turan
onu izliyordum, yine olduğu gibi. şu kaybetme korkusu denen şeyi ne kadar çok yaşadığımı fark ettim. en çok annem için, sonra manolya için. daha önce annem ve babam için duyduğum bu korku babamdan sonra manolya için olmuştu.
ruhumun ezildiğini hissediyordum, ona bakarken. onu hak etmiyordum ama bir yanım eğer onunla olursam değerleneceğimi söylüyordu. ama manolya'nın dedikleri geliyordu sonra aklıma. "kimse kimseyle değer kazanmaz. herkes kendi başına zaten değerlidir." bana yazıştığımız zaman da, yüz yüze kaldığımız zaman da hep bunu söylüyordu.
yemekhanedeydik ve ona en uzak masayı seçmiştim. burada olduğumu biliyordu, onu izlediğimi biliyordu. elinde tuttuğu kaşığı yemeklerin içine rastgele sokup çıkarırken onun da aklının bende olduğunu hissediyordum.
neyi bekliyordum?
onu tekrar kaybetmeyi mi?
o ölümü denediğinde ne çok üzülmüştüm. sanki bir parçam benden kopmuş, kopmak üzereymiş gibi. boğazıma oturan yumru manolya'nın iyi olduğunu duyana kadar inmemişti mideme.
ne istiyordum?
sürekli pişmanlığımla yaşayarak nereye varacaktım? ya da sürekli değersiz olduğumu kendime söylemekten ne zaman vazgeçmeyi düşünüyordum? ben değersiz olamazdım. değersiz olsaydım pişman bile olamazdım, iclal'le oturup yüzleşemezdim. onu sevmediğimi ona söylerken yaptıklarının da kötü olduğunu ona söylerken araya yalan da katıştırırdım. ama ona olanı biteni açıklıkla anlatmıştım ve o da pişman olup manolya'dan özür dilemişti.
kötü bir insan olsaydım, değersiz olsaydım, babamın ölümünün ardından anneme ve bana ödenen o geç tazminat için beni tartaklayanlara dürüst olmazdım. onlardan babasız geçirdiğim on yıldan fazla zaman için hesap sormazdım. bana yaptıkları psikolojik ve fiziksel eziyet için onlara dava açamazdım, değersiz olsaydım.
senelerce manolya hakkında yanlış düşünmüştüm, manolya'yı okula ve etrafımdaki insanlara kötü tanıtmıştım ve onu çok üzmüştüm. değersiz bir insan olsaydım, başrolünde manolya'mın olduğu bir oyunu üç dört kişi izleyecek olsa bile sahneletmiş olmazdım, ki bütün okul izlemişti. merak, insanları harekete geçirir.
manolya'yı hayatımda istiyordum.
manolya'yla değerlenmek değil, manolya'yla mutlu olmak istiyordum.
beklemekten ve kendimi yiyip bitirmekten sıkılmıştım.
hızla yerimden kalktım ve onun oturduğu masaya doğru yürüdüm. bir çırpıda eşyalarını topladım, onun şaşkınlığına ve sorularına fırsat vermeden tabldotu da diğer elime aldım ve ona yaklaşıp: "beni takip et." diye fısıldadım.
ne olduğunu anlamadan peşimden geldi.
önce tabldotu tezgaha verdim, sonra manolya'nın elinden tutup peşimden sürükledim. birlikte tiyatro salonuna geldik. adımlarımı yavaşlattım ve manolya'yı en öndeki koltuklardan birine oturttum. sonra eşyalarını da onun yanına bıraktım ve sahneye çıktım.
onun gözlerine bakmaya devam ederken bana şaşkın şaşkın gülümsemesini izledim.
"biri var." dedim, "seninle değer bulmak için değil seninle bir yol yürümek için senden izin isteyen." gözlerinin dolmaya başladığını gördüm. "bu tiyatro sahnesinde o kalbini paramparça ettim biliyorum, ama istiyorum ki birlikte bir yola adım atalım ve o yol boyunca kalbini bir daha kırmayayım. sana bunun için söz verebilirim."
ağlak bir yüzle gülmeye çalıştı.
"ver öyleyse sözünü."
"ben turan, manolya'nın turan'ı, ya da menekşe'nin tahir'i değil. manolya'yı çok seven turan. evet kalbim sana ait ama ben senin de dediğin gibi kendi değerimden haberdar olmalıyım. manolya'mın kalbine benim elimle bir taş değmemesi için elimden geleni yapacağım. başka eller o kalbi kırabilir, hayattır bu, ama sana zarar vermek isteyen karşısında hep beni bulacak. biliyorum ki sen de bana tek bir zarar gelsin istemezsin, beni bir anne şefkatiyle korursun. birbirimizin eksiklerini tamamlayacağımıza inanıyorum, seni çok sevdiğimi bil istiyorum, bunu artık korkmadan söylemek, elini tutmak ve benimle ol istiyorum."
ellerini çenesinin altında birleştirip ağladı, güldü, sonra tekrar ağladı.
"cevap vermeyecek misin?" diye sordum ona.
usul hareketlerle yerinden kalktı, sahneye çıktı ve bana kocaman sarıldı. cevabımı almış olmanın mutluluğuyla kalbim havalandı ve bu mutluluğun karşılıklı olduğunu bilmek beni dünyanın en mutlu adamı yaptı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
manolya | texting
Historia Cortatamamlandı ✔️ *bu şehri güzel kılan sensin. 6221 31321