1 gün önce
turan'ın ağzından
alkış tufanı koptuğunda ruhumdan da bir şeyler koptuğunu hissettim. sonunda oluyordu, yazdığım hikaye ve senaryolar sahneye taşınıyordu. bunun ilk adımı da işte bu sahnede atılmış olacaktı. on dakika kalmıştı.
okulumun tiyatro kulübünün düzenlediği yıl sonu etkinliğinde sahneye konacak senaryo benim senaryomdu, müzikler bana aitti, oyun sonu konu bütünlüğünü sağlamak adına söyleyeceğim ufak bir şarkı bile bestelemiştim.
her şey mükemmeldi.
seyirciler velilerden ve okulun her bölümünden öğrencilerden oluşuyordu, gösteri bugünkü yıl sonu etkinliğinin bir parçası olduğu için bu kadar seyirci vardı, belki de sadece tiyatroya davet edilmiş olsalar bunca kişi olmazdı salonda. açılmamış perdenin sol kenarından salondakileri izliyordum, arkamda koşturmakta olan oyuncuların telaşı beni fazla alakadar etmiyordu.
salondaki seyirci koltuklarının ikinci sırasında, ortalara doğru bir yerde oturmuş olan anneme baktım. gergin görünüyordu. ona bir sürprizim olduğunu söylemiştim. sürprizlerden hoşlanmadığını biliyordum, özellikle benden gelebilecek bir sürpriz onu korkutuyordu. bunu gözlerinde görebiliyordum.
gülümsedim ve gözlerimi sürprizi yapacağım asıl kişilere çevirdim. salonun sol kanadında kalmışlardı. manolya ve ailesi. babası gergin bir biçimde telefonuyla ilgilenirken manolya ile annesi de hararetli bir şekilde bir şeyleri tartışıyorlardı.
salondaki seyircilere gösterinin başlamak üzere olduğu anonsları ulaşmaya başlayınca, perdeden uzaklaşıp sahnenin arkasına çekildim.
işte başlıyordu.
sahneye bir çocuk ve annesi girmişti, çocuk henüz on yaşında bile değildi. annesiyle bir iddiaya tutuşuyorlardı, ilk diyalogları bununla başlamıştı.
çocuk ısrarla annesine, babasının bugün erken geleceğini söylüyordu. annesiyse çocuğa babasının bugün nöbette olacağını ve bundan dolayı da gelemeyeceğini söylüyordu ama çocuk buna inanmamakta ısrarcıydı.
sonra sahne değişti, anne ve çocuk bu kez ağlıyorlardı. çocuğun benzin istasyonunda çalışan babası, bir grup gencin saldırısına uğrayarak hayatını kaybetmişti. bu altı genç zengin züppe, olayla ilgili bütün delilleri yüksek mevkilerde tanıdıkları kişiler aracılığıyla yok etmişlerdi, çocuğun babası faili meçhul bir cinayet olarak ortada kalakalmıştı.
annesi aylarca uğraşmıştı, eşine yapılan haksızlık karşısında susmamıştı, yetkili bütün makamlara dilekçe vermiş, bazılarının bir şekilde ayaklarına kapanmıştı ama sonuç yoktu. çocuk ve annesi ortada kalmıştı. ilkokuldan terk olan annenin, evine ekmek getirecek bir kapı bulması hiç kolay olmuyordu.
kadın en son bir villada iş bulmuştu. varlıklı ailesi tarafından işe alınan kadına yalnızca bir şart sunulmuştu. çocuk, yani tahir, varlıklı ailesi'nin biricik kızı olan menekşe'ye arkadaşlık yapacaktı.
tahir annesinin bundan daha iyi maaşlı bir iş bulamayacağını biliyordu. bu yüzden kabul etti, menekşe'ye arkadaşlık, hayır, kölelik yapmayı.
tahir'le menekşe bu evde birlikte büyüdüler ama tahir bu kızın, babasını öldüren zengin züppelerden bir farkı olmadığını biliyordu. kıza katlanmak tahir'e göre oldukça zordu. kızın hiç arkadaşı yoktu ve psikolojik sorunları vardı. olmadık yerlerde anksiyete krizleri tutuyordu ve tahir bazen ona tahammül etmekte çok zorlanıyordu. menekşe'nin annesi bir gün tahir'e feci bir tokat atmıştı, tahir menekşe'nin aptal krizlerinin inandırıcı olduğundan hep şüphe duyuyordu, menekşe insanların dikkatini üstüne çekmek istiyordu, tahir bu yüzden o gün menekşe'nin atak geçirdiği an ortadan kayboldu. ortaya çıktığında menekşe hastaneye kaldırılmış, hastalığının psikolojik bir atak olduğu anlaşılmış ve menekşe'nin ailesi psikologlarla iş birliği yapmaları konusunda sağlık çalışanları tarafından sıkı sıkı tembihlenmişlerdi.
aile biraz zengin olduğundan bu durum yerel medyanın diline dolanmıştı ve menekşe'nin babası, eşine hakaret etmişti. kadın da sinirini tahir'den çıkarmıştı.
sonrasında özür dilense de, tahir bunu hiçbir zaman unutmadı. ve bunun yanında orada yaşadığı tüm olumsuzlukları... menekşe'ye olan nefreti gün geçtikçe büyüdü...
bu şekilde 11 yıl bu evde kalan tahir ve annesi, bir gün tahir'in sesini keşfeden kişiler sayesinde buradan kurtuldular. tahir inanılmaz para kazanıyor ve bir yandan da annesini ve kendisini o zindandan kurtarabildiği için mutlu oluyordu.
tahir hikayenin sonunda menekşe'nin ailesinin iflas etmesi sonrasında onlara yardım elini uzatıyordu, ama onları aşağılayarak. onlar bunu hak ediyordu çünkü.
son sahnede, tahir menekşe'nin gözlerine bakarak alaylı bir gülümsemeyle şarkı söyleyecekti. yani sıra benimdi. bu sahnedeki hiçbir oyuncunun bir sahneyi bunca yaşayarak oynayacağını düşünmüyordum. çünkü tahir bendim ve bu benim hikayemdi. babamı elimden alan menekşe ve ailesi gibi birçok kişi yüzünden çocukluğum depresyonlarla geçmişti. evet, bu aile hiçbir şeyimi eksik etmemişti, menekşe ile aynı okullara gitmiş, aynı öğünleri yemiş, aynı kalitede oyuncaklara sahip olmuştum. ama... hiçbir şey bu gibi insanlarla aynı çatı altında yaşamamı kolaylaştırmamıştı.
tahir'den farklı olarak para kazanma şeklim şöyle olmuştu, babamın katilleri olan o bir grup gencin mensup olduğu büyük ailenin en yaşlısı ve bütün mirasın sahibi olan yaşlı adam ölürken bu adilere zırnık bırakmamıştı. bütün mirası bana ve anneme bırakmış ve ardından bunun, bir adamı, harika bir babayı ve dünyanın en anlayışlı hayat eşini öldürmenin kefaleti olmayacağını, ama en azından bunu yapabildiğini söyleyen bir mektup da bırakmıştı.
şarkımı söylerken sahnedeki menekşe yerine gerçek menekşe'nin, yani manolya'nın gözlerine baktım. sonra annesinin gözlerine, sonra babasının gözlerine... gözlerindeki şaşkınlık keyfimi yerine getirmişti. manolya'nın gözleri dolu doluydu. gülümsemem yüzümde solmadan gözlerimi annemin gözlerine kilitledim ama annemin gözlerindeki bakış gülümsememi katletmişti.
annem hayal kırıklığı dolu gözlerle bana bakarken beni onaylamadığını bağırarak haykırıyor gibiydi..
şarkının son kısmına gelmiştim ama kelimeler boğazıma dizilmişti.
kekelemeden şarkıyı bitirmeye çalıştım. gözlerimi tekrar manolya ve ailesinin olduğu tarafa çevirdiğimde sandalyelerin boş olduğunu gördüm. gözlerimle onları aradım, salondan çıkmak üzereydiler.
şarkının son nakaratına girmiştim, kapıdan önce manolya'nın babası çıktı, sonra annesi.. sonra... manolya aralık kapıdan çıkmadan önce kafasını çevirip uzağı seçemediğini bildiğim gözleriyle sahneye doğru bakındı ve sonra bana odaklandı. acı bir gülüş dudaklarını kaplamıştı.
pişman olmayacağımı düşünsem bile ilk defa o an, manolya'nın bakışlarının anlamlı olduğunu düşündüm, kalbime oturan yumruyu görmezden gelerek şarkımı tamamladım ve yanıma yaklaşan oyunculara bakıp gülümsedim. kopan alkış tufanıyla birlikte onlara kısık sesli teşekkürler ettim, el ele tutuşup seyircilere selam verdik.
sahneden oyuncularla birlikte ayrılmadan önce yine gözlerimle annemi aradım salonda, yoktu.
sonra gözlerimi kapıya çevirdim. annem çıkmış gidiyordu, kapı sonuna kadar açılmıştı.
ama manolya.. oradaydı.
hıçkırıklarına aldırmadan ona alayla gülümsedim, ama iyi değildim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
manolya | texting
Historia Cortatamamlandı ✔️ *bu şehri güzel kılan sensin. 6221 31321
