"Efendim lütfen, sadece bir iki saat bakıp uyuyacağım." Dedi taehyung büyük olana ısrarla. Fakat yine red edilmişti bu çabası. "Hayır yarın erken kalkmalısın, merak ettiğin dizinin devamını sabah izlersin."
Taehyung ayaklarını yere vurmamak için kendini zor tutarken bu defa dudaklarını büzmüştü, alarm kuracaktı ki zaten neden geç uyumasın?
"Ya ama çook merak ediyorum bakın yarın erken kalkacağım hatta sizden bile erken kalkacağım göreceksiniz." Jungkook kafasını olumsuz anlamda sallarken aradaki boy farkı yüzünden eğilmişti.
"Saat beşte kalkabilir misin?" Tae kısa bir şok yaşamıştı kendisi saat on iki de bile zar zor kalkabilen bir insandı. "Ama, ama sizin işiniz saat dokuz da değil mi ki."
"Erken uyanmak iyi bir şeydir, o yüzden doğruca yatağa. İtiraz yok." Taehyung kollarını göğsünde birleştirmiş bir şekilde karşısında durmuş, ne haraket ediyor ne de yüzüne bakıyordu.
Bu durum kaşlarının çatılmasına sebep oldu. "Taehyung ben konuşurken yüzüme bak." Israrla ona bakmayan çocuğun bu sefer çenesini tutarak ona bakmasını sağladı. "Sözlerimi ikiletmeyi seviyor musun şımarık."
Taehyung kendisine takılan hitapla ister istemez kaşlarını çatmış, sesini yükseltmişti. "Ne şımarığı, ne şımarıklığı-" isyani, büyük olan tarafından durdurulurken hava da olan ellerini büyük bir el kapladı.
"Taehyung, büyüklere karşı sesimizi yükseltmemeliyiz değil mi." Tae usulca kafasını sallarken kızarmıştı da, jungkook onun bu haraketine hafif bir tebessüm verirken ellerini çekmişti.
"Şimdi yatağına gidebilirsin iyi geceler." Taehyung yine ona yenilirken iyi geceler deyip odasına doğru gitmişti.
$
Kış olduğu için hava geç aydınlanıyordu ve taehyung jungkook onu uyandırdığında güneşin daha doğmadığına bile yemin edebilirdi.
Erken uyanmaktan nefret ediyordu, yatağından ayrılmaktan nefret ediyordu. Neden hayatı boyunca sadece yatağında yaşamıyordu ki?
Ağzında bir şeyler geveleyerek üstünü giymişti, jungkook yine ona oldukca kalın kıyafetler vermişti. Ev zaten sıcak olduğu için ince giyindi, tam uykudan kalkamadığı içinse gözleri buğuluydu.
Odasının kapısı çalınmış "gel" iznini vermesiyle içeriye jungkook dahil olmuştu. "Oh giyinmişsin yüzünü yıka ve aşağıya in kahvaltı yapalım." Belirsiz bir şekilde kafa salladıktan sonra lavaboya girmiş soğuk suyla yüzünü yıkadıtan sonra mutfağa doğru irelilemişti.
Ve girmesiyle dopdolu bir masa karşılamıştı onu. Jungkook hemen onu fark etmişti ve eliyle oturmasını söylemişti, Tae onun dediğini yaparken bu kadar yemeği nasıl yiyeceğini düşünüyordu.
Önüne ağzına kadar dolu bir tabak konulmuştu. İlk defa bu kadar dolu bir masa görüyordu, eskiden sabahları sadece su içerdi. O yüzden yemek yeme isteği büyüdükce daha da azalmıştı, jungkook ise onun aksine tabağını az doldurmuştu.
Önündeki yemeklerden yemeye başladı fakat karşısındaki adam yüzünden rahat yiyemiyordu. Gözlerinin bazen üstünde olduğunu hissediyordu bu onun bacaklarını birbirine bastırmasına sebep oldu.
Artık yiyemeyeceğini anladığında tabağı öne doğru ittirirken Jungkook'un ona bakmasını sağladı. Dişlerini dudaklarına geçirmişti fakat uyarılmasıyla hemen salmıştı dudaklarını.
"Dudaklarını ısırma." Jungkook ne zaman onunla bu ses tonu ile konuşsa bedeni kendi kendine haraket ediyordu. Ona otoriter sesi ile istediği her şeyi yaptırabilirdi. "Yemeğini yemeye devam et."
