twenty two

1.7K 186 243
                                        

|3 Temmuz, 10:03|

Harry yüzünde ufak ufak dokunuşlar hissetmeye başlayınca mırıldanarak tavana doğru döndü, bunu yapınca bu sefer de karnında bir ağırlık hissetti. Ardından göğsünün üzerinde. Ve en son da çenesinde yumuşak bir baskı.

Göz kapaklarını zorlukla aralayabildiğinde yaptığı ilk şey ellerini üzerindeki bedenin beline yerleştirmek oldu. Louis onun çenesindeki dudaklarını dudaklarına çıkardı, oraya da minik bir öpücük kondurdu.

Harry'yse sanki rüyada gibiydi; gözlerini yeniden kapatmış, kendisini tamamen Louis'ye bırakmıştı. Louis onun yanaklarını da öptükten sonra kucağından kalkmak için bir hamle yapınca Harry belinde duran elleri sayesinde onu durdurdu, vücudunu yeniden kendisine yapıştırdı. "Gitme."

"Gitmiyorum, gidiyoruz. Kalk hadi pazar kahvaltısı yapacağız ya, dün akşam tamam demiştin."

"Lou..." Harry iç çekti, ardından onu sıkıca tutarak yanına yatırdı, kendisi de o tarafa döndü. Sevgilisinin bel boşluğunu hafif hafif okşarken dudaklarının üzerine bir öpücük bıraktı, yaklaşık iki saniye sonra bir şey aklına gelmiş gibi geri çekildi. "Umarım ağzım kokmuyordur şu an."

Louis gülerek başını iki yana salladı ve ellerini onun yanaklarına koydu, başparmaklarıyla elmacık kemiklerini nazikçe okşadı. "Bizim için iki gün önce yer ayırttım, kalkmayacak mısın cidden?"

Harry uykulu gözlerle onu izlerken başını boynuna gömdü ve "Mhmm." diye bir ses çıkardı, yerinden oldukça memnun gibiydi. Bir de Louis ellerini saçlarına yerleştirip hafif hafif okşamaya başlayınca, Harry'nin keyfine diyecek kalmamıştı.

Ama Louis'nin açlıktan midesi kazınıyordu, bir an önce lezzetli bir şeyler yemek istiyordu. Bu yüzden Harry olduğu yere çok yerleşemeden yataktan kalktı, onu da çekiştirmeye başladı. "Kalk hadi."

"Çok erken değil mi? Biraz daha yatakta kalsaydık..."

Harry ona masum masum bakınca Louis güldü, yatağa doğru eğilip burnunun ucunu öptü. "Çok tatlısın ama olmaz, hadi lütfen kalk."

Louis üzerine eğilince Harry bu fırsatı tabii ki kaçırmadı ve onu yeniden kucağına çekti, boynunu öptü. Onun bunu ne kadar çok sevdiğini biliyordu, ama Louis için en büyük zevk her zaman yemek yemekti. Her zaman da öyle kalacaktı. Bu yüzden onun oyununa gelmeyip yeniden kolları arasından kurtuldu.

"Ben salona gidiyorum, seni bekleyeceğim. Sen de çabuk kalk, duşa gir ve üstünü giyip yanıma gel."

Harry önce onun pürüzsüz suratına, sonra yeni yıkandığı belli olan yumuşacık saçlarına ve en son da üzerindeki kıyafetlere baktı. "Benimle bir kez daha duşa girmek ister misin?"

Louis onun söylediği şeyden sonra göz kırptığını görünce güldü ve "Aptal..." diye mırıldandı. "Gidiyorum hadi, kalk şu yataktan."

O odadan çıkınca Harry oflayarak yerinden kalktı, dolaptan çıkardığı havlusunu omzuna atıp banyoya girdi. Bu sırada Louis de salondaki büyük koltukta televizyona bakarak ne kadar mutlu olduğunu düşünüyordu.

Son bir haftadır hayatında işler hiç olmadığı kadar yolunda gidiyordu ve o bu durumdan çok memnundu. Harry'yle birlikte olduğu her an yüzü gülüyordu, gözü ondan başkasını görmüyordu. Harry için de durum aynıydı, hatta ilişki başladıktan sonra çok daha ilgili bir hâle bürünmüştü. Hiç öyle Louis'nin korktuğu gibi kötü, ilgisiz davranmıyordu.

Arkadaşları da onlar adına çok mutluydu, özellikle Liam. Arkadaşının sonunda doğru kişiyi bulduğunu düşünüyordu ve belki Louis'den bile daha mutluydu.

the great escape | l.s.Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin