Güzelleşmişti genç kız...
Günden güne de artarak ilerliyordu güzelliği o ise yavaş yavaş farkına varıyordu.
Sevdiği adama ya da takıntısı olan adama olan aşkı onu bambaşka bir yere savuracaktı. Hiç ummadığı yerlere hiç ummadığı aşklara...
Okuyacağ...
Kimliği bulamadan eve dönecektim ki bir ses beni durdurdu
Yenge... Ne arıyorsun?
Nasıl ? Diye dönüp baktım arkamdaki polise.
Bana mı seslendiniz ? Evet tabiiki sana senden başka yenge mi var burda ?
Ne diyosun kardeşim sen diye hiddetlenmeye kalmadan kömür gözlü yine geldi
Omzuna bı tane vurduğu arkadaşını da alıp bana bakmadan geçip gitti.
Bu adamda bir şey vardı... Gözleri bana çok şey hatırlatıyordu. Çok derindi...
Estağfirullah... Yine geldiler bana herhalde ben neden bu adamı düşünüyordum sürekli ?
Acaba o da beni düşünüyor muydu ?
Düşüncelere dalmış bı şekilde çıktım kütüphaneden. Artık eve dönme vakti gelmişti.
Acaba adı neydi ? Hep buralarda dolanıyordu derken yağmur bastırmaya başladı.
Allah'ım üşümesin nolur diye dua ederken kendime şaşkın bı biçimde aynadan bakıp hayırdır diye seslendim...
İçimden bı ses hayır hayır sen dur diyip gülüyordu sanki bana.
Annem kimliğimi bulup bulmadığımı sorduğunda anne bulamadım yenisini çıkaracağım diye cevap verdim.
Ama aklım hâlâ o kütüphanedeydi. Bir türlü çıkamıyordum düşüncelerden.
Yatsı namazımı eda edip biraz Kur'an okudum. Odamı temizleyip misledikten sonra yatağıma geçip dualar eşliğinde uyumaya bıraktım kendimi.
1 ay sonra...
Günler bu şekilde geçedursun Aişe'min nişanı yapılmıştı. Kütüphanedeki araştırma görevlisi ile güzel bir dini nikâh kıymak için gün sayıyorduk derken gün gelip çattı.
Bugün Aişe evleniyordu ve benim ilk defa yıllardır sürdürdüğüm bir arkadaşımın nikahında şahitlik yapmam gerekiyordu.
Hemen gidip güzel bir abdest aldım. 2 rekât namaz kıldım. İçimden ne geliyorsa dua şeklinde Rabbime anlattım dertlerimi orda bırakıp hazırlanmak için kollarımı sıvadım.
En güzel feracemi ve başörtümü seçmiştim.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Her zaman sade ve asil durmak bana çok iyi geliyordu. Tesettürümden ödün vermeden gitmek istemiştim bu nikâha.
Her şey hazırdı. Bende arabaya bindim ve nikâhın kıyılması için gideceğimiz camiiye geldik. Köşede gördüğüm ayağı yaralı bir kediyi sevmek için diz çöktüm. Çantamdan çıkardığım vazelini ve yara bandını ne kadar etki etmeyeceğini bilsem dahi sürmüştüm. Belli mi olur belki de iyileşirdi 🥹
Kedinin önüne biraz su biraz da yiyecek bir şeyler koyarken kedi çikolata yer mi napıyosun diye bı sesle irkildim.
Hasbunallah...
Bu adamın burda ne işi vardı ? Yine gelmişti ve tüm düşünce dünyamı alt üst etmişti o kömür gözleri ile.
Elindeki sütü diz çöküp kedinin önüne koyarken biraz da yaş mamaaa diye mırıldanıp işte şimdi tamamdır hadi bakalım diyerek ayağa kalktı.
Ne oluyordu ? Bu adam ne yapmaya çalışıyordu.
Şaşkınlığını anlayabiliyorum. Ben damadın nikâh şahidiyim. Diyip yanımdan gitti.
Bu adam benimle senli benli konuşma cesaretini nerden buluyordu ? Kaç yıllık arkadaşımdı ki ?
Her neyse yine bir estağfirullah ile zincir vuralım dilimize...
Benim için çok önemli olan bugünün önemini yitirmesine izin vermeyecektim. Hemen ayağa kalkıp koşar adımlarla Aişe'min yanına gittim.
Bu adam neden bana böyle bakıyordu ? Baktıktan sonra ise ne olduğunu bilmediğim türde bir şeyler fısıldıyordu. Oturup imamı bekledik. O ana kadar Aişe'nin nişanlısı Kur'an tilaveti dinlemek istedi.
Ben kim okuyacak kim gelecek şimdi diye düşünürken biri euzu besmele ile başladı içim titredi... Sübhanallah bu nasıl bir sesti...
Bu kömür gözlü adam nerden öğrenmişti böyle okumayı ?
İçime işledi her bir kelam...
2 saat sonra...
Nikah kıyılmış herkes dağılmıştı. Çifte kumruları birlikte yemeğe göndermişlerdi. Bende bir sonraki vaktin namazını bekleyip eda ettikten sonra hazırlandım artık yavaş yavaş çıkabilirdim yola.
Aişem bir süre burada kalacaktı.
Benimse şehir dışına gitmem gereken durumlar hasıl olmuştu. Valizimi de emanet bıraktığım yerden alıp havalimanına gittim. Yeni kimliğimi çoktan çıkarmıştım. Daha yolculuk başlamadan 25 tane hatıra fotoğrafı çekmiştik ve onlar bir bir galerime düşüyordu.
Neeee diye çığlık atasım geldi bir an. Çünkü kömür gözlü adam her fotoğrafta bana bakmıştı istisnasız her fotoğrafta gözü benim üzerindeydi... Allah'ım bu fotoğraflar ona gitmesin ya Rabbi diye düşünüp hemen kendimden de sildim o harama giremezdim...
Uzun bir günün ardından ablamın evine gelmiştim.. Hemen yatağıma girip gözlerimi kapadım ve kendimi uykuya teslim ettim.
Sabah ezan ile gözümü açtım. Bu gece Ahmet yine rüyama gelmişti... Elinde bir buket papatyayı bana verip al ve ona git dedi. O kimdi ? Yüzü görünmeyen ne olursa olsun her yüzüne bakacağım anda uykudan uyandığım kendisini göremediğim adam kimdi ?
İçimden bir Bismillah çekip abdest almaya gittim. Namazı eda edip dualar ettim. Artık yüreğim yoruluyor gibiydi... Bunu hissediyordum bir ağırlık vardı üzerimde.
En güzel dakikalarımı yeğenlerim ile geçirip bir hafta kendimi dinledim. Çok iyi gelmişti. Artık gitme vaktiydi... Her şeyimi toparlayıp yola çıktık. Ablam ve eniştem beni havalimanına bırakıp döndüler.
Şimdi oturup kitap okuma vakti diye düşündüm. İki saate yakın kitap okuduktan sonra gözlerimi dinlendirme amaçlı uçakta gözümü kapattım.
Gözümü açtığımda hostesin şaşkın bakışları ve seslenmesi ile uyandım.
Eve gelmiştim. Ben bu şehre gelince neden sürekli o aklıma geliyordu ? Ben istemiyordum tanımadığım bir adamı düşünmek..
İçim yanıyordu. Polis olması,derin bakışları,ve kendime bile itiraf etmekten korktuğum o kokusu bana Ahmet'i hatırlatıyordu... Zordu...
Çok zor bir imtihandı. Allah'ım Ahmet'e ihanet etmek istemiyordum...
Bölüm sonu
İçime pek sinmese de bu bölümü atmak istedim çünkü beni beklediğinizi biliyorum :)