Asena Five'a oturması için işaret yaptı, ve yaraları temizlemek için batikon aldı birde pamuk ve yara bandı.
Five fazla yara almamıştı nasıl başardıysa artık. Handler'in iyi gününe denk gelmişti herhalde.
Asena bir kaç malzeme daha aldı ve Five'ın yanına, sedyeye gitti.
Asena: Görünen yerlerin dışında başka yaran varmı?
Five: Hayır.
Asena: Pekâlâ şimdi şu batikon'u sürmem lazım acıtabilir ama.
Five: Acı eşiğim yüksek.
Asena: Hm hm kesin öyledir.
Five: Sana birşeyi kanıtlamak zorunda değilim Asena. Pansumanını yapıyorsan yap.
Asena sadece sustu bu sefer, hiç birşey demeden pansuman yaptı ve gitti.
Aslında böyle sözlere kırılacak biri değildi ama kırılmıştı yinede.
Her zaman olduğu gibi içine atacaktı tabiki. Başka ne yapabilirdi ki? Sanki Five dinleyip de özür dileyecek ti.
Babasının ona verdiği görev de vardı tabii. Five'ı zamanda yolculuk konusunda çalıştırmalıydı. Bir gün daha ertelese ne olurdu?
Üşengeç biriydi o, sevmezdi böyle şeyleri.
Sözde annesi, ona çok çektirmişti. Onu yap Asena, şunu yap Asena, bir işi de becersen şaşarım Asena, seni evlat edindiğime dua et Asena, bıktırmıştı Asena'yı.
Şimdi de onu geri istiyordu tabiki, ama Asena'nın geri gitmek gibi bir niyeti yoktu.
Asena: Bahçeye çıkmam lazım. Hava alırsam iyi olur.
Asena bahçeye doğru ilerliyordu. Minnak köpke'yi de severdi hem.
Yin Asena'yı görür görmez yanına koşmuştu.
Asena: Benim minnak köpkem nasılmış bakalım?
Yin: Ben iyiyim sen?
Asena: Lan! Konuştun mu sen!?
Yin: Hav! Hav!
Asena: konuştuğuna yemin edebilirim ama kanıtlayamam. Neyse neyse gel sevelim seni biraz.
Asena bahçeye eskiden uyuduğu yere gitti aynı pozisyonda uzandı, Yin'i de gövdesine aldı.
Asena: Senin adını değiştirelim ya. Yada kalsın.
Asena uzun süre orda kaldı saat 7.45 olmuştu. Akşam yemeğine son 15 dakika vardı. Asena hemen saatini kontrol etti ve Yin'i yere bırakıp içeri girdi.
İlk olarak ellerini yıkamalıydı, ne de olsa elini çimlere koymuştu.
Asena hemen içeri girdi ve odasına çıktı. Ellerini yıkadı üstüne çeki düzen verdi. Aşağıya indi ve yemek masasının yanına gitti.
Çoğu kardeşi oradaydı Vanya hariç. Bilekleri daha iyileşmemişti. Bu yüzden yemek yiyemezdi. Ona Grace yedirecek ti.
Reginald'ın gelmesiyle beraber gözler ona çevrilmişti.
Herkes masaya oturmuş yemek yiyordu. Ancak Asena'nın pek iştahı yoktu bu yüzden yemek yemedi ve kalkmak için izin istedi, sonra da odasına çıktı.
~1 ay sonra~
Asena artık kardeşlerine çok alışmıştı. Onlarla iyi anlaşıyordu, ama Handler'in hâlâ birşey yapmaması onu meraklandırıyordu.
Five: Asena hadi gel.
Asena: Nereye?
Five: Zamanda sıçrama yapmayı öğretiyorsun ya bana?
Asena: Ha taman geliyorum.
Five: Sana bişey olmuş.
Asena: Yoo birşeyim yok.
Five: emin misin?
Asena: Evet ne olucak Five? Her zaman ki halim.
Five: Asena saat sabahın 4'ü, sen ayaktasın dalıp gitmişsin. Bizim atnremanlarımız haftada bir gün o da dün dü.
Asena: Birşeyim yok dedim. Uyku tutmadı o kadar.
Five: Kesin öyledir.
Asena: Olsada sanane Five? Beni umursamazdın sen noldu?
Five: Seni umursamamam seni sevmediğim anlamına gelmez. Sende benim kardeşimsin.
Asena: Hmm öyle mi?
Five: Evet ne bekliyodun?
Asena: Benden nefret ettiğini söylemeni.
Five: Senden niye nefret edeyim?
Asena: Bilmem.
Five: Sana bişey olmuş belli.
Asena: He tamam oldu bana bişey oldumu?
Five: Ne oldu?
Asena: Handler canımı sıkıyor.
Five: Neden?
Asena:Şimdiye kadar birşeyler yapması gerekiyordu.
Five: Şey eee Handler öldü ya.
Asena:nE!?
Five Asena'nın bağırması için ağzını kapattı ve susması için işaret yaptı.
Five: Bağırma be...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Number 8\The Umbrella Academy
Fiksi Penggemar"Asena? ailen neden böyle bir isim koydu acaba?" "Bilmiyorum." "Şu taraftan gidelim ozaman." "Ordan da 3 kere geçtik Klaus." "Noldu lan burda!?" "Five duvara yapıştı Diego" "Dalga geçeçeceğinize yardım edin!"
