Media/ Freya
"Sana inanmıyorum." dedim ayağımı sinirle yere vurarak. Anlattıkları benim için sadece onun yaptığı bir kurgudan ibaretti. Belki de üzerimde gücünü kullanıyordu ve ben bunu fark etmemiştim.
"Kabul etmek istememen gerçekleri değiştirmiyor Ellis. Hades'i yanıltmıyorsun." Son cümlesini bana değil, kendine söylemiş gibiydi.
Duruşumu dikleştirip çenemi hafifçe kaldırdım. "Umrumda bile değil! Paranoyalarını kendine sakla." Seth'in yüzünde hayal kırıklığı gördüm. Duygularını saklama konusundaki ustalığı bile bunu örtememişti.
"Neler oluyor?" Yemekhanenin giriş kapısında dikilen iri yarı adamın gür sesiyle biraz korkarak geri çekildim. Üzerine kolsuz, kapüşonlu bir sporcu atleti giymişti. Altında da dizinin biraz üzerinde biten kısa şortu vardı. Bakışları benimle Seth arasında gidip geldi. "Sesiniz antrenman sahasından bile duyuluyor." diyerek rahatsızlığını dile getirdi. Bağırdığım için biraz utanarak başımı öne eğdim. Üstelik sohbetimiz hiç de normal değildi.
"Bir sorun yok Bay Jason." Seth onu net bir dille cevapladı. Adının Jason olduğunu öğrendiğim ve eğitimcilerden biri olarak tahmin ettiğim adam bize bir süre ters ters baktıktan sonra uzaklaştı. Gitmesiyle rahat bir nefes verdim, zira bıraktığı olumsuz hava Seth'le tartışmamızın bile üzerine geçiyordu.
Bay Jason gider gitmez ses tonumu ölçerek Seth'e döndüm. "Bak, ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok ve öğrenmeye istekli değilim."
Tiz bir kahkaha attı. "Merakın yüzünden okunuyor Ellis." dedi alay edercesine.
Tüm ciddiyetimle devam ettim. "Merak etmediğimi söylemedim ama gerçekten, öğrenmek istemiyorum. Seni tekrar uyarmayacağım, benden uzak dur." Son söylediklerimin her birini üzerine basarak söylemiştim.
Umursamazca omuz silkti. "Söz veremem."
Biraz bıkkınlık biraz da hüzünle oflayıp şakaklarıma hafifçe masaj yaptım. Sinirlerim fena halde bozulmuştu. Bir süre ikimizde sessiz kaldık. Kendimi nasıl bu duruma sokmuşum, aklım almıyordu doğrusu.
"Zamanla anlayacaksın. Şu an senin için çok erken ama benim için zaman daralıyor. Umarım, birbirimize geç kalmayız." Hissettiği hüzün, sesine yansımıştı. Seth'in şifreli konuşmalarına bir yenisi daha eklenmişti ve yine bunun üzerinde kafa yoracaktım.
"Söylediklerin beni sadece yoruyor." dedim düşüncelerimi dile dökerek. Bana anlatmak istediği her neyse zerre yol kat ettiğimi sanmıyordum. Açıkça söylediğinde de inanmıyorsun, diyen iç sesimi anında susturdum. Hiç olmadık zamanlarda ortaya çıkardı.
"İnanırsan fazla düşünmezsin ve yorulmazsın." İkimizin de çıkar noktasını söylemişti. Haklıydı ama gözüm kapalı söylediklerine inanmayacaktım. Katiyen güvenimi henüz iki gündür tanıdığım birine verecek değildim.
"Bana anlatmak istediğin her neyse, söyle ve ikimizde bu saçmalıktan kurtulalım." dedim tek nefeste. Sürekli aklımı meşgul ediyordu ve sabrım tanrıları aşmak üzereydi.
"Bunları sana anlatmam sadece daha fazla kafa karışıklığına yol açar. Özellikle de kendini kurgu yaptığıma inandırmışken." Seth, gerçekten zeki biriydi. Onunla saatlerce konuşsam da sıkılmaz veya zamanımı boşa harcadığımı düşünmezdim. Ki, bir saattir yemekhanede ayakta dikilerek saçmalamamızın başka açıklaması yoktu. "Sadece hislerine güven, sana başka bir şey söyleyemem." diyerek devam etti. Sonra da yanımdan geçip giderek yemekhaneyi terk etti.
Bir süre sadece olduğum yerde dikildim. Seth bana asla iyi gelmiyordu. Ardında bıraktığı kafa karışıklığıyla boş sandalyelerden birine geçtim. Yemekhanede o kadar fazla vakit geçirmiştik ki yemek saati çoktan gelmişti. Kızlar geldiğinde fikirlerini duymak istiyordum, yoksa bu kafa karışıklığından tek başıma sıyrılabileceğime dair hiç umudum yoktu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Zeus'un Kızı
FantasyEllis, yeni ismiyle Brielle, hiç tanıma fırsatı bulamadığı babasının göktanrı olan Zeus olduğunu öğrenir. Hera'nın lanetinden korunabileceği tek yer olan Melez Kampı'na çağırılır ve tanrı güçlerini kontrol etmeye çalışır. Fakat Ellis'in bilmediği bi...
