Merak etmeyin yaşıyorum. Sınavlara çalışmak için silmiştim. Sahalara geri döndüm :)
~~~~~~~~~~~~~~~
Draco hala olayı atlatamamışken, iki genç arkasına baka baka şatoya doğru ilerliyordu.
Tekrar oturduğu yere geçti. Kaşları çatık bir şekilde, bugüne kadar kıza saydığı hakaretleri tek tek düşünmeye başladı. Onu kırdığını farketti ama bunun için çok geç olduğunu da biliyordu.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Ortak Salon’da durumlar aynıydı. Daha doğrusu, Hermione’de durumlar aynıydı. O da pişmandı söylediklerine. Ama iş işten geçeli yaklaşık iki saat olmuştu...
“Hermione,daha iyi misin?”
Hermione şöminede yanan cayır cayır ateşe dalmıştı.
“Hermione?...Hermione!”
“Sen dur D. Weasley. HERMİONE JEAN GRANGER!”
“Ne bağırıyorsun dibindeyim ya! Siz Slytherinler asla düzgün konuşmayı bilmezsiniz!”
“On kere seslendiler,Granger.”
Theo,uzun süreli sessizliğini bozmuştu.
“Ayrıca, onlar için konuş. Ben öyle biri değilim.”
“Seni kastetmediğimi biliyorsun Theo.”
Theo umursamazlıkla omuz silkti. Hermione derin bir nefes alarak konuştu.
“Çok sinirliyim tamam mı? Üstüme gelmezseniz sevinirim.” Hermione bu sözlerinden sonra Kızlar Yatakhanesi’ne doğru yol aldı.
≈≈≈≈≈≈≈≈≈≈≈≈≈≈≈≈≈≈
Draco, hala düşüncelere dalmış bir şekilde Kara Göl’e dalmıştı. Kalkmasının zamanı geldiğini anlayınca, şatoya girdi. Önce Slytherin Yatakhanesi’ne gitmeyi düşündü ama Theo’ya içini dökmesi gerekiyordu ve Theo, Hermione’nin de arkadaşı olduğundan, kesin Gryffindor Yatakhanesi’ndedir diye düşünüp yönünü oraya çevirdi. Kapıya vardığında, aklına şifreyi bilmediği geldi.
“Hay sikeyim!” Küçük bir feryat kopardı. “Hey, Şişko Kadın!”
“Ah, bir Slytherinli daha! Hiç yalvarma, küçük. Şifreyi bilmeden alamam.”
“Senden yardım isteyen mi var?!” Draco, hızlıca telefonunu çıkardı ve Theo’yu aradı.
Theo, Pansy’le çok saçma bir konudan dolayı tartışırken, Theo’nun telefonu çaldı.
“Kim o?” diye sordu merakla Ginny. Theo yüzünü buruşturdu. “D-Draco?” Hermione irkildi. “NE! O AŞAĞILIK SENİ Mİ ARIYOR ŞİMDİ DE! AÇMA SAKIN- ya da ben burda yokum-
“Ne oldu Draco?”
______________________
“Salazar’a şükürler olsun! Ne sikime açmadın?!”
“Şaşırdım. Bunca saat oldu. Neden şimdi arıyorsun?”
“Ah! Neden acaba? Sevgili Bu-... Bunu demek istemiyordu, hayır kesinlikle bunu demeyecekti. Nefesi kesildi. Söyleyemezdi...
“O Granger’in siktiği kafamı toparlamaya çalışıyordum! Şimdi de...İçimi sana dökmek istedim ama sen onun tarafındasın! Ne bok yersen ye! Pansy’i çağır o gelsin bari.”
“Gerek yok ben geliyorum. Neredesin?”
Draco, Başkanlar Odası’nda buluşmayı düşündü. Sonra aklına orada yaşadıkları geldi. Kavga edişleri... O Sümsük Weasley’in yerinde olmayı ne kadar istediğini itiraf etmesi... Burkulan ayağı. Ah, burkulan ayak. En çok kavga etmeden geçirdikleri tek zaman. Belki de en güzel... Hayır. Draco’nun bunları düşünmemesi gerekiyordu.
“Sana diyorum sarı civcivim!”
“Düzgün konuşsana salak! Slytherin Yatakhanesi’ndeyim. Orada bekliyorum.”
“Hemen geliyorum ekşi limonum”
“Sana düzgün konuş-” Ve Theo, Draco’nun yüzüne kapattı. Draco bunları düşünmeden hızlıca Yatakhane’ye gitti. Vardığında o çok özlediği yatağına uzandı.
※※※※※※※※※※※※※※
Hehehe umarım bölümü beğenmişsinizdirrr. Yeni bölüm ne zaman gelir bilmiyorum ama boş zamanımda temelini atmış olacağım. Görüşmek üzeree <33
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Dramione | Oda
FanfictionGözleri faltaşı gibi delirircesine açılmış ve her sözcük arasında durakladığında adımlarını bana doğru getiriyor ve bana daha çok yaklaşıyordu. Nefesi benim yüzüme çarpacak kadar yakınlaştığında, işaret parmağını uzatarak beni gösterecek şekilde bil...
