Cin Bebek

238 7 3
                                    

1930' lu yıllardı, o dönemde hastaya doktor, dertlere çare, cinlere hoca yoktu. Herkes korkunç rüyalar yüzünden kalp krizi geçirir ama kimsenin yapabileceği bir şey olmazdı. İşte Öykü' nün hikayesi de böyle başlamıştı. Ailesini trafik kazasında kaybeden üniversite öğrencisi Öykü, bir arkadaşıyla öğrenci evinde kalıyordu. Arkadaşından yana hiçbir sıkıntısı yoktu. Ta ki o güne kadar...


Eve geç geldiği bir gün arkadaşı Yağmur' un bir kitapla uğraştığını ve Öykü' yü görünce hemen bir yere sakladığı kitapta ne yazdığını soran Öykü' ye "Hiç sadece okuyorum." diye karşılık vermişti. O kitaptan şüphelenen Öykü "Tamam." deyip geçiştirmişti ama içine bir kurt düşmüştü. Sabaha kadar gözüne uyku girmeyen Öykü sonunda uyuya kalmıştı. Uyandığında yatağının yanında bir not buldu. Notta;


"Ben bazı işlerim için uzağa gidiyorum, beni merak etme.. -Yağmur " yazıyordu.


Öykü terlikleri giyip hemen Yağmur' un odasına girip kitabı aramaya başladı. Her yere baktı fakat kitabı bulamadı.

"Sanki yer yarıldı da dibine girdi ! " dedi Öykü. Tam odadan çıkarken ayağına bir şey takıldı ve düştü. Dönüp takıldığı yere baktığında halının altında bir çıkıntı gördü. Halıyı kaldırdığında ise aşağı inen bir kapı olduğunu gördü. Kapıyı açtı ve aşağı inen merdivenler olduğunu gördü. Hemen bir fener bulup aşağıya inecekti ki birden kapı çaldı. Kalbine inecek olan Öykü hemen oraları toplayıp kapıya baktı. Gelen Yağmur' du. Sanki odasını karıştırdığını hissetmiş ve tam zamanında gelmiş gibiydi. Gözleri fal taşı gibi açılan Öykü' ye "Ne o başkasını mı bekliyordun ?" deyip şeytani bir gülüşle yanından geçti. Yağmur artık her dakika yemek yiyiyor, sanki içinde bir şey besliyor gibiydi. Öykü dayanamayıp: "Ya Yağmur, senin benden sakladığın bir şey yok değil mi ? " dedi. Yemeği boğazında kalıp öksüren Yağmur su içip;


- "Ne gibi ? "

+ "Bilmem, mesela hamile falan değilsin dimi ? "

- "Ne alakası var saçmalama. Hem nereden uyduruyorsun bunları ? "

+ "Bilmem, sen eskiden hiç yemek yemezdin. Şimdi saat başı yiyiyorsun."

- "Ne ima ediyorsun sen ya ? " deyip oradan koşarak ayrılan Yağmur' un başından aşağı kaynar su dökülmüş gibiydi. O gece öyle geçti. Sonraki günlerde Yağmur mide bulantısı, kusma, baş ağrısı, sürekli yemek yeme, canının tatlı çekmesi falan derken karnı şişmeye başladı. Eczaneden hamilelik testi alan Yağmur sonucu görünce şok oldu. Ağlamaya başladı. O sırada Öykü ağlama seslerini duyunca hemen Yağmur' un yanına gitti. Hamilelik testini gören Öykü de şok oldu. Bebek kimden diye sorarken bir yandan da Yağmur' u teselli ediyordu. Yağmur ağlamayı kesip birden:

-"Ondan" dedi. Sanki konuşan Yağmur değildi. Sesi, yüzü, her şeyi bir değişikti. Birden kahkaha atmaya başladı. Çok korkan Öykü "O kim ?" dedi. Yağmur bağırarak "DECCAAL" dedi. Öykü çığlık attı ve koşmaya başladı. Kapılar ve pencereler açılmıyordu. Hemen Yağmur' un odasındaki geçide gitti ve gördüklerine inanamadı. Bebek kafası, insan kolu, hayvan gözü, kedi midesi, her türlü pislik vardı. En son o kitabı gördü. Kitabı açtığında içinden bir ip çıktı. İpe dokunduğun da yere düştü. Aniden bir yerde uyandı. Uyandığında Yağmur ve kendisinin bağlı olduğu simsiyah bir yerdeydi. Yağmur' un ağzı iğneyle dikilmiş ve siyah üstlü, suratları görünmeyen kişilerin doğum yaptırmaya çalıştığını gördü. Doğan çocuğun küçük boynuzlarının olması Öykü' yü çok şaşırtmıştı ve ağlamaya başlamıştı. Yağmur' un gözlerinin kırmızı olması ve çocuğun boynuzlu olması her şeyi açıklıyordu.. Yağmur' un bir cinle ilişkisi olduğu ve bu Deccalin çocuğu olduğu anlamında geliyordu. Bu olaylara tanık olduğu için Öykü' yü diri diri yakarak Ay Tapınağına gömdüler. Yağmur ise artık siyah çarşaflılardan biriydi. Cinlere karışmış ve onlardan biri olmuştu. O günden sonra Öykü' nün ruhu evlerine taşınanları hiç rahat bırakmadığı ve o evin artık cinli ev olarak geçtiği söyleniyor...

Korku HikayeleriHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin