1. Bölüm - CEHENNEMİN İZLERİ

14 2 2
                                    

"Ben ancak kendim için yaşardım."

Üzerimde ki uzun siyah deri ceketim, siyah pantolonum ve botlarımla yürüyordum. Kurbanıma doğru gidiyordum. Gecenin soğukluğuna aldırmadan ilerliyordum. Her nefes verişimde ağzımdan çıkan duman havanın ne kadar dondurucu bir soğuk olduğunu kanıtlıyordu. Sessiz ıssız bir sokağa daldığımda ise cebimde ki eldivenlerimi elime geçirdim. Siyah yüzümü gizleyen sadece gözlerimi açıkta tutan maskemi taktım. Açık veremezdim. Bir ağacın kenarından onu izliyordum. Sanki "Avını bekleyen bir kaplan" gibi. Belimden yavaşça bıçağımı çıkardığım an boğazından yakalayıp karnına bıçağı soktum. Attığı kısık çığlık yüzünden biri gelmesin diye hızlıca elimle ağzını da kapattım. Bıçağı tekrar hızlı bir şekilde soktuğumda ise ayakta duramayacak kadar güçsüz hale gelmişti. İnsanların bu kıvamda olmasını seviyordum. Bu dünya da beni en çok tatmin eden şey ise bunlardan biriydi. Elleri artık iki yana salındığında ise yüzümde saçma bir tebessüm belirdi. Kanın yavaşça yere damlalar halinde akması, kurbanımın gözlerinin yavaşça kapanması beni ben yapan şeylerden biriydi. Ben "Aren Arslan." Öldüren ama asla ölmeyen. Ben asla duygusal biri değildim, olmamalıydım. Olamazdım da. Ben ne yaparsam sadece kendime yapar ve ancak kendim için yaşardım. Kurbanımı yere bıraktıktan sonra oradan uzaklaştım. Ben Arendim evet ama asıl beni ben yapan ise duygularımdı. Eğer bir gün duygularıma yenik düşersem Aren ölmüştür. Gerçek Aren asla yenilmez veya üzülmezdi. Eve girdiğim an direkt kıyafetlerimi çıkarıp makineye koydum. İyice temizlenmesi gerekti. Çünkü her yerim de kurbanımın kanı vardı. Siyah eşofmanımı ve beyaz sweatshirt'ümü üzerime geçirip camın kenarına kurulup sigaramı yaktım. Dışarıyı izlerken çalan telefonum ile ayaklandım, ve telefonuma ilerledim. Asir'in aradığını gördüğüm an bekletmeden telefonu açtım.

"Efendim, Asir?"

"Ortalık temiz Aren, hallettik."

"Teşekkürler." Ardından bir şey demeden kapadım. Asir genellikle benim arkamı kollardı. Yıllardır büyüdüğüm çocuktu. Gerçi çocukluğumdu. Ona asla kötü davranmazdım. Ona kötü davrananlara kötü davranırdım. Ben bana bir şey yapana dokunmaz, fakat etrafımda ki sevdiğim insanlara dokunanları içimde ki ateş ile yakardım. Aynı şekilde kurbanımda Asir'in babasına zarar verdiği için onu öldürdüm. Nasıl olacağına bakmazdım, ben her zaman sonuna bakardım. Sonunda kaybettim mi, yoksa kazandım mı? Her zaman ona bakardım. Şöminemin önüne kurulup yanan ateşi izledim. İçimde ki ateş de her zaman böyle yanardı. Ben bir nevi ateşin ta kendisiydim. Ateşle oynamayı her zaman sever, fakat asla yanmazdım. "Yakardım." Geçen süreyi fark etmeden kapanan gözlerimi daha fazla zorlamadan derin bir uykuya bıraktım kendimi. Yarın yeni bir gün olacaktı benim için.

Sabahın yüzüme vuran güneşiyle gözlerimi açtım. Karşımda ki saate baktığımda saatin 10:15 olduğunu fark ettim. Bugün şirkete geçecektim. Babam toplantıya benimde girmemi istediği için onu kıramadım. Ne kadar katil olsam da hâlâ içimde biraz iyilik kırıntısı bulunuyordu. Hızla kalkıp duşa girdim, ardından üzerime siyah gömleğimi altıma siyah pantolonumu geçirdim. Üzerine siyah ceketimi giyip parfümümden sıktım. Saçlarımı düzeltip koluma saat taktım. Az biraz bir şeyler atıştırıp ayakkabılarımı giyerek evden çıktım. Hava ne soğuk ne sıcaktı. Arabama binip şirkete doğru ilerlemeye başladım. Şirketin kapısına geldiğimde ise arabayı Tolga'ya bırakıp içeri girdim. Tolga bizim şirketin çalışanındandı ailemizden biri gibiydi, tabi ki ben babama bile güvenmezdim orası ayrı. Babamın yanına gidip sarıldım, uzun zamandır görüşmediğimizden dolayı özlemiştim. Yan yana oturup toplantı hakkında konuşmaya başladık. Sinan Bey'in şirketi bizim şirketin ortaklarından olmak istiyordu. Kaç kere hayır istemiyoruz dememize rağmen hâlâ ısrarcıydı. Bu şirket bizimdi ve bizim olanı bizden asla alamazlardı. Yeni kurbanım belliydi, zor ama kolay bir lokmaydı. Babamla aramızda geçen sohbetimizin ardından toplantıya girdik. Sinan Bey'i karşımda gördüğüm an çenem sıkılaştı ve damarlarım istemsizce sinirimden belirginleşti. Hafif çekik ve kısık gözlerle ona bakarken beni fark etmiş olacaktı ki o da bakışlarını gözlerime dikti. Sanırım gecesini şenlendirmemi istiyordu. Bana hava hoştu ama onun hayatının kararması, pek hoş olmayacaktı. Adamlarından biri konuşmayı başlayınca ona döndüm, bakışlarımı dikkatle ona diktim.

ŞahmatHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin