Hikayenin ilk iki bölümü sıkıcı gelirse lütfen bırakmayın okumayı. Hikayede bazı şeyleri anlamanız için bölümleri böyle yazmak zorundaydım.
İyi okumalar.
Bazen büyük yeteneklerle doğmak hiç de güzel değildir. Hele ki sizin yeteneğiniz soyunuzun sonuncusuysa.
Benim adım Kerkes. Biliyorum biraz garip bir isim ama ailemizin ileri gelenleri benimle soyumuzun küllerinden doğacağına inandıkları için bu ismi vermişler. Her neyse biz hikayemize geri dönelim.
Her şey ben doğmadan önce başlamış
Ailemizde doğan çocukların sayısı neredeyse sıfıra inmiş, doğanlarda enlilin mührüne sahip değillermiş.
Ben doğduğumdaysa benim elimde tüm enlil* sembollerinin birleşimi bir şekil vardı. Bu şekil ailemizin ileri gelenleri tarafından benim diğerlerinden daha fazla yeteneğe sahip olduğum anlamına geldiğini, ve beni ileride yaşanacak olan kötü olaylarda soyumuzu korumam için ve diğer kişilerden korumak amacıyla dünyaya geldiğimi ve benim kendi başıma hareket edebileceğim yaşa kadar gözzlerini üzerimden ayırmamaları konusunda anne ve babamı sıkıca tembihlemişlerdi.
Bu yüzden ben 13 yaşına gelene kadar ailem benim dışarıya çıkmama izin vermediler. Zamanımın çoğunu tüm temel dövüş teknikleri, liderlik ve siyaset bilimi ve normal eğitimle geçirmiş ve artık insan içine çıkmam için kendilerine yeterince güvenince bana hayatımdaki ilk özgürlüğümü tanımışlardı.
Ve normal bir insan gibi beni de okula gönderme kararı aldılar. Okula ilk gittiğimde bana sadece enlili kullanma eğitimini öğreteceklerini
çünkü bu zamana kadar bana müfredatın çoğunu öğrettiklerini düşünüyordum.
Aslında orasının dövüş sanatlarından tutun Enlil'i kullanma eğitimlerine kadar geniş bir yelpazede eğitim verdiklerini görmüştüm. Çok şaşırmıştım ve bana evde öğrettikleri şeylerin aslında benim gelecekteki halim için hazırlık olduğunu anlamıştım.
Ama onun dışında sonunda özgürdüm ve birsürü arkadaş edinip etrafındaki bana dair oluşan nefret duygusunu yok edebilecektim.
Ama etrafımdaki insanlardan sadece mühürlüler benden nefret ediyor gibi duruyordu.
Diğerleri bana olan nefret dolu bakışları ile bana bakıyorlardı. ve benimle arkadaş olmak istemiyorlar gibi duruyordu. Sadece 3-4 tane kişi hariç herkes böyle görünüyordu.
Bu biraz hoşuma gitmesede okula doğru ilerlemeye başladım. Tüm o nefrete rağmen okul gayet güzel görünüyordu.
Okulun geniş bir bahçesi vardı. Ve ağaçlar ile bir sürü gölgelik alan bırakıyorlardı. Ağaçların altında çoğunlukla üst sınıflar vakit getiriyorlardı. Sanırım üst sınıflara geçtikçe müfredat sadece enlil ve dövüş sanatlarına yöneldiği için çok fazla boş vakite sahip olabiliyorlardı.
Onun dışında insanlar grup halinde içeriye geçiyorlardı.
Ben de bana bakan garip bakışların arasından sıyrılarak herşeye rağmen mutlu bir şekilde sınıfıma doğru ilerledim.
Bugün hiçbir şeyin beni mutsuz etmesine izin vermeyecektim. İlk dersler gayet sakin geçti. Sınıf arkadaşalrımın hepsi benden en az 3-4 yaş daha büyüklerdi ama bu hiç sıkıntı olmamıştı. Ve zaten bu sınıf sadece 8 kişiydi ve bu 8 kişi benim kimliğimi bilmeselerdi eminim beni çok sıcak karşılarlardı.
Ayrıca bu sınıf okulun en genç sınıfıydı.
Sabahki normal dersler olaysız bir şekilde bitmişti. (Kimle konuşmaya çalışsam beni görmezden gelmelerini saymazsak tabi.) Bu yüzden artık bende kimse benimle konuşmuyor diye ben de onlarla konuşmaya çalışmaktan vazgeçmiştim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KERKES
ФэнтезиFantastik bir evrende yaşayan Kerkes hayatını kökünden değiştirecek olaylar zincirini başlatır. Ve bunun sonucunda masum ve arkadaş canlısı olan kerkesin yavaş yavaş yalnız ve acımasız bir karaktere bürünmeye başlar. Basmakalıp olayların dışına çıkm...
