9

350 29 2
                                        

"Dikkatli ol ve çıkınca bana haber ver." Dedi Jungkook, küçük olanın elindeki telefonu göstererek. Ona zorla kabul ettirmişti aslında bundan bi kaç gün önce söylemişti alacağını, fakat Taehyung duymamıştı.

En son modelini aldığı için Tae'ye çok pahalı gelmişti. Şimdi utanarak onun söylediklerini dinliyordu, ona mahcup olduğunu düşünüyordu. Ona evini açmış, sofrasında ağırlamış, okul masraflarını karşılamış ve telefon almıştı.

Bu devirde böyle bir adam zor bulurdunuz. Çünkü şimdiki insanlar bile borç verdiklerinde gün sayarak geçiriyordu. Taehyung kafasını sallamış ardından arabadan inmişti. Jungkook pencereni açmıştı.

"Tatlım, çıktıktan sonra şirkete mi gelmek istersin eve mi gitmek istersin?" Ellerini önde birleştirdi ve yanaklarındaki kızarıklığı görmemesini umuyordu.

Çünkü Jungkook ona tatlım dedi. "Siz geç mi çıkacaksınız?" Jungkook kafasını salladı. "İşim az bu gün." Taehyung gülümsedi. "O zaman şirkete gelirim ben."

Başını salladı Jungkook. "Tamam ben araba göndereceğim, sana iyi dersler dikkatli ol." Taehyung el salladı hemen. "Görüşürüz efendim. Size de iyi günler."

Giden arabayı izledikten sonra arkasını döndü ve okul görüş açısına girdi. Derin bir iç çekti, uzun zamandır okula gelmiyordu. Fakat çok arkadaşı olmadığı için onu merak eden yoktu.

Gerçi, Jungkook'u tanıdıktan sonra hayatında çok adam istediği söylenemez. Çünkü ona yetiyordu, böyle Jungkook hakkında düşünerek okula girmişti.

Dersin başlamasına daha olduğu için çok çocuk yoktu. Sınıfa girdiğinde bay Min ile karşılaştı. Yine her zamanki gibi erken gelmiş tahtaya ders hakkında birşeyler yazıyordu.

"Merhaba bay Min."dedi yüzünde gülümsemeyle saygıyla eğildi. Uzun zamandır okula gelmediği için görmemişti onu. Bay Min, onu gördüğünde şaşırmamıştı çünkü Taehyung'un uzun süre okula gelmemesine alışmıştı.

"Merhaba Taehyung, nasılsın?" Dedi yavaş şekilde konuşurken düz ifadesiyle yerine oturdu. Eliyle karşısındaki sırayı işaret etti.

Mesajı anlayan Taehyung hemen oturmuşdu sıraya, hep böyle olurdu zaten. Taehyung birkaç gün okula gelmezdi, geldiğinde ise ilk işi bay Min ile konuşmak olurdu.

Yaşına göre oldukca genç görünen, ağırbaşlı ve sakin bir adamdı. Taehyung içten içe ona hayrandı çünkü oldukca zeki biriydi. Edebiyat öğretmeni olsa bile, diğer derslerde de oldukca başarılıydı. Hatta Taehyung anlamadığı fizik sorusunu bile ona gösterdiği olmuştu.

Şimdi ise karşısında dik bir şekilde oturmuş, ellerini önünde birleştirmişti. "İyiyim bay Min, siz nasılsınız?" Öğretmen kafasını ağır şekilde olumlu anlamda salladı. "İyiyim ve yine oldukca konu kaçırdın Taehyung."

Mahcup bir şekilde kafasını aşağıya eğdi, o da iyi bir akamedik başarı istiyordu. "Bunları, sen üzül diye demedim. Eğer devamlı olarak gelirsen yetişeceğini biliyorum, sen çalışkan bir öğrencimsin."

Söyledikleri içinde bir umut yaratırken bu gözlerine de yansımış, parlak gözlerle öğretmenine bakmıştı. "Bana güvenebilirsiniz efendim." Deyip, gülümsemişti.

Bu hevesli gencin yüzünde olan gülümseme bulaşıcı ki, Bay Min'in de dudağını kenarı hafif yukarı doğru kıvrıldı.

Ardından kolunu göz hizasına getirerek takmayı hiç unutmadığı saatine baktı. "Az kaldı dersin başlamasına yerine geç, sayfa elli dördü aç oradaki konuyu ders başlayana kadar oku. Dersimiz onunla ilgili, ben konuşurken dinle."

oh home | taekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin