Cennet diye adlandırdığımız şey neydi ki? Kimin cennetiydi? Eğer ölseydik beyaz bir ormana mı gidecektik, yoksa uçsuz bucaksız bir gökyüzünde mi olacaktık? Bir bulutun üstünde mi, yoksa kuş tüyünden yataklarda mı yatacaktık?
Peki bir balık ölünce cenneti deniz mi olacaktı? Bu hayata dönmesi gibi miydi, yoksa ölümsüz olması gibi mi? O zaman balık neden hala yaşıyordu, ölümün ne kadar güzel olduğunu bilmediğinden mi?
Ya balık ölümün kıyısından dönseydi? Sonra intihara kalkışmaz mıydı? Cennet belki de onun için yaratılmış; masmavi, güneş ışıklarının süslediği, dalgaların kendisini hafifçe gezdirdiği bir denizdi. İşte o zaman balık ölmek istedi. Ölümsüzlüğünün ölümünde olduğunu tattı. Dalgalar onu boğuyordu fakat o mutluydu. Onun cenneti buydu. Luka.
Ya deniz? Deniz ölür mü? Ölebilir mi? Peki insanlar denizi öldürdüğünde denizin cenneti nedir? Tekrar dalgalarına kavuşmak mı? Mavilerini geri almak mı? Güneşte kavrulmak mı? Yoksa balıkları savurmak mı?
Denizin kalbi var mıydı? Balıklar mıydı? Balıkların cenneti olmak da denizin cenneti gibiydi. Küçük kalplerine kocaman bir denizi sığdırmaya çalışan balıklar. Oysa deniz kocaman değildi, deniz sadece hislerinden ibaretti. Dalgaların şiddetlenmesi, durulması , coşması. Her şey denizindi, ona aitti. Denizin hisleri ise sadece bir balıktan ibaretti. Balık onun bir parçası olduğu için deniz mutluydu. Onun cenneti buydu. Marinette.
—————
Kokun benim cennetim,
İçime çektiğimde, her zerreni öper kalbim.
Gülüşün benim cennetim,
Duyduğumda, her notasını yazar kenara zihnim.
Deniz,
Benim masmavi denizim,
Sensin benim cennetim,
Sana olan sevgim,
Vazgeçilmezim, dudaklarında boğulma isteğim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
sea || lukanette
Fanfic'parmaklar, bir sanat eserinin üzerinde dans eden parmaklar, ustaca dans eden parmaklar.' -- 26 temmuz 2019 ona olan sevgimin taşması - cümlelerimi hissedip kocaman bir denizin küçük balığını koruduğu gibi her kelimemi saran o kıza sevgilerimle. @f...
