hayır! Sana bakmıyor, biliyorsun- sürekli hareket etme. Böyle yaparak dikkat topluyorsun sadece."

Derin bir nefes alıp zihnimdeki sesleri dinlemeyi bıraktım, zirâ içinde kaybolmama sebep oluyordu. Aniden kıpırdanmayı kesip bakışlarımı son kez karşımdaki şiir çehreli adama çevirdim. Şiir denirdi çünkü, bir şiir kusurluyu kusursuza çevirirdi. Yanaklarım hafifçe allaşırken bakışlarımı kucağıma sabitlediğim küçük resim defterine çevirdim. Parmaklarımın arasındaki kalemi sıkmaktan kıpkırmızı olmuştu parmak boğumlarım. Aldırmadan resmime odaklandım.

Karşımda oturmuş, hem deniz manzarısını seyredip hem elindeki defteri çiçeklendiren adamı çiziyordum. Ne büyük lütuftu. Onu çizdiğimden habersiz, orada öylece duruyordu. Kendini defterine ve kendi kalemine kaptırmış bir hâlde. Belli ki dalga sesleri ona da ilham veriyordu. Hele ki vapurlar... Tam anlamıyla ilham cennetinden düşmüş birer hediyeydi.

Neredeyse her gün bu saatlerde vapura biner, ilgimi çeken kişiyi resmederdim. Vapur duracağı vâkit ise o kişiye çizdiğim kağıdı armağan eder, yüzünde oluşan tebessümü aklıma kazıyarak kendime birer anı verirdim. Bu onlar için minnetti, benim için ise bir nimet. Bu benim hayatı sevme biçimimdi, ben de yaşamla böyle mücadele ediyordum.

Çizimi son kez kontrol ederek köşeye imzamı attım ve sayfayı diğerlerinden daha özenli bir hâlde defterden kopardım. Kafamı kaldırıp ona bakmak istedim. Bakmak istedim lâkin yerinde değildi. Oturduğu yerde bir kağıt ilişti gözüme. Düşürdüğünü farzedip çekinerekte olsa elime aldım kağıdı.

"Yarın tekrar geleceğim hanımefendi, burada olmanızı dilerim."

Notu okumak çehremi birden hayrete düşürmeye yetmişti. Onu çizdiğimi fark etmiş miydi yani! Üstelik yarın tekrar gelmemi istiyordu. Nedensiz ve sebepsiz öylece gelmemi istiyordu işte.

Hızla ayağa kalktım ve aceleci bakışlarımı kalabalıkta dolaştırdım. Umut ettiğim şey, onu görebilmekti. Fakat hâlâ bakışlarıma takışmamıştı ve bu- bugünlük pek mümkün görünmüyordu. Vapur kıyıya varmak üzereyken, herkes ayaklanmıştı. Parmak uçlarımda yükselip son kez çehresi şiir/güzel adama bakındım yabancı yüzlerin arasında. Ve gördüm onu, aramızda onlarca insan köprü kurmuş, duvar örmüş gibiydi. Yolumuz yokuş gibiydi. Oysa belki seslensem duyardı.

Ben seslenemedim, o da duyamazdı zaten. Hayat şartları böyle kılmıştı.

*

benimle olduğunuz için teşekkür ederim, okumasını istediğiniz arkadaşlarınızı etiketleyebilirsiniz.

1411-

beş çeyrek vapuru | kısa hikâyeHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin