ღ
Evimin kapısını bana bakan beş çift göze açtığım an, bela, diye geçirdim aklımdan.
Chaerin iyiydi, aramızda çözülemeyecek kadar büyük bir problem olmamıştı bugüne kadar fakat aynı kampüste olduğumuzdan ne tür bir çevreye sahip olduğunu biliyordum, eve getirip durduğu arkadaşları sayesinde ise evimde bir ünlüyü barındırmama nasıl bir tepki verecekleri kapıyı açtığım an gözümde canlanmıştı. Belki benim başıma bela açmazdı bunlar, ama Jungkook için aynı şeyi söyleyemezdim.
Bu yüzden kapıyı açmam ile kapatmam bir olmuştu.
Zile basmaları, Chaerin'in anahtarını evde unuttuğu çıkarımına yol açarken tekrar çalan zil sesini umursamadan mutfağa koşturdum. Kucağındaki bebeğe büyük gözlerle bakarken bir şeyi çözmeye çalışıyormuş izlenimi veren Jungkook, onu bıraktığım yerdeydi ve mutfağın girişinde durup "Çabuk!" diye seslenmeme irkilmişti. "Çabuk odama gir, ev arkadaşlarım geldi!"
"Ne?" dedi kafası karışmış bir şekilde, ancak onun olayı algılamasını bekleyemeden onu odama sürüklememe izin vermişti. Kucağından Yuri'yi alıp "Sen burada bekle ve sakın dışarı çıkma," diyerek onu uyardım. Ardından zile durmadan basarken kapıyı açmamı söyleyen Chaerin'in sesine doğru yürüdüm ne açıklama yapacağımı bilmeyerek.
Neden gelmişti sahi? Geceyi başka yerde geçireceğini söyledikten sonra dört arkadaşıyla eve dönmesi ayrı sinirimi bozarken, Jungkook ile geçirdiğim nadir vakitlerden birinin çalınmasına ayrı sinirlenmiştim. Yine de kapıyı açtıktan sonra suratıma geniş bir gülümseme kondurmaya çalıştım.
"Kızım niye suratımıza kapıyı kapatıyorsun?" dedi bir hışımla, beni gördüğü anda. Yanında garip bir ifadeyle bana bakan arkadaşlarına bir bakış atıp kucağımdaki Yuri'yi işaret ettim."
"Bebeği yatakta tek bırakmıştım, birden ağlayınca düştü sandım ve ne yaptığımı bilemedim herhalde. Geçsenize."
"Kardeşin falan mı?" diye sordu kızlardan bir tanesi içeri geçtiğinde. Bir Yuri'de bir de bende gezinen bakışları yargılar bir şekilde bakıyordu, fakat umursamadım çünkü bu kızı farklı bir bakışla görmemiştim daha önce hiç.
"Hayır, bakıcılık yapıyorum."
Bir şey demeden yanımdan geçip gittiğinde gözlerimi devirdim, asıl problem şimdi başlıyordu. Kızlar oturma odasına geçmişti, oturdukları yerin de dış kapıya giden yola direkt baktığı düşünülürse Jungkook'u onlar oradayken evden dışarı çıkmam neredeyse imkansızdı.
Yuri ile birlikte odama girip kapıyı ardımdan kapattığımda, Jungkook'u kitaplığımdaki kitapları inceler bir halde buldum. İngiliz Edebiyatı okuduğum için kitaplarımın geneli İngilizceydi, bu yüzden ödev olarak verilen bir romanı elinde tuttuğundan haberi yoktu. Geldiğimi fark ettiğinde kitabı yerine bırakıp ellerini ceplerine koyarak bana döndü ve "Ee?" dedi.
Sıkıntıyla iç çektim Yuri'yi yatağa yatırırken, etrafına yastıklar koyarken bakışları bendeydi. "Bu gece gelmeyeceğini söylemişti ama yanında dört arkadaşını da getirmiş, neden bilmiyorum."
Jungkook'un suratında oluşmaya başlayan gülümsemeye bakılırsa, yakalanma ihtimalini benim kadar umursamıyordu. "Tüh, burada kapalı kaldım desene."
"Neden bu kadar rahatsın? Şu an salonda oturan beş kişiden birisi senin burada olduğunu bilirse ortalığı ayağa kaldırır, sadece söylüyorum."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
enchanted
Fanfiction[askıda] Dünyaca ünlü BTS grubunun en küçük üyesi Jeon Jungkook'un, minik bir barda şarkıcılık yapan Park Chaeyoung'a aşık olması herkes için beklenmedik olur.
