SPECIAL CHAPTER

2.1K 151 34
                                        

                        ______________

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

                        ______________

Bundan dört yıl sonra

Yeni bir ev. Yeni bir hayat. Her şeye baştan başlamışlardı ama bu sefer sırlar ve yalanlar olmadan.

Jungkook kendi kendine rastgele bir şarkı mırıldanırken soğan doğramaya çalışıyordu.

Akşam yemeği vaktiydi ve Jimin'in eve gelmesini beklerken yemek yapmayı düşünmüştü.

Melekten bahsetmişken.

Jimin, Jungkook'un yanına gitmeden önce onu şaşırtacak bir sürpriz yapmak için kafeye doğru gidiyordu.

Kafeye gelindiğinde bir kağıt bardakta, kasıtlı olarak Jungkook'un en sevmediği kahveyi alıyordu - bu bir zamanlar psikiyatride ona içirdiği kahvedendi.

Bunu yaparken çok heyecanlıydı.

Aslında kahve bir bahaneydi, başka bir şey planlıyordu ama kasıtlı olarak bu yolu seçmişti çünkü Jungkook kahve içmeyi sevmiyordu, özellikle şimdi aldığını hiç sevmediğini bildiği için sadece biraz da eğlenmek için yapmıştı.

"Merhaba Jimin." Karşı komşuları Yuma Katosi, çöpü evinden dışarı çıkarırken onu görünce selam verdi.

"Günaydın Bayan Katosi." dedi parlak bir şekilde ona gülümseyerek. "Sanırım penceremden Jungkook'u gördüm, genç adam yemek yapıyordu. Tam bir beyefendi." Onu övüyordu.

Jungkook için böyle iltifatlar duyunca Jimin mutlu oluyordu.

Eski Jungkook'tan eser yoktu, bu durum onu gerçekten mutlu ediyordu kendi kendine kendie hafifçe kırdarken evlerinin kapısını açmaktaydı.

İçeri girip ayakkabılarını çıkardı ve Jungkook'u görmek için doğruca mutfağa gitti.

"Beni özledin mi bebeğim?" Arkasından ona sarılırken gülmeye devam ederken sordu.

"Döndün." Jungkook arkasını döndüp Jimin'in saçlarına yumuşak bir öpücük kondurdu.

Jimin onu t-shirtünden tutup aşağı çekerek dudaklarını öpmüştü.

"Bak sana ne getirdim," dedi Jimin, plastik poşetten kahveyi çıkararak heyecanla. "Sen bunu seviyorsun diye aldım."

Dayanamayarak biraz güldü - diğeri sadece şakasına sırıtıyordu.

"Bunu neden aldın?" Merakla sormuştu.

"Ben, yani, birkaç bardak kahve ile bir randevuya çıkmak istediğimi biliyorsun." Jimin omuz silkerek yanıtladı.

"Yemekten sonra deneyeceğim. Ama eminim açsındır, o yüzden buraya gel." Jimin'i mutfak masasına doğru oturması  için yönlendirip sandalyeyi geri çekti.

"Woah, ne zamandan beri bu kadar romantik biri olmaya başladın?"

"Ben her zaman böyleydim?" onu yanıtlayarak önündeki sandalyeye oturdu.

Tabii ki öyleydi ama bu sadece Jimin için geçerliydi.

"Tadını çıkar bebeğim."

Jimin, birlikte yemek yerlerken hala gergindi, aklındakini yapmak istiyordu çünkü tepkisini çok merak ediyordu.

Lezzetli yemekten sonra Jimin, elinde aldığı iki kahve ile Jungkook'un yanına gidiyordu..

"Neden bu kadar gerginsin? Merak etme, önceki gibi yeri kirletmeyeceğim." Jungkook, ilk denemesinde yaptıklarından dolayı böyle gergin olduğunu düşünerek ona güvence vermek istedi.

"Tabi, kesinlikle." Dedi Jimin gergin bir şekilde gülmeye çalışarak.

Kahfeyi ona verdiğinde Jungkook'un her hareketini takip ediyordu ve bardağı dudaklarına götürmeden önce bardağa nasıl baktığını kendisi görseydi inanın kendine çok gülerdi

"BEKLE!" Jimin, bağırdığı için kafası karışmış bir ifadeyle ona bakan Jungkook'a geri vermeden önce kahvenin kapağını açmayı unuttuğunu hatırladı.

Jungkook kahveyi maalesef içmeyi denese de sonuç yutamayıp püskertmekten öteye gidememişti. " Jimin bu eski olanla aynı tada sahip!-" kahveyi anın şokuyla düşürdüğünde yerde sadece biraz kahve değil, aynı zamanda gümüş parlayan bir yüzük de vardı.

Jimin'in planı buydu ama bu kadar başarısız olmayı da beklemiyordu o yarı bir konuydu.

"Ne?" yüzüğü eline alırken kafası karışmıştı. Jimin gittikçe endişeleniyordu, tepkisi çok garipti.

Ama kendini toparlaması gerekiyordu, yapması gerekeni yapmalıydı donmanın zamanı değildi.

"Jungkook-ssi," diye başladı, yüzüğü temizlemek için elini peçeteye uzatarak, "tüm hayatını benimle geçirmek ister misin?"

Hadi ama aklında ki bu değildi, bu nasıl bir soruydu böyle gittikçe battığını hissediyordu.

Jungkook, Jimin'in ne dediğini biraz geç anlamıştı.Ona bir evlenme teklif mi yapıyordu, bunu kendisinin yapması gerekmez miydi? Artık şoktan kurtulup hissettiği heycanla cevap vermesi gerekiyordu.

"Meleğim, tabii ki, bunu çok isterim. Seninle olmak benim en büyük arzum." Jungkook, Jimin'in ellerini tutarak cevapladığında, yüzük hâlâ Jimin'in avuçlarındaydı.

"O zaman benimle evlenmek ister misin?"

Jimin neredeyse dört yıl süren ilişkilerinde hep bu anı bekliyordu.

"Bunu çok isterim." Ve bu cevap Jimin'i ağlatmak için yeterliydi.

Jungkook ona sımsıkı sarılırken ağlamaya başlamıştı. Genç olanın da gözleri dolmaya başlamıştı.

"Normal insanlar genellikle 'evet' veya 'hayır' ile cevap verirler." Jimin, küçük hıçkırıkları sırasından kıkırdayarak söyledi.

"Beni diğerleri gibi normal bir insan olarak düşünebiliyor musun." Jimin, Jungkook'un göğsünün titrediğini hissettiği sırada gülmeye başladı - onun üzerindeki etkiden tamamen keyif alıyordu.

___________

Eveeet tamamen bitti çok duyguluyum sevdiniz mi♥️
Şimdiye kadar olan desteklerinize teşekkür ederim 💜

Şimdi bir şey soracağım eğer isterseniz yazarla konuşarak başka ktaplarını da çevirebilirim ister misiniz?

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Şimdi bir şey soracağım eğer isterseniz yazarla konuşarak başka ktaplarını da çevirebilirim ister misiniz?

Bu arada artık 'my joy' kitabında olacağım 🌼

Psycho jikook (çeviri) Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin