senden yana/senin yanında

117 22 4
                                        

turan

gözlerimden yaşlar akarken koşa koşa uzaklaşıyordum hastaneden. orayı ne kadar çabuk ardımda bırakırsam, o kadar çabuk pişman olmaya başlayacaktım çünkü.

benim pişman olmaya ihtiyacım vardı, benim ağlamaya ihtiyacım vardı.

hastaneye girdiğimde içimde bir huzursuzluk vardı.

manolya'nın bulunduğu yoğun bakım ünitesinin nerede olduğunu sorduğum hemşire bana kapının önünün yeterince kalabalık olduğunu söyleyerek göz devirdi. ısrarlı bakışlarımı üzerinden çekmediğim için ağzının ucuyla da olsa bana hastanın, b bloğun 3. katında olduğunu söylemek zorunda kaldı.

yavaş adımlarla önce bulunduğum binadan, a bloktan çıktım. hemşirenin söylediğine göre b blok karşıdaki binaydı, içimdeki huzursuzluğu yok sayarak binaya girdim ve merdivenleri üçer üçer tırmandım.

son kata geldiğimde kulağıma gelen bağırışmalar sebebiyle merdivenin 8. basamağında duraklamak zorunda kalmıştım. sesler tanıdıktı.

"git buradan caner! kızım senin yüzünden burada" diyen manolya'nın annesi hıçkırmaya başlamıştı.

"seninle evlenirken bana ne vaatlerde bulunmuştun.. kızımı kendi kızın gibi sevecek, ona babasızlığı hissettirmeyecektin.. ama sen.. benim gözümü boyarken kızımı hayatından bezdirmişsin.. manolya'nın günlüklerini okudum caner.."

duyduklarım, manolya'nın babasının bunlara ses çıkarmayışı... yutkunamıyordum. manolya intihar ettikten sonra manolya'ya yazdığım mesajlar gelmişti aklıma.

sonra tiyatro oyunu, manolya'nın baygınlıkları, onu en son hastaneye getirdiğim zaman... hepsi şerit olarak gözümün önünden geçiyordu.

adımlarımı geriletip duvara dayandım. kafamı duvara yasladım. duyduklarımın etkisinden çıkmak istemiyordum. bu duyduklarım boğazımda takılı kalsın istiyordum, takılı kalsın ve ben öleyim şuracıkta.

kendimle yüzleşirken caner'in sesini duydum. "atlatırım sandım, kaldırırım sandım, seni sevmem yeter sandım. ama istediğim yalnız sendin gökçe. kızın... bana hiçbir kötülüğü dokunmadı ama sevemedim onu. ona baktıkça çocuk sahibi olamadığım aklıma geldi. ona baktıkça güçsüzlüğümü hatırladım."

gökçe hanım bağırdı "bu senin kızıma zorbalık yapmanı gerektirmiyordu! bu senin başka insanlar olmadığında kızıma sözlü ve fiziksel şiddet uygulamanı meşrulaştırmıyordu! kendini haklı çıkaramazsın, kızım içeride can çekişiyor, o aptal çocuğun kızıma yaptıkları yetmezmiş gibi bir de sen... benim yavrum ne yaptı size!? hiç mi acımadınız gözlerinizin önünde yere yığıldığında? o çocuk bizim ailemizin sırlarını bilmediği için sadece gördüğüyle hareket etmiş olabilir, bu yine de onu haklı çıkarmaz ama... kızımın sinir krizlerine girmesi, kendisine zarar verdiği için gittiğimiz onca terapi... insan olsan bir sonuç çıkarırdın, insan olsan kendin için bir çözüm arardın, insan olsan pişman olurdun, insan olsan... insan değilsin sen. değilsin!"

gökçe hanım bağırmaya devam ederken kalbime sinen ağırlıkla birlikte burada daha fazla kalmayacağımı hissederek merdivenleri hızla inmeye başladım. ikinci katı geçtikten sonra daha da hızlanmıştım, son birkaç basamakta yere yapıştım. gözlerimden yaşlar akmaya devam ederken yerimden kalkıp daha da hızlandım, koşar adımlarla önce birinci kata geldim, sonra zemin... kendimi binanın kapısından dışarı attım, ama aklım fikrim manolya'ya adanmış gibi gözümün önü onun hayaliyle dolmuştu. onun gülüşü, onun ağlayışı, onun uyuyuşu...

manolya | textingHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin