Özel Bölüm

8 1 0
                                    

"Her yara bandı, her yarayı saramazdı."

2005 - İstanbul

Dışarıda yağan karı izliyordum. Koltuğun en köşesine sinmiş, yorganı üzerime örtmüş minik elimle kalemimi tutmuş boyama kitabıma hem bir şeyler çizip hemde boyuyordum. Annemin her zaman ki bağırması ile yerimden hafifçe sıçrayarak hafifçe başımı eğip o yöne baktım. Annemin sertçe yanıma gelmesi ile iyice en köşeye sinip yorganıma sıkıca sarıldım.

"Sana daha kaç defa söyleyeceğim, benim odama girme diye?!"

Her zaman ki gibi koltuğa daha çok sinip anneme bakamıyordum. Zar zor yutkunup, boyama kitabımı sıkıyordum.

"Ö-özür dilerim annecim. Bir daha olmayacak."

"Daha ne kadar özür dileyeceksin! Nefret ediyorum senden!"

Bana daha çok yaklaşıp bağırınca minik ellerimle iki kulağımı da kapattım. Dolu gözlerimle "Anne yapma!" diyebildim sadece. "Lütfen bağırma, korkuyorum." Diyebildim. Ama annem dinlemedi geldi ve hiç aldırış etmeden vurdu. Bir kere daha vurdu. Minik vücudum da o sert ağır eli daha sayamadığım kadar vurdu bana. En sonunda elimde ki boyama kitabımın sayfasını alıp yırttığı yerde ağlamaya başladığım için daha çok vurmaya ve bağırmaya başladı. Korktuğum için hıçkırıyordum.

"Anne! Yapma canım acıyor l-lütfen!"

"Senden bıktım babanda sende hayatımı mahvettiniz!"

Daha çok hıçkırmaya başladığım sırada kapanın açılma sesiyle o yöne doğru baktım. O sırada babam ve adamları hızlıca içeriye geliyorlardı. Dudağımın kenarında ki minik kanı görünce babam gözleri açılmış bir şekilde bana baktı. O sırada annem bana bir kere daha vurmak için o elini kaldırdığı sırada o elini babamın tutmasıyla minik ellerimi kafamdan çektim.

"Ben sana ne dedim Alisa! Benim oğluma bir daha o elin kalkmayacak demedim mi!"

Annemin şaşkın bakışları babamın üzerindeydi babamın bakışları ise annemi her zaman yakacak gibiydi. Korumalarından Ali abi beni hemen yorganımla beraber kucağına aldı ve yorganı üzerime sardı. Kafamı onun omzuna koyup ağladığım sırada ise beni hemen dışarı çıkarıp arabaya sokmuştu. Fakat hâlâ annem ve babamı görebiliyordum. Annem hızla elini çekti.

"Oğluna tembih etseydin rahat dursaydı! Odama girip yine her şeyimi karıştırmış!"

Babamın bağırışını buraya kadar hissedebiliyordum.

"Ne olmuş?! Senin evladından değerli mi Alisa? Sen kendi doğurduğun bir çocuğa vurmaya, hatta el kaldırmaya nasıl kıyabilirsin, hemde benim oğluma?!" Anneme bunları söylerken işaret parmağını havaya kaldırmıştı. Annem ise karşısında öylece dikiliyordu. Babam ise tekrardan söze girmişti.

"Eşyalarını hemen toplayıp evimden defoluyorsun, seni uyarmıştım. Sana ikaz etmiştim, benim oğluma o elini bir kere daha kaldırdığını görürsem. Bu evde seni barındırmam demiştim! Ama sen beni dinlemedin. O yüzden hem bu evden, hemde oğlumla benim hayatımdan defoluyorsun!!"

Annem dolan gözleri ile çantasını alıp direkt evden çıkıp gitti. Ben ise Ali abiye iyice sokulmuştum. Ali abi ise beni kolunun arasına alıp saçlarımı öpüp okşuyordu. Hemen koşarak gelen babamı gördüm. Bir yandan hizmetçiyi çağırıyordu. Arabanın kapısını açıp hemen beni kucağına almıştı. Cem abi hemen benim başıma şemsiye tutmuştu. Babam dolan gözleriyle saçlarımı düzeltip dudağımın kenarında ki yaraya bakarken ben ise gözlerimden akan yaşları siliyordum. O sırada babam elimi tutup göz yaşlarımı silerek konuşmaya başladı dolu gözleriyle beraber.

"Oğlum? Özür dilerim oğlum özür dilerim." Saçımdan bir defa öpüp, içine çekerek bir daha konuştu. Sesi titriyordu. Ağlıyordu. Konuşamıyordu. "Seni o kadınla bırakmamalıydım, hepsi benim suçum, hepsi benim hatam çok özür dilerim oğlum lütfen affet nolur." Küçük elimi babamın yanağına koydum. "Senin suçun değil babam, sen benim için en iyi babasın." Ağlayan babamla beraber bende ağlıyordum. Gelen hizmetçi Seher ablanın elinde ki yara bandına baktım. " O ne? Onu ne yapacağız?" diye bir soru yönelttim ortaya. O sıra sorumu babam hemen yanıtlamıştı. " O yara bandı oğlum, yaralarını saracak." Seher abla yara bandını yapıştırırken gülümseyerek saçlarıma bir öpücük kondurdu. Bende ona tebessüm ederek babamın omzuna yaslandım.

"Benim de bir gün yaralarımı saracak bir yara bandım olur mu baba?"

Babamın iç çekişiyle ve eliyle saçlarımı okşarken ben ise gözlerimi kapadım.

" Her yara bandı her yarayı saramaz oğlum, bazıları herkese yara bandı olur. Ama bilemezsin. Sen kendi yaranın yara bandı ol, kimsenin senin yaranın yara bandı olmasına izin verme."

Babam haklıydı, ben her zaman kendi kendimin yaralarını saracak, kendim yaralarımı kapatacaktım, ve bunu kimseye söylemeden, kimsenin haberi olmadan yapacaktım. O gün minik Aren ölmüştü ve yerine başka bir Aren gelmişti. Aren Arslan o gün yeniden doğmuştu.

ŞahmatHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin