Lucifer

261 17 0
                                        


Daha önce dinlemediğim ama evrenin bir mesajıymış gibi bölümün son cümlelerini yazarken çalan bu şarkı, sözleriyle birlikte bölüm üzerinde bir bütün oluşturuyor. Benim fazlasıyla hoşuma gitti, kitap okurken müzik dinlemeyi seviyorsanız bunu deneyebilirsiniz. Şarkı çok eskiymiş yüksek ihtimal dinlemişsinizdir ama bana hiç denk gelmedi. 

Küçük bir not: İngilizce bilmeyenler için altyazılı ekledim. 

Herkese keyifli okumalar :)

"Ölmek için acele ediyorsun, Ellis." Bana tanıdık  olan ses, oldukça yakınımdan geliyordu. Etrafımda birilerini görmeyi umut ederek çevreme göz gezdirdim. Hiç ışık olmayan bu diyar, tüm kasvetiyle içime işlemiş ve bir parçam haline gelmişti. Tartarus... Zeus'un kızı olmama rağmen neden bana yabancı değildi?

"Kimsin?" Korkumu saklamak istesem de, cehennemin bir köşesinde bulunmak bu durumda pek yardımcı olmuyordu.

"Bir kez ölmüşken, ikincisi için şuursuz davranıyorsun." Aynı ses tekrar kulaklarımı doldurmuştu. Etrafımda göz gezdirmeye devam etsem de zifiri karanlıktan başka hiçbir şey yoktu.

Korkum tüm bedenimde yayıldı ve vücudum istemsizce karıncalanmaya başladı. Gaipten gelen bu sese karşı daha fazla tahammül edemeyecektim. "Öldüğümü mü söylüyorsun?" Aslında bende ölümden farksız hissetmiyordum, ama Seth'le karşılaşmamızdan beri içimde büyüyen Tartarus ateşi yanıldığımı düşünmemi sağlıyordu. Sürekli ölümü hissediyordum, bu yeni sayılmazdı.

Elinde büyük bir tırpan tuttuğunu gördüğüm gölge, gözüme çarptığı an anında kayboluyordu. Onu takip etmeye çalışırken sesi çok daha yakından geliyordu. "Hayır, Ellis." İsmimi yeniden tekrar etmesi korkumun artmasına yol açmıştı. "Seth seni Tartarus'tan uzak tutamayacak." Tiz bir kahkaha attı.

"Neden bahsediyorsun?" nefesim düzensizleşmişti. Kalbim yerinden çıkacak kadar hızlı atıyordu. Bulunduğum yerin Tartarus olduğunu bilmek de hiç yardımcı olmuyordu.

"Henüz ölmedin ama yakın zamanda görüşeceğiz, Zeus'un Kızı." Ses arkamdan geldiğinde, hızla sırtımı döndüm. Elindeki tırpanı havaya kaldırmış, üzerindeki pelerin yüzünü ve vücudunu gizliyordu. Yüzünün bir kısmı görünürken kendi kendime fısıldadım. "Lucifer..." Elindeki tırpanı aşağı indirirken bedenimle buluşmasını beklemekten başka çarem kalmamıştı.

"Ellis!" Seth yüzümü ellerinin arasına almış, uyanmam için bedenimi sarsıyordu. Boğuluyormuşum gibi derin bir nefesle uyanmıştım. Gördüğüm rüyanın etkisiyle nefesim düzensizleşmişti. Uzandığım zeminde doğrulurken Seth telaşla iyi olup olmadığımı inceliyordu. Kulaklarım uğuldamaya başladı, ellerimle kulaklarımı kapatıp bir süre çınlamanın dinmesi için bekledim. Bekleyişim o ana dek fark etmediğim kalkanın çatlamaya başlamasıyla son buldu. İçinde bulunduğumuz kubbe şeklindeki kalkandan kırılma sesleri geliyordu. Kalkan tamamen siyah dumanlardan oluşuyordu ve dışarıyı gözetleyemiyordum. Sanırım hala Minotor'u alt edememiştik.

Başarısızlığımız yüzüme tokat gibi indi. Savunmasız kaldıklarını düşündükçe ayaklarım bedenimi taşıyamaz hale gelmişti. "Diğerleri nerede?" dedim kalkanın içinden dışarıyı gözlemeye çalışarak. Göremiyor olsam da hiçbir şey yapmadan bekleyemezdim. 

"Benimle gel." Elimi tutarak derin bir nefes aldı. Kalkandan düşen siyah cam benzeri parçalar başımıza yağarken hızla koşmaya başladık. Adımlarımızın hızlandığı zemin bizi takip eden canavarın ağırlığıyla küçük bir deprem etkisi yaratıyordu. Hemen yanımızdan geçen Kindra, bizden ters yöne, Minotor'un üzerine doğru koşuyordu. Diğerlerinin yanına gittiğimizde Seth, beni arkasına almıştı. İtiraz etmeden yönlendirdiği şekilde hareket ettim. Neredeyse ölecek olmam aklımı başıma getirmişti. 

Zeus'un KızıBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin