7

65 14 63
                                        

4 Mart

Susmuyor Jungkook... duyduğum sesler susmuyor.

Kesemiyorum... aklımdaki bu sesleri susturamıyorum.

Bana sesleniyorlar...

Bazen evden bir takım sesler geliyor. Ama hep aynı ses... Hep aynı ses tonu....

Tanıyorum bu kişiyi...? Kim bilmiyorum ama sesi çok tanıdık.... Sanki bir yerlerde duydum sesinini ama hatırlamıyorum...

Bazen bana dokunuyor. Dürtüyor, bazense saçlarımı okşuyor... geceleri üzerimi örtüyor...

Jungkook göremiyorum... sesini duyuyorum ama göremiyorum...

Delirdim mi tekrar? Bilmiyorum...

Bazense arıyor beni. Fakat kaydedilmemiş numara...

Bugün benimle sohbet etmek istediğini söyledi. "Eski zamanlardaki gibi.."

Eski zamanlardaki gibi mi? Anlamadım...

Bugün görüp tanımadığım kişiyle sohbet ettim.

Bana seni sordu... Seni üzmememi istedi...

Seni üzeceğime ölürdüm ama bunu o bilmiyordu...

"Sen kimsin" dedim, " saçmalama Taehyung oyunların sıkıyor. Ben uyuyacağım" dedi ve gitti...

Ayak sesleri duymam haricinde hiçbir şeyini görmedim.

Belki sadece uydurduğum bir hayalden ibaret her şey?

Bazen senin bile gerçek olup olmadığını düşünüyorum..

Jungkook... gerçekle hayali karıştırıyor musun sen de? Bazen her şey birer rüya gibi geliyor mu sana da?

Yine o ses seslendi. Yemek yemeye çağırıyor...

Bir sürü yemek yapmıştı Jungkook...
Görmediğim birisinin ellerinden yemek yedim...

Ama biliyor musun Jungkook? Bu tat çok tanıdıktı... ilk defa yemedim o yemeği....

10 Mart

Unutmuşum bugün randevumuz olduğunu.

Kapıma geldiğinde hemen içeriye buyur ettim seni.

Evimin çok güzel olduğunu söyledin. Küçük olduğunu söyleyerek reddettim seni. Bana, "minik kalbin gibi" dedin ve öptün...

Sevildiğimi hissettirdin...

Yine o sesi duydum. Kimin geldiğini sormuştu.

Sen onu görüyordun...

Delirmiş gibi hissettim... Çünkü sen onu görüyordun...

İsmi Yoongi'ymiş. Tanımıyordum...

Evimde yaşıyormuş benimle, haberim bile yoktu...

Çıkmak istedim. O evden çıkmak istedim...

Sadece biraz olsun nefes almak istedim. Yoongi denilen kişiden uzak durmak istedim...

Giyinip yanına geldiğimde evden çıktık. Sana fark ettirmemeye çalıştım ama galiba anlamıştın ki, Yoongi ile kavga edip etmediğimi sordun. Aramızın iyi olduğunu ve seni bekletmemek istediğimi söylerek her zamankisi gibi geçiştirdim. Geçiştirmemin üzerine gitmedin...

Yemek yedik. Daha sonra ise denize karşı sahilde oturup sohbet ettik.

Beni evime bıraktın..

Öpülmek, en sevdiğim eylem olmuştu.

Eve geldiğimde bir yabancı ses daha duydum... Yoongi birisi ile sohbet ediyordu.

Ben geldiğimde ise yabancı ses üzerime atlayıp bana sıkıca sarıldı...

Yoongi'nin sesi yaklaştığında "Taehyung, Jimin seni görmeye gelmiş" dedi... keşke ben de onu görebilseydim.

Uzunca sohbet ettim tek başıma...

Salonda tektim. O ikisi ise 3 kişi olduğumuzun farkındalardı...

Jimin beni çok özlemiş. Eski zamanlardaki gibi olmak istediğini söyledi. Yine takılmak, eğlenmek ve uzunca konuşmak istediğini söyledi...

Bir sorun vardı ve ben anlamıyordum.

Başım çok ağrıyordu. Izin isteyip odama gittim...

17 Nisan

Bahar geliyordu. Hafiften ılıklaşan toprak kokusu her zaman denizin kokusundan sonra en sevdiğim kokuydu. Çimenler yeni biçilmişti, sulanmıştı. Onların kokusu da eşsizdi. Güneş damarlarıma kadar işliyordu... seviyordum böyle havaları.

Polenler havada uçuşuyordu. Kuşlarla dans ediyorlardı. Telelrde duran kuşların uyumsuz melodisi ortamdaki atmosferi daha da güzel kılıyordu.

Ellerimi kabanımın cebine sokup biraz daha yürüdüm.

Müzik dinlemek de artık çare değildi.

Bir takım sorunları çözmüyordu ve artık anlatmıyordu hiçbir söz beni...

Açan renkli çiçeklere konan arılar, kaldırımlarda uzanan kedilerden habersizce işlerinin başlarındaydılar.

Kediler bu güzel havanın tadını çıkartmak istercesine şekerleme yapıyorlardı.

Köpekler, bir çocuk nidasıyla yeni biçilmiş çimenler üzerinde kovalamaca oynuyordu.

Dünya gözle bakıldığında güzeldi.

Dünya, her şeyi boş verdiğinde güzeldi.

25 Mayıs

Sıkılıyorum Jungkook. Ben de görmek istiyorum...

Bugün sen, ben ve Yoongi sahile indik. Saatlerce göremediğim birisi ile sohbet ettin. Ben de katıldım bazen. Senin fark etmemen gerekti ne de olsa...

Ama Yoongi fark ettirmek istemediğimi anlamış olacak ki bana ayak uydurdu. Cidden iyi birisiydi ve ben onu görmek isterdim...

Biz Yoongi ile eve geldiğimizde koltukta oturuyordum.

Yanıma oturup bana sarıldı.

Tutamadım... ağlamamı tutamadım Jungkook. Bir şeffaflık tarafından sarmalandım ama göremedim...

Benden özür diledi, daha da ağladım.

Olanlar için pişman olduğunu söyledi, daha da ağladım.

O'nun yaşamasını dilediğini söyledi, daha da ağladım.

Ama belki böylesi benim için dhaa iyiymiş... öyleydi Jungkook. Sen, O'ndan daha değerliydin.

Tanıyıp(?) aslında tanımadığım kisi ile dertleştim bugün...

Görmesemde sesinden ağladığını fark ettim.

Ve bugün duydum ki, görmediğim kişi her zaman yanımda olucakmış....

Garipti... Galiba sevgi cidden de buydu.

Bana anlattı Jungkook. O gün, o olaydan sonra olan her şeyi anlattı.

Kurtarılamamış. Biliyorum bunu.

O yol ise kullanıma bir süre kapatılmış... Komşular bile bu olayı atlatamamış.

Kabullendim galiba Jungkook... Unuttum galiba...

Ama Jungkook unutamıyorum... Yoongi'nin her gece benim için ağladığını unutamıyorum... Seslerini kafamdan çıkaramıyorum... Birisini ağlattığım için kendimden de nefret ediyorum Jungkook...

Ama sen asla benim yüzümden ağlama Jungkook.

Çünkü o zaman dayanamam...

╰☆☆ 𝘋𝘰𝘯'𝘵 𝘗𝘳𝘰𝘱𝘦𝘭 𝘔𝘦 ☆☆╮Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin