"Ben ölüydüm fakat, ruhum hâlâ ayaktaydı"
Elimde olan bardağa boş bir bakış daha attım. Yağan yağmuru izlerken kendime kahve yapmış, yağan yağmuru izliyordum. Bu sıralar dengem gerçekten beni terk etmişti. Vicdanıma bir şeyler olmuş olmalı ki kaç gündür cinayet dahi işlememiştim. Çok şaşırtıcı olmalıydı. Neyse ki bugün bir kurbanım vardı. Yusuf Ateş'in bugün son günüydü. Yusuf Ateş'in benimle bir derdi yoktu. Kim olduğuna dair bir fikrim daha yoktu açıkçası. Ama babamla derdi vardı. Ve Aren asla kendine bir şey yapan kişiyi öldürmez, fakat ailesine yapılırsa asla affetmezdi. Bu gece ise onun son gecesiydi. Üzgünüm ama Yusuf Ateş bugün aramızdan ayrılacaktı. Hızla kalkıp kahvemi masaya bıraktım. Dar boğazlı kazağımı üzerime geçirip siyah sadece gözlerimi açıkta tutan maskemi yüzüme taktım. Siyah pantolonum ve siyah eldivenlerimle hazırdım. Botlarımı ayağıma geçirdikten sonra ise silahımı ve bıçağımı belime geçirdim. Evde ki güvenliği çevrimiçi hale getirdikten sonra ise hızlıca evden ayrıldım. Sakin adımlarla yürürken kurbanımın olduğu yere gelmiştim. Sanırsam birini bekliyordu. Ne yazık, son dakikalarını acı bir şekilde verecekti. Hızla ona doğru yaklaşıp elimde ki gazlı bezi ağzına tıkarak, elime ağzını kapattım. Elimde çırpınırken kolumla boğazına iyice baskı yaptım. Belimden aldığım silah ile boğazına acımadan bir el ateş ettim. Tabii ki ses çıkmasın diye susturucu takmıştım, ne de olsa silah patlarken duyulabilirdi. Ve bu beni oldukça tehlikeye atardı. Silahı belime yerleştirdikten sonra tekrar bıçağı elime aldım. Yavaşça yere yığılırken bırakmadım. Bıçağımı iyice kavrayıp karnına bir sürü bıçak darbesi attım. Ve onu yere yığılı bir şekilde bıraktıktan sonra ağaca imzamı attım. Fakat arkada ki çalılıklardan gelen sesle kafamı o yöne doğru çevirdiğimde ise bir kızı beni izlerken görmek hiç hoş olmamıştı, işim tehlikeye girerdi . Hassiktir! Bu kızın burada işi neydi! Hızlı adamlarla belime bıçağımı taktıktan sonra oradan uzaklaştım.
Lara'dan
Sokakta yaptığım grafitinin ardından, yanımdan geçen hızla maskeli adama baktım. Belinde ki silahını göz ucuyla da olsa paltosunun açıldığı minik uçtan görmüştüm. Çantamı toparlayıp yavaş ve sakin adımlarla onu takip ettim. Büyük bir çalılığın arasına sığındığımda ise ona bakıyordum. Bir adamı öldürüyordu. Boğazına bir el ateş ettikten sonra ise, bıçağı ile karnına art arda bir sürü bıçak darbesi kullanmıştı. En sonunda ise her yeri kan gölüne çevirdikten sonra bir elinde silahını, bir elinde bıçağını tutarken. Daha fazla görebilmek adına ileri gideyim derken dalı kırdım. Kulakları hassas olacak ki bana döndü. Fakat sadece kafasını çevirdi. Yandan bir bakış attı. Göz göze geldiğimizde ise kalbim yerinden çıkacak gibi oldu. Hızlı adımlarla silahını ve bıçağını hemen beline koyup oradan uzaklaştı. Ben ise korkuma yenik düşüp oraya yaklaştım. Yaklaştıkça görüntü netleşti. Gördüğüm şeyle şok olmam saniyelerimi almadı. Burada cansız bir halde yatan abimdi. Hızla yanına çöküp ağlamaya başladım.
"Abi! Abi aç gözlerini nolur, lütfen! Allah kahretsin aç gözlerini nolur!"
Hızla telefonumdan polisi arayıp olay yerine gelmelerini söyledim. Abimin kafası ellerimde, kollarımın arasında öylece duruyordum. Gelen polislerle derin nefes verdim. Yanıma gelen polisler beni alırken abimden ayrılmamak için çırpındım. Göz yaşlarımın arasından götürmemeleri için yalvarıyordum.
"Lütfen götürmeyin onu! Benim abimden başka kimsem yok lütfen!"
Beni kollarımdan tutan polislerin ellerinde çırpınırken en sonunda çaresizce yere düşmüştüm. Yere çöküp ellerimi yere dayayarak hıçkırarak ağlamaya başladım. Polisler beni kaldırıp ambulansa oturttukları sırada hemşirenin bana serum taktığını gördüm. Abim gitmişti. O adam yüzünden abim benden gitmişti. Bana gelecek olan abim bana yine gelememişti. Benim adım Lara ise bunu o adamın yanına bırakmazdım.
Aren 'den.
Eve girdiğim gibi direk evin güvenlik sistemini ele verdim. İlk defa bir işim bu kadar riske girdi. Çalan telefonumu çıkardığım da ise gelen aramanın Asir'den olduğunu gördüm. Hızla maskeyi ve eldivenleri çıkardıktan sonra telefonu açtım.
"Efendim?"
"Aren? Sen kimi öldürdün? İşi temizlemek için adamlarımı gönderdim. Fakat burası Teksas Katliamına dönmüş. Her tarafta polisler var, ağlayan sarışın bir kız var. Serum takılı, ambulansta oturuyor, tanıyor musun?"
Asir'in anlattıkları bende şok etkisi yaratırken bir o yana bir diğer tarafa gitmeye başladım.
"Nasıl yani? O kız mıydı o?"
Asir iyice şaşırmıştı. "Aren ne yaptın oğlum? Kimi öldürdün? Kim bu kız adam akıllı anlat bana şunu."
"Ben adamı öldürdüğüm sırada arkadaki çalılıkların oraya saklanmış. Kıpırdanışından anladım. Kafamı ona çevirdiğim de onu gördüğüm gibi hızla uzaklaştım. Ama eminim, giderken kimse yoktu. Pek de emin olamamışız demek ki.
"Aren, ah Aren nasıl böyle bir hata yapabilirsin? Üstelik bir katilsin. Şimdi beni dinliyorsun. Sabaha karşı sana 4:30 gibi New York'a bilet alıyorum. Orada ki otellerimize gideceksin. Bir kaç hafta orada kalacaksın. Bu olayın üstü kapanana kadar. Bu kız olurda peşine düşerse açık verirsin yeterince göze batmışsın zaten. Bavulunu hemen hazırlıyorsun. Ben seni Selim Bey ile havaalanına bıraktıracağım. Hiç kimseye bir şey çaktırmıyorsun. Selim Bey sana sahte kimliğini verecek. Orada ki adını kullan New York'ta anladın mı beni?"
Onun lafının üstüne laf söyleyemezdim. Son sözü hep Asir söylerdi bizde, babam harici. "Tamam anlıyorum" dedikten sonra telefon kapandı. Odama geçip kıyafetlerimi hazırladım. Altıma siyah bol kargo pantolonumu ve üzerime beyaz sweat giydikten sonra saçlarımı düzeltmeden dağınık bıraktım. Aşağıda öten korna sesiyle Selim Abinin geldiğini anlamıştım hemen aşağıya indim. Çantayı arabaya bıraktıktan sonra hemen bende arabaya binip Selim Abi arabayı tekrardan çalıştırdıktan sonra havaalanına doğru yola koyulduk. İlk kez bu kadar dikkatsiz davranmıştım. Normalde arkamda asla iz bırakmazdım. Nasıl olduğunu hâlâ anlamamıştım, garip bir şekilde iz bırakmıştım arkamda. Bunun benim için çok büyük sorunlar çıkaracağına emindim.
Havaalanına geldiğimizde uçağın kalkış için hazırlanmasını bekliyorduk. Kapıların açılmasıyla çantamı alıp elimde tutarken Selim Abi'ye döndüm. "Teşekkür ederim." Dediğim gibi arkamı dönüp içeriye girdim. Koltuğuma geçtiğimde ise kulaklığımı takıp müzik dinlemeye başladım. Dışarıyı izliyordum. Ve nedensizce o kızı düşünüyordum. Düşer miydi peşime? Öğrenir miydi kim olduğumu? Katil olabilirdim evet, fakat kimsesizliği en iyi ben bilirdim. O kızı en iyi ben anlardım. Şuan kaçıyordum ama o kıza geri döneceğimi çok iyi biliyordum. O kızı bırakamayacağımı ve onu alacağımı çok iyi biliyordum. Çünkü Aren ne isterse onu alırdı, asla bırakmazdı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Şahmat
Dla nastolatkówDünyaca aranan seri katil Aren Arslan'ın, işlediği cinayet sonrası hayatının dağılışı ile beraber, başına açılan büyük sorunlar ile baş başa kalır.