Kapsül

40 37 1
                                    

Boğazındaki acı ile gözlerini kirpiklerini birbirine bastırarak zorla açmıştı. Ona verdikleri ilaç tüm bünyesini altüst etmişti. Tüm bunlar umrunda değildi. Tek istediği kardeşine tekrar sarılabilmekti. Sıcacık yataklarında birbiriyle ışığı kim kapatacak diye tartıştıkları o güzel anlara dönmekti tek dileği.

   Bu sefer bir yataktaydı, üstümde beyaz bir örtü vardı. Altına serilmiş çarşaf ve yastığımda beyazdı. Duvarlar gözlerini kapatmadan önceki halindeydi, şeffaf. Dışarıyı inceleyebilmek için yavaşça doğrulurken tüm bedeni sanki ondan iki kat daha ağırdı. Ama buna aldırmadı.

Kimse yoktu bu camların ardında. O içinde bulunduğu bu odaya kapı bulunmadığı için nasıl girdiğini düşünürken camın üzerinde bir ekran belirdi ve gözüne gelen ışıkla irkildi. Ekranda ismi, yaşı, boyu, kilosu, nabzı ve bunun gibi birçok parametreyi okumasının ardından şeffaf cam sanki daha da şeffaflaşıp yok olmuştu. Bir kapı boyutundaki bu dikdörtgen onu o kadar şaşırtmıştı ki küçük dilini yuttuğuna yemin edebilirdi.

Ne kadar korksa da bedeni daha cesurdu. Kolunu yavaşça kaldırırdı ve parmaklarını oraya doğru uzattı. İçinde bulunduğu odadan çıkış buydu. Elini bu odanın dışına uzatabileceğini gördüğünde kurtuldu sanmıştı birkaç saniyeliğine. Ama daha yeni başlıyordu bu bilinmezin içine çekilmeye.

Daha sonra tüm bedenini bu boşluktan camın ardına doğru çekti. Attığı ilk adım artık uyandığı odadan onu çıkarabilmişti. Etrafta bunun gibi bir sürü oda vardı ve bu odaların içinde kimse yoktu. Bir umut bu odalara göz gezdirerek Duru'yu aradı ve kimsenin olmadığına kanaat getirdi.

Ve bu daracık koridorda donuk bakışlarıyla beraber yürüyordu. Saraydaki koridorla uzaktan yakından alakası yoktu. Kısacık bir an da olsa aslında oraya alıştığını ve özlediğini farketti.

Uzun koridorun sonuna yaklaştığında karşıma bir oda çıkıvermişti ama şeffaf değildi. Daha da yaklaşıp az önce olanların burada da olmasını diledim. Ve sola doğru yaklaştığımda gözüme bir ışık çarpmış ve muhtemelen yine kimliğim doğrulanmıştı.

Odaya girdiğinde Duru'yu gördü ve ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Koşa koşa sarıldı biricik kardeşine. Duru Ecrin'in aksine dayanamamıştı ağlıyordu hüngür hüngür.

İkiside birbirlerinin iyi olduğuna inandıktan sonra sıra başlarına gelenleri konuşmaya gelmişti. Gelecekte olduklarından zaten eminlerdi. Ama Buğra ile aynı paralel gelecekte miydiler?

Nereden bulaşmıştık bu zamanda yolculuk işine? Duru yavaşça tek tek burada yaşadıklarını anlattıktan sonra ben de gördüğüm ve yaşadığım her şeyi anlattım. Büyük bir şok içerisindeydik. Daha sonra içeriye bir kadın girdi ve konuşmaya başladı.

"Merhaba, tesisimize hoşgeldiniz. Doktorumuz sizinle görüşmek istiyor. Beni takip ederseniz çok sevinirim. "

Düşüncelerini okumayı tercih etmiştim onu dinlemek yerine. Endişeliydi ve düşündüğü tek şey minik kız kardeşiydi. Dinlemiştik söylediklerini ve önce büyük bir odadan geçip daha sonra ağaçlık bir alanda beklemeye başlamıştık.

Temiz havayı ciğerlerimize toplayıp kendimize enerji topluyorduk bu sayede. Verdikleri ilacın etkisi hala bünyemdeydi ve beni sersemleştiriyordu.

Kuş cıvıltılarını geride bırakıp tesise biraz uzak alandaki odaya doğru ilerliyorduk. Duru'nun elini bir saniye dahi bırakmıyordum. Tekrar onu kaybetme duygusu beni altüst ediyordu.

Ve uzun bir yolculuğun ardından geldiğimiz odada bize kendini ilk tanıtan bir doktor olmuştu. Bir sürü soru sormak istesem de niyetini anlamadığım için zihnini okumayı deniyordum.

Sirius-Felsefe TaşıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin