Derby şehrinde gece yarısını geçmişti,sonbahar mevsimi olduğu için fazla rüzgar esiyor,uğultuları şehri sarıyordu. Rüzgarın etkisiyle elektrik gidip geliyordu,onun üzerine hafiften yağmur yağmaya başladı. Bir kaç evden fener ışıkları ve mum ışıkları yansısa da şehre koca bir karanlık çökmüştü. Yağmur hızlanmaya başladı,sokaktan uzun süredir tek bir araba geçmemişti,zaten işlek bir sokak da değildi. Bir anda arabanın farı Evans ailesinin camına denk geldi, içeride polis amiri olan James Evans ve ailesi yaşıyordu. Uzun süredir araba geçmediği için James meraklanıp camdan bakmak istedi. Biraz başı ağrıdığı için yerinden ağır ağır kalkıp pencerenin yanına gidip perdeyi araladı. Arabaya dikkatlice bakıp modelini anlamaya çalışıyor bir yandan da neler olduğunu merak ediyordu. Arabadan siyah giyimli,fötr şapkası olan biri indi. Elinde minik bir çanta vardı,kıyafetleri olabileceğini düşünüp adamı izlemeye devam etti. James adamın nereye gideceğini çok merak ediyordu,pürdikkat adamı izliyordu. Araba hareket etmeye başlayınca plakasına bakmaya karar verdi,ışık olmadığından göremeyecekti belkide ama denemeye değerdi. Tam o sıra kızı Lily babasının yanına geldi. Babasına;
- Neye bakıyorsun baba? Sorusunu yöneltti. Babası James bir araba geldiğini ve ona baktığını izah ederken arabanın hareket ettiğini fark etti fakat araba çok hızlı olduğundan plakayı maalesef alamamıştı. James;
- Hay aksi! Diye söylenmeye başlayınca kızı Lily'de cama geçti ve o da izlemeye başladı. Siyahlı o adam arabadan indiğinden beri hareket etmeden yerinde duruyordu,Lily'de bu adamı merak etmişti. Babasına:
- Bu adam kim ve neden öylece duruyor?
Diye sordu. Babası James:
- Bende bilmiyorum,öylece duruyor. Nereye gidecek ona bakacağım.
Yanıtını verdikten sonra kızı ile beraber izlemeye başladılar. Saatte bir hayli geç olmaya başlamıştı,içeriden Lily'nin annesi Mia hanım seslendi. Babası annesinin yanına gitmesini,sabah olan biteni anlatacağını dile getirdi. Lily'e bir öpücük kondurduktan sonra eşi Mia'ya birazdan geleceğini onun yatması gerektiğini söyledi. Tekrar cama yöneldikten sonra adam ortadan kaybolmuştu,hemen sağa sola bakıp bu kadar kısa sürede nereye gidebileceğini tahmin etmeye çalışıyordu. Sağ tarafa baktığında ileride ki kavşaktan dönen bir gölge gördü. Evet,evet bu o olmalıydı. Çünkü bu saatte sokakta kimse olmazdı,büyük ihtimalle o gölge oydu. Zaten arabadan indiğinde de görememişti,gece olmasına rağmen güneş gözlüğü,fötr şapkası ve atkısı vardı. Elinde ki eldivenlerde gözünden kaçmamıştı. Aslında en başından beri adam tamamen bir gölge ve büyük bir sırdı. James bu kişinin katil,ajan veya bir suçlu olabileceğini düşünüyordu çünkü görünüşü bunları anımsatıyordu. Fakat önyargıyla yaklaşmak istemiyordu,bu nedenle sabah o kişiyi bulup işi en baştan anlamaya karar vermişti. Perdeyi geri kapatıp yatmaya gitti. James uykusu olmasına rağmen kafayı bu gizemli gölgeye takmıştı,gecenin o saatinde öyle bir arabayla ve kıyafetlerle ne işi olabilirdi. Acaba burada akrabası mı var diye düşündü. Daha sonra akrabası olan biri ne diye böyle bir şekilde gizem yaratır bunu düşündü. Daha sonra derin bi off çekip kendi kafasında kurmuş olabileceğini düşünüp fazla mı saçmalıyorum acaba diye içinden söyleniyordu. Eşi Mia hanım;
- Bi uyutmadın James ne düşünüp duruyorsun? Diye sordu.
James aklına bir şey takılırsa hemen eşine anlatıp ona danışırdı. Bunu da ona anlatıp fikrini almak istedi. Bu nedenle hemen doğrulup eşine olan biteni anlatmaya karar verdi. Hararetli bir şekilde sanki büyük bir olay varmış gibi anlatıyordu. Mia hanım elini çenesine koyup gülmeye başladı. James ne olduğunu,neden ona güldüğünü sordu. Mia,bu olayın basit olduğunu buna rağmen kafasında kurduğu için sanki büyük bir olaymış gibi anlatmasının komik olduğunu söyledi. James'ta gülmeye başlamıştı. Kendisini kaptırmış sanki çocuk gibi heyecanla olayı anlatıyordu. Mia düşüncelerinin doğru olmadığını,çok fazla kurguladığını dile getirse de James bir türlü içini rahatlatamıyordu. Bir şeyler olduğundan adı kadar emindi,ne de olsa o bir polis amiriydi. Böyle vakalar sıkça yaşanıyordu. Mia James'ı içinin rahatlamadığını anlamış ve ona yarın incelemesini,şimdi uyuması gerektiğini söyledi. James mantıklı olduğunu söyleyip yatağa tekrar yattı. Düşünceleriyle boğuşurken uyuya kalmıştı. Sabah kızı Lily'in onu uyandırması ile kalktı. Lily;
- Günaaaydınn babacığım. Diyerek ona sarıldı. Babasıda kocaman bir öpücük kondurup;
- Günaydınnn kızım. Diye cevap verdi. Lily daha babası yüzünü yıkamadan;
- Baba,baba dün gece ne oldu? Kimmiş o adam? Diye sordu. Babası göremediğini,bugün kim olduğunu öğrenmeye çalışacağını söyledi. Lily tamam deyip kahvaltının hazır olduğunu hemen gelmesi gerektiğini söyledi. James elini yüzünü yıkayıp özel bir günmüş gibi en sevdiği takım elbiselerini giymişti. Mutfağa geçtiğinde eşi Mia;
- Hayırdır bugün bayram da bizim mi haberimiz yok? Diye sordu. Lily'de annesinin bu sözlerine gülmeye başladı. Babası James;
- Yo,ne alaka ya kendimi iyi hissetmek için giyinemez miyim? Dedi. Mia işin ciddi olduğunu anlamıştı,ne zaman böyle vakalar olsa bu şekilde göreve odaklanır, bu şekil araştırmalar yapardı. Bir şey söylemek istemedi,çünkü onu dinlemeyecek, bildiğini okuyacaktı. Daha sonra beraber kahvaltılarını yaptılar,Lily'i okula bırakmak için çıkmaları gerekiyordu. Lily üniversite son sınıv öğrencisiydi,sabah dersi erken olduğunda babası James bırakırdı. Lily annesine sarılıp kapıya çıktı,babasına seslendi. James'ta çantasını alıp çıktılar. Lily okula gidene kadar en sevdiği şarkıları dinleyip oturduğu yerden dans ediyordu. Babası ona hiç bakmıyordu bile,oysa her seferinde okula giderken babası ona eşlik ederdi. Lily o adam yüzünden böyle olduğunu biliyordu,fakat bu kadar kafaya takmasının sebebini anlayamamıştı. Mesleki bir deformasyon olduğunu düşünmeye başladı. Babasına bir şey söylemek istemedi,bu nedenle şarkıyı kapatıp dışarıyı seyretmeye başladı. 20 dakikaya Lily'nin okuluna geldiler. Lily babasına sarılıp görüşürüz dedikten sonra arabadan inip okuluna geçti. James hemen yola koyuldu karakola gitmek için heyecanlanıyordu. Karakol uzak olduğu için arabayı bir tık hızlı sürüyordu,sanki karakol kaçıyor gibiydi. Zaman hızlı geçsin diye sevdiği şarkıyı açtı,fakat nafile. Trafik yığınla doluydu,zaten kafasında ki düşüncelerden de ne şarkıyı anlıyor ne keyif alabiliyordu. Resmen bir gölge tüm sinirini bozmuştu. Aradan 1 saat geçtikten sonra karakola vardı,hemen işine odaklanmalıydı. Arkadaşlarına da durumu anlatıp yardımcı olmaları konusunda onlara rica da bulundu. Hep beraber o gizemli gölgeyi araştırıyorlardı. 3 saatin sonunda hiç biri de o gölge hakkında bir iz bulamadılar. Kendisi gibi onun hakkında olanlarda bir gölgeydi. Ne bir kamera kayıtı vardı ne başka bir şey. Bu iş giderek zorlaşıcaktı fakat James'ta bir o kadar zor bir adamdı,meraklıydı da. Bu işin peşini bırakmayacaktı,fakat arkadaşları bir şey bulamadıkları için araştırmayı bırakmışlardı. Bu nedenle kendi başına devam edecekti. Aslında kendisi de bu kadar kafaya takmanın saçma olduğunu biliyordu,ama o kadar çok merak ediyordu ki,bu merak bu saçmalıkların önüne geçiyordu. Haliyle düşünmeye devam edecekti. Kendisine ne kadar inatçı olduğunu bildiği için sadece zamana bırakıyordu,belki denk gelirlerdi. Sonuç olarak o mahalledeydi. Çünkü yürüyerek başka yere gidemezdi. Ama ya başka bir arabaya daha bindiyse,bu öncülde kafasından çıkmıyordu. Kendi kendine masanın başında bunları düşünüp hâlâ içten içe merakına engel olamıyordu. Kimdi bu gölge,neyin nesiydi.. Kimdi bu gölge?

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Karanlık Beden
Misteri / ThrillerBir katil miydi,yoksa sıradan bir insan mı? Ya da bir mafya? Cinsiyeti de belli değildi kadın da olabilirdi. Ama hepsi bir sır gibi saklıydı. Tek bilinen şuydu o sadece bir gölge..