Yetimhane Müdürü

132 6 1
                                    

Multimedia:; Selin

İyi okumalar umarım beğenirsiniz..

Ne yani Ayaz mıydı bu piskopat, bana aşık mıydı? hadi ama daha yeni tanıştık ne zaman aşık olmuştu?

Bu yetimhaneyi bulmalıydım kartvizitteki adresi telefonuma kaydettim.

Ben nerede kalacaktım şimdi? Merve evet Mervenin yanına gitmeliyim. telefonumu koyduğum yerden çıkarıp merveyi aradım. telefonu açtığında anne ve babasına bağırıyordu. "yanlış bir zamanda mı aradım?" dedim. Merve "sizden nefret ediyorum keşke sizin çocuğunuz olmasaydım."dedi yüksek sesle. Hadi ama Mervedemi anne ve babasıyla kavgalıydı. "yok yaa her zaman ki biz işte" dedi. "Hmm" "sen niye aradın" dediğinde biraz sustum ve konuşmaya başladım. "babamla kavga ettim." Dedim. " ne sen ve babanla kavga etmek. Kızım sen babanla çok iyi anlaşıyordun." "sizde kalabilir miyim?" dedim. "tabi ki kalabilirsin zaten annemlerle bozuğum kafa dağıtırız." Telefonu kapattım ve karanlık sokakta yürümeye başladım. Kafam çok karışıktı. Ayaz'ın bana aşık olması bir yana Kayanın babası bir yana en önemli konu babamdı. O, piç Aliye güvenmiştim ama bana güvenmemişti. Bana inanmamıştı. Peki bundan sonra napcaktım? Sürekli Mervelerde kalamazdım. Son 1 haftada nolmuştu böyle. Her şey bir anda gelişmişti. Bundan sonra babam eskisi gibi olmayacaktı benim için. Önceden çocuk gibi olan ben, şimdi olgunlaşmış hissediyordum. Bu olaylar bana yaşamadığım duygular yaşatmıştı. Peki annem... onsuz napcaktım. Onun hiçbir suçu yoktu. Şimdi ne haldedir kadıncağız? "bence baban haklı o sadece seni korumaya çalışıyordu" dedi iç sesim. Cevap vermedim. Daha doğrusu veremedim. Sorun bana lanet demesiydi. "ben onun gözünde lanetmiydim?" diye sordum iç sesime. O da bu soruya cevap verememişti. Mervegilin kapısına geldiğimde ilk başta zili çalmaya tereddüt ettim. Tam zile basacaktım ki bağırışmalarla birlikte kapı açıldı.

"defol git bu evden." Diyen adamı gördüm. Bu Merve'nin babasıydı. "aman size mi kaldım be" diye bağırdı Merve ve ardından kapıyı babasının yüzüne kapattı. Merve'nin gözünden yaşlar akmaya başladı. "hep böyle yapıyor, her gün bunları yaşamaktan yoruldum." Dedi. "sanırım gelmemeliydim." Dedim. "hayır iyi ki geldin." Dedi ve bana sarıldı.

Birini ağalarken görmeye dayanamıyordum. Ben hafiften ağlamaya başlayınca ben de ona sarıldım. Gerçekten iyi bir dosttu. İkimizin de birbirimize ihtiyacı vardı. Beraber yürümeye başladık. Nerede kalacağımız hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. Sonunda nereye çıktığını bile bilmediğim bir sokakta yürüyorduk. Benim hayatım da böyle değimliydi zaten kısa bir zaman da çok olay olmuştu. Ayaz'ın uyuşturucu bağımlısı olması ve peşinde tehlikeli adamların olması, Kaya'nın bana aşık olması., Ayaz'ın çözemediğim gizli dünyası,evsiz kalmış olmam ve daha bir çok şey. Her şey bir anda üzerime gelmişti. "nereye gidiyoruz." Diye sordum. O ise bir an bana baktı sonra tekrar önüne döndü. "bara gidiyoruz. İrem'i arayacağım o da gelsin." Başımla onayladım ve önüme döndüm. Bugün bir şey bulsak yarın ne yapacaktık.

Peki ya Ayaz o ne olacaktı ben kalacak yer bulurum ya o 2 günde iki bin lira nasıl bulacaktı bulamazsa ölecekti. Düşünceler kafama akın ederken onları kafamdan def etmek için büyük bir çaba harcadım. Sonunda kurtulduğumda büyük ve ışıklı bir yerin önünde durduk. Merve'ye soran gözlerle baktığımda cevap verdi. "burası" dedi ve içeri yöneldi. Ben de onu takip ettim. İçeriye girdiğim an yüzümü buruşturmam bir oldu. Yoğun içki ve sigara karışımı olan koku burnumun yanmasına sebep olmuştu. Kulağımın zarını patlatacak raddeye gelen müzik sesi benim için bir işkence gibi gözükse de diğer insanlar eğlenmelerine bakıyordu. Köşeye çekilmiş öpüşenler sandalyelerde birbirine kucak dansı yapanlar vardı. Yani tam anlamıyla benim tersimdi. Merve ise sanki alışıkmış gibi içeri geçti ve barmenin önündeki sandalyeye oturdu. Bende hareketlerimi hızlandırarak Merve'nin yanına gidip bir sandalyeye oturdum. Merve barmen çocukla konuşuyordu. Çocuk tam bir kas yığınıydı. Çimen yeşilini andıran gözleri neşeyle hayranlıkla süzerken o da bir anda bana baktı. Göz göze geldiğimizde gözlerimi kaçırdım. " bu güzel kim?" diye sorduğunda bakışlarımı ona çevirdim. " Selin" diye tanıttım kendimi kısaca "Selinde bende sokakta kaldık " dedi Merve babamla kavga ettiğim tekrar aklıma geldiğinde boğazımda bir yumru oluştu. Zorlukla yutkundum ve Merveye baktım. O da sanki benim bu halimi anlamış gibi sustu. Babamı anlamıyorum. Ben onun için bugüne kadar lanet kız mı olmuştu bu düşüncelerim belimi saran bir elle bölündü. Belimi tutan çocuk koyu kahverengi biraz da korkutucu olan gözleriyle bana bakarak "Böyle güzel bir kızı sahipsiz bırakmak öküzlük olurdu." 32 dişide görünecek bir şekilde gülüyordu ben ne yapacağımı bilemezken, Merve ayağa kalktı ve "Emin ol ! senin gibi bir öküzün, sahibi olmasını istemez." dedi. Nereden geldi bilmiyorum ama yine babamın bana söyledikleri gelmişti aklıma. Biraz kafamı dağıtmam gerekiyordu ve hiç düşünmeden "Hayır, isterim." Merve bana sinirli gözlerle baktı. Merve'nin kulağına "Merak etme, sadece biraz dans edicem." diye fısıldadım. Çocuk bana elini uzattı ve ben tereddüt etmeden elini tuttum şarkı biraz hızlıydı ama biz romantik bir dans ediyorduk. O çok mutlu görünüyordu, bense sinirli. Babama kızgındım. Arkadaşım olan Ayaz'a bile bu kadar kızmışken, bir sevgilim olsa...
"sinirli görünüyorsun böyle güzel bir bayanı kim kızdırmayı başardı." istemsizce güldüm. Alay edercesine "Babam." diye cevap verdim. "Sana neden kızdığını anlamak çok da zor değil." merakla "Neden kızmış?" diye sordum. Kahverengi gözleri çok sıradan gibi gözüksede aslında gözleri bütün duyguları barındırıyordu. "Güzel bir kızsın, etrafında seni elde etmek isteyen bir sürü erkek var. Bu yüzden baban da biraz fazla korumacı davranıyor bu da seni kızdırıyor. Doğru bildim mi?" çok şaşkın bir biçimde "Evet nerden bildin" diye sordum. Yüzüme doğru yaklaştı nefesini yüzümde hissedebiliyordum. "Çok safsın, bir o kadar da güzel." Elleri belimden aşağı inmeye başlamıştı. İstemsizce kasıldım dudaklarımızın arasında boşluk yok denilecek kadar azdı. Elleriyle kalçamı tutup beni yukarıya çekti. Şu anda onun kucağındaydım. Bu kadarı fazlaydı. Kucağında inmek için çabaladım ancak çok güçlüydü. Elleriyle beni daha da kendine çekti. "Vazgeçtim, ben senin değilim. İndir beni!" beni takmıyormuş gibi bir hali vardı. "Ah çok çabuk vazgeçiyorsun güzelim." dedi ve beni aşağı indirdi "Tamam biraz daha dans edelim sonrasına bakarız." pis pis sırıtıyordu. Eğer bu çocukla biraz daha dans edersem neler olacağını anlamak pek de zor değildi. Onun elinden kurtulmak için bir kez daha çırpındım ama o beni bırakmamakta ısrarcıydı. "Yaa bırak artık, yeter" diye cırladım "Pekala bana gecenin ödülünü verdikten sonra gidebilirsin." önce anlamaz gözlerle ona baktım ne demeye çalıştığını sonradan terbiyesiz bakışlarını görünce anladım. Olayın şokuyla ona salak salak bakarken aramıza giren yumrukla kendime geldim. İstemsizce çığlık attım. Bana terbiyesiz şeyler teklif eden çocuğun kaşı ve dudağı patlamıştı. Eski yakışıklılığından iz yoktu. Sanırım ben bu hale gelsem evden çıkamazdım. Diğer çocuk işe hiç durmadan dövmeye devam ediyordu. Döven kişinin yüzünü göremiyordum çünkü bir hırkasının şapkası ile yüzünü kapatmayı başarabiliyordu. Ben korkudan titremeye başlamıştım, başımda dönüyor, midem bulanıyordu. Bunun sebebini çok iyi biliyordum. Kan... Bu hayatta dayanamayacağım tek şey, gözümde kararmaya başlayınca, ben dengimi kaybedip sendeledim. Merve "Selin..." diye endişe ile bağırarak koluma girdi. Merve'ye yalvarır gözlerle bakarak "Gidelim burdan, kan midemi bulandırıyor." dedim.
Gözlerim kararmaya devam ediyordu. Artık hiçbir yüz net değildi. Gözüm kapanırken net olmayan bir erkek yüzü ile karşılaştım." Selin. İyi misin?" Evet belki bu yüzü göremiyordum ama bu sesin sahibini bilmemek imkansızdı. Ayaz'a... Artık dayanamıyordum. Bende gözlerimi kapattım ve kendimi Ayaz'ın huzur verici kollarına bıraktım.

Baş BelasıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin