Birden ayağa kalkıp Cem'e baktım . O da benim ona baktığım gibi şaşkın bakışlarını bana yolluyordu .
"Cem Salak gibi bakma bir şey yap!" Diye bağırırken birden adamlarımızdan biri içeri girdi .
"İstanbul hanım polisler etrafı sardı sizi hemen burdan çıkarmalıyız " derken elini belime koyarak beni odadan dışarı çıkarıp dar koridora doğru yönlendirdi .
Dönüp Cem'e baktığımda adamların yanına koşup malları toplamaya yardım etmeye başladığını gördüm .
Yanımdaki adamın beni durdurup dizlerine çöküp ellerini üstüne basmam için birleştirdiğinde yukarıdaki camı fark ettim .
Adamın elline basarak ellerimle cama tutunup kendimi yukarı çektim . Diğer tarafa dönüp camdan aşağı atladım .
Polislerin arka tarafa doğru geldiklerini adımlarının sesinden anlıyordum .
Etrafıma bakınıp bir çıkış yolu aradığımda yanımdaki ağacı görüp son bir güçle tırmanmaya başladım.
Tırmanabileceğim kadar yukarı tırmanıp kalın bir dala oturup , aşağıyı izleme başladım.
Polisler tam ağacın yakınlarında dolaşırken telefonum çalmaya başladı . Telefonumu her zaman sessizde bıraktığım için bir sorun oluşturmadı . Arayana baktığımda yabancı numarayı görüp meşgule attım . Bir kaç saniye geçtikten sonra tekrar telefon çalınca bu sefer sinirlenip tekrar kapattım .
Polisler hala etrafdan uzaklaşmamıştı . Mesajın geldiğini fark edince telefonu bir hışımla açıp mesaja baktım .
"İstanbul seni merak ediyorum , telefonlarıma cevap ver.-Rüzgar"
Bu çocuk gerçekten çok garipti . Şimdide beni merak mı ediyordu . Bununla ne yapacağımı gerçekten bilmiyorum .
"Hey yukarıda biri var!" Beni düşüncelerimden sıyıran sese baktığımda bir polisin işaret parmağı ile beni gösterip diğer polislere seslendiğini gördüm . Evet istanbul seni tebrik ederim resmen sıçtın yani. Aval aval aşağı bakarken bir polisin bana nişan alıp aşağı inmemi söylemesiyle birlikte hemen aşağı atladım .
Polis hala bana nişan almış bir şekilde tetikte bekliyordu . "Ellerini yukarı kaldır" diye emrettiğinde ellerimi hemen yukarı kaldırdım .
"Kimsin?"
"İstanbul Çakır" gayet sakin olmama rağmen kafamda kurduğum yalanları onlara yedirebilmek için korkuyoruş gibi gözükmem gerekiyordu .
"Burda bulunma gerekçen?"
"Sevgilimle konuşmak için gelmiştim , benim gerçekten kötü bir niyetim yoktu polis bey" diye kekelemeye çalışarak yalanıma ilk adımımı atmış bulundum.
Polis bir an affallayıp diğer polislere bakınca onlarında beklenmedik bir cevapla karşı karşıya gelmenin şaşkınlığını gördüm yüzlerinde . Benimle konuşan polis hala bana doğru nişan alıyordu .
"Ama poliscim bey , şeytan doldurur bilirsiniz . Lütfen onu biraz sağa doğru çevirseniz?"
Polis silahı indirmeyerek bana bakmaya devam etti . Birden diğer polis bana dönüp "ara bakalım o sevgilini" dediğinde gözlerim yuvalarından fırlayacaktı . Benim sevgilim yoktu ki ! Kimi arayacaktım ? Cem ? Olmaz o şuan onlardan kaçıyor . Noyan? Benden küçük birine kendimi böyle rezil edemezdim . Burak ? Vera kıskançlığından ölürdü .
Telefonumu çıkarıp zoraki muhtaç kaldığım numarayı aradım . İkinci çalışta açıldı . Telefonu hoparlöre aldım .
"Alo ? İstanbul ? Iyi misin?"
"Ah evet şey aşkım ben seni bekliyorum gelmeyecek misin?"
Aşkım mı?! Aferin sana istanbul aşkım nedir ya ? Çocukla sevgili imajını verebilmek için ciddi ciddi aşkım mı dedin yani ? Lütfen beni ele verme Rüzgar...
Bir kaç saniye sessizlikten sonra gülümsemesini belli eden bir ses tonuyla "tamam İstanbul'cum geceyi benim evde geçirmiş olmuş olabiliriz ama aşkım nedir ya ? Hiç beklemezdim senden" dediğinde yanaklarıma son gaz kan pomalandığını hissediyordum . Utancımdan ne yapacağımı şaşırıp telefonu yüzüne kapattım.
"Zamanı gençlik işte ne yaparsınız polis bey amcalar" diyip saçmalamaya başladığımda . Onaylarcasına kafalarını sallayıp burdan uzaklaşmam gerektiğini söyledikten sonra diğer ekibin yanına gittiler bende arabama atlayıp burdan hemen uzaklaştım.
Sinirden ölüyordum . Ne demek geceyi beraber geçirmiş olabiliriz ya . Beni herkesin önünde rezil etmişti . Bunun hesabını ödeyecekti . Deponun basılması , malların elimizden alınması sinirimi daha çok arttıkça gaza daha fazla basıyordum . Üç şeritli yolda makas atarak bütün arabaları geçtikten sonra dar bir sokağa saptım .
Burası bu çevredeki en işlek barlar sokağının başıydı . Arabayı kenara park edip arabadan indim . Biraz ilerledikten sonra Lacivert'in önünde durup kapıdaki sıraya baktım . Sıradaki insanların çoğu kızlardan oluşuyordu . Kapıdaki görevliye göz kırpıp içeri girdim . Dans eden insanların arasından sıyrılıp bar taburesine oturup dirseğimi bar'a yasladım.
"Hoşgeldin güzellik seni özledim" bu barmen Çetindi . Önceden ondan hoşlanıyordum . Fakat papatya gittiğinden beri hayatımdaki herkese mesafe koydum . Yani Çetin defteride 2sene önce kapanmıştı . "Hoşbulduk , Noyan yok mu?" dediğimde gülümseyip kafasıyla yukarıyı işaret etti . Teşekkür edip merdivenlere yöneldim . Lacivert kapıya yönelip kapıyı tıklatmadan içeri girdim .
Girdim girmesine ama girmez olaydım . Noyan üçlü koltukta üstündeki sarışın birhatunla yiyişiyordu . Benim içeri girmemle birlikte Noyan kızı ittip dışarı attı . Gülmemek için birbirine bastırdığım dudaklarımı serbest bırakıp kahka attığımda Noyan omzuma yumruk atıp bana eşlik etti .
"Kızım sana kapı tıklatmak denilen şeyi öğretmediler mi" diyerek üçlü koltuğuna geri oturdu . Bende odadaki buzdolabina gidip içinden bir şişe bira alıp yanına oturdum . Ona başımızdan geçen olayları anlattığımda gözünü kırpmadan beni dinlemişti . Tam konuşmam bitmişti ki Noyanın telefonu çaldı .
"Alo? Noldu? Nasıl kurtulamadı? Hassiktir geliyorum bekle."
Meraklı gözelerle Noyana baktığımda boğazını temizleyip biraz tedirginlikle "Cem , Cem'i yakalamışlar , karakola götürmüşler" dediğinde sırtımdan kaynar sular indi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Siyah Papatya
Chick-LitKayıp ikizinin izini arayan genç bir kızın hayatı ne kadar berbat olursa işte o kadar berbat bir hayat benimkisi.
