"Ah!" Bir şaşkınlık ve kırgın, kızgın bir ses yükseldi odanın girişinden. Bu istemsizce çıkan ses ile oradan kaçmak istedi sesin sahibi. Biraz sendeledi, ardından geri çekilmeye çalışırken duvara yaslanmış tuval yığınına çarptı; tuvaller kayıp devrilirken çocuk yere düştü. İşte deniz ve balığının en güzel anı böyle kesilmişti.
İkili gözlerini kırpıştırıp birbirlerinden ayrıldılar istemeselerde. Kalpleri bu sefer biraz korkudan çarpıyordu. Ve bu atış bir dakika içinde yeterince fazlaydı. Fakat Luka sanki kalbi yanacakmış gibi hissetti. Bu sefer kalbini yakan küçük kırmızı balığına olan aşkı değildi. Öfkeydi. Bu anı bölen kişi. Adrien. Deniz onu balığını yakalamaya ve ona zarar vermeye çalışan iğrenç bir ağ, olta, balıkçı gibi görüyordu. Uzak dur ondan.
Elindeki kutuyu fark etmeden birazcık sıkıştırdığında Marinette'in sesi duyuldu. Böylelikle aşığının eli gevşedi, ah o huzur verici kadın. Her şeye iyi geliyordu. "İyi misin? Yardıma ihtiyacın var mı?" Ah şu kız ve tatlı kalbi yok muydu? Çok masum ve temiz bir soruydu ama sevgilim dünya seni kaldırabilecek kadar güzel değil. Bu çocuk da öyle, kendisi kalkabilirdi sadece öylece düşmüştü; omzuna yaslı iki üç tuval vardı kaldırsaydı ya ne kadar zor olabilirdi ki. "O-olur aslında, evet lütfen."
Sevdiceği çocuğa ilerleyince elini beline koyup hafifçe sıkarak durdurdu. Hazinesini, meleğinin yaptığı kutuyu, masanın üstüne bıraktı yavaşça ardından çocuğa ilerledi. "Çok yardıma ihtiyacın varmış ya sevgilimi yormayayım dedim." Sesi o kadar net çıkmıştı ki, sevgilim kelimesini bastıra bastıra söylemişti. Kelimenin ağırlığı Adrien'a sanki üstüne yüze yakın tuval düşmüş gibi hissettirmişti. Luka tuvalleri zarar görmesinler diye uğraşarak kaldırıyordu. Arkalarında bıraktıkları balık, erimişti. Kırmızı yanakları olanları algılamaya çalışırken kelime ellerinin titremesine sebep olmuştu, bacakları o andan beri tutmuyordu zaten masaya yaslandı hemen.
Az önce yardıma ihtiyacı olan Adrien'ın içi titremişti Luka tuvalleri çekerken aniden hızla kalktı. "Evet Marinette'i yorma değil mi? Aferin sana akıllı çocuk, tek başına mı düşündün bunu." Luka'nın omzuna çarpıp bir hışımla kapıdan çıktı. Luka onu boğmaya hazırlanırcasına burnundan soluyarak kapıya gidiyordu ki sevgili balığı beline sarılmıştı. "Gitme lütfen, sevgilinle kal." Luka içine çektiği bütün nefesi bir anda vermişti. Ah evet bu kadın onun cennetiydi, ona kavuşmak için artık ölmesine gerek kalmamıştı. Yaşarken cenneti kollarında hissettmişti. Dönüp kollarını onun etrafına sardı.
"Seni seviyorum." "Seni seviyorum."
————
Avuçlarıma sığmayan deniz,
Kalbime nasıl sığdı?
Ruhumdan taşan sevgim,
Seni nasıl sardı?
Peki sen sevdiğim,
Bilir misin hayatımı yaşadığım anların,
Seni severken olduğunu.
Çünkü sensiz ben,
Yaşamak diyemem o ruhsuza,
Sen ruhumu tamamladın,
Hayattayken geldim geri dünyaya.
Dudaklarında aldım ilk nefesimi.
Ölene dek,
Seveceğim seni.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
sea || lukanette
Fanfiction'parmaklar, bir sanat eserinin üzerinde dans eden parmaklar, ustaca dans eden parmaklar.' -- 26 temmuz 2019 ona olan sevgimin taşması - cümlelerimi hissedip kocaman bir denizin küçük balığını koruduğu gibi her kelimemi saran o kıza sevgilerimle. @f...
