5.Bölüm

124 89 47
                                    

Bu bölümde biraz bilimle haşır neşir olacağız. Şimdiden iyi okumalar. 💜

Buğra Duru'dan hiç beklemediği kadar çok etkilenmişti.
Duru çok güzel bir kız bunu kabul ediyordu ama ona inanmak için deli olmak gerekiyordu. O kadar güzel bakıyordu ki  kahverengi gözlerinde kaybolmak istiyordu. Beline doğru uzanan altın sarısı saçları, taze meyveleri andıran teninden yayılan kokusu...

Bir süredir buraya ait değilmiş gibi hissediyordu. Sanki başka bir tarihte, başka bir zaman diliminde olmalıymış gibi. Ona böyle hissettiren Duru'dan başkası değildi. O başka bir tarihe aitti ve Buğra da onunla olmak istiyordu.

Ne yapmıştı ona? Onu bu kadar etkileyen neydi? Bakışları mı yoksa her şeyden habersiz halleri mi? Büyü mü yapmıştı yoksa? Fal bakan saray kadınlarına gitmeyi düşünmüştü kısacık bir an.

Farklı farklı ülkelerde fen bilimleri üzerine ihtisas yapan biri orada görülse neler söylerlerdi.
Kendini odadan dışarı atıp Duru'nun kaldığı odaya doğru yürümeye başladı.

Kapının önünde duran kapıcılara geldiğini söylemelerini emretti. İçeriden kısa bir süre ses çıkmadı. İçeri girdiğinde kapıcılar arkasından kapıyı kapattılar. Duru çok endişeli duruyordu, bir şey olmuş olmalıydı.

"Kendimi buraya gelmekten alıkoyamadım. Söylediklerin kafamın içini rahat bırakmıyorlar. Böyle bir şey nasıl mümkün olabilir?" dedi. Duru konuşmak istiyordu ama biri sanki onu susturuyor gibi kısacık bir an bekledi.

"Sana söylemem gereken bir şey var. " dedi ve perdenin arkasından iki kişi çıktı. Neler dönüyordu burada?

Biri diğerini takip edecek şekilde çıktılar oradan ve temkinli adımlarla onlara doğru geldiler. Önden gelen kızı seneler öncesinden tanıyormuş gibi hissetti. İçini bir huzursuzluk kapladı ve soramadan edemedi. 

"Sizi tanıyor muyum?"
"Mümkün değil şehzadem. " dedi. Saraydaki diğer insanlar gibi şehzade olduğunu düşünüyordu. Belli ki onu yakından tanımıyordu. Duru'nun da içinin rahat etmesini istiyordu. O yüzden önce onları tanımak yerine konuşmaya başladı. 

"Ben aslında bir şehzade, bir varis değilim. Padişahımız beni evlatlık alıp önce enderunda eğitti. Daha sonra ülke ülke gezdim ve onlardan yenilikleri buraya getirdim. 2 yıldır bu saraydayım. Padişah ise benim üzerime çok düştüğü ve sevgisini her an gösterdiği için herkes benim şehzade olduğumu düşündü. Bunları bilen de çok az kişi var sarayda. " Rahatlamıştı. Bu kadar şeyi anlatması belki çok yanlıştı ama önemli olan Duru'nun ona inanmasıydı. Ve o da gülümseyen gözlerle bakıyordu.

Sonra konuşmaya başladı hala daha yakın hissettiği kız.
"Ben Özge. Sizi tanımıyorum zaten, saraydaki insanlara sorduğumda şehzade olduğunuzu söylediklerinden ben de böyle hitap etmek istedim. "

Haklıydı, böyle düşünmekte. Duru da öyle zannetmişti.
"Bizim başımız çok büyük bir belada. Duru da bize yardım edebilecek tek kişinin siz olduğunu söyledi. " dedi. Ve bela kelimesini saniyesinde unutmuştu, çünkü Duru ona güveniyordu. İçini tuhaf bir his kapladı. Mutluluk mu diyorlardı buna?

Tek konuşmayan kişi yanındaki kızdı. O da afallamış görünüyordu. Ama kendini toparlayıp o da bir şeyler söyledi.

"Ben Ecrin, insanların düşüncelerini okuyabiliyorum. Ve evet buraya nasıl geldiğimi bilmediğim için afallamış durumdayım. " dedi. Az önce hissettiklerinin yerini  korku devraldı. Bu kız düşünceleri okuyabiliyor ve az önce Duru için neler söylemişti, kendine bile itiraf edemediği.

Sirius-Felsefe TaşıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin