"Harold..."

10 0 0
                                    

Diana gözlerini açmakta zorlanıyor fakat etrafından gelen sesleri duyuyordu.Sonunda gözünü açtığında karşısında oturan David'i ve onun başında dikilen Julia'yı gördü.

Julia Diana'nın gözlerini açtığını görünce hemen onun yanına geldi.
Diana,biraz homurdanarak da olsa yerinde doğruldu ve kolundaki serumu gördü.

"Çıkarın şunu."
"Abla, bedenin güçsüz düştü.Serumu kullanmalısın."
"Çıkarın dedim.Birşeyim yok."
Diana onların serumu çıkartmayacağını anlayınca kendi serumu tuttu ve biraz sertçe çekti.
Üzerine örtülü olan ince çarşafı eliyle bir kenara ittirdi ve yattığı yerden kalktı.
Daha sonra Davidin yanına geldi.
"Öldü değilmi?"
David onaylarcasına başını salladı.
Diana bir kazanmış birinin edasıyla hafifçe tebessüm etti fakat bu tebessümü uzun sürmedi.Kapının açılmasıyla içeri kumral,uzun boylu , üzerinde vücut hatlarını ortaya çıkaran,hafiften uzun saçlı ve yeşil gözlü biri girdi.
"Merhaba, Diana."
Diana gözlerini biraz kısarak ona baktı.Belli ki kim olduğunu anlamaya çalışıyordu.
İşaret parmağıyla onu gösterdi.
"Kimsin?"
Genç adam Diana'nın onu baştan aşağı süzdüğünü görünce, dudağın kenarı hafifçe kıvrıldı.Daha sonra o işaret parmağıyla Diana'yı gösterdi.
"Benden önce,sen kimsin Diana? Gerçekte kimsin?"
Diana ellerini saçlarından geçirdi ve sanki bir sınavdan geçiyormuş gibi sıkıntıyla karışık bir nefes verdi.
"Edebiyat yapma.Kim olduğunu söyle."dedi sabırsız bir sesle.
"Harold."
Dedi genç adam ve elini uzattı.
"Harold Ivan."
Adamın eğlenen sesi gitmiş,yerine ciddi bir ses gelmişti,Ayrıca daha demin haylazca parlayan gözleri,şimdi koyulasarak Diana'yı içine çekiyordu.
"Her neyse.Tanımıyorum, Tanımakta istemiyorum."
Dedi ve Davidin yanina oturdu.
Harold bir kaç adım atarak tekrar Diana'nın önüne geldi.Hafifce kafasını aşağı eğdi ve gözlerini Diana'nın gözlerine odakladı.
"Kim olduğumu bilmek istemiyormusun?"
"İstemiyorum."dedi Diana tekdüze bir sesle.Daha sonra gözleriyle kapıyı işaret etti."Herhangi birşey yoksa gidebilirsin."
Harold Diana'ya biraz daha kısık gözlerle baktıktan sonra kapıya doğru yöneldi ve tam kapının önünde durdu.Başını hafifçe arkaya çevirdi ve yüzüne bir tebessüm kondurdu.
"Bir gün kim olduğumu,ne olduğumu öğreneceksin, Diana."
Dedi ve kapıyı arkasından biraz sertçe çekerek kapattı.
"Onun sorunu ne?"
David Diana'ya baktığında gözlerindeki hissizligi gördü.Bir katil olmasaydi nasıl biri olacağını düşündü.Onu derin düşüncelerinden Diana kurtardı.
"Hey,burda mısın?"dedi eğlenen bir sesle.
David onaylarcasına başını usulca salladı.
"Harold.Sen orada baba..yani Danver'ı öldürdükten sonra geldi.Sanırım malikanenin başka bir kapısı daha varmış.O senin yanına geldiğinde sen bayılmıştın.Kim olduğunu söylemedi ama seni tanıdığını söyledi."
Diana biraz şüpheli birazda tedirgin gözlerle Davide bakıyordu.
"Yakışıklıydı..."
Dudaklarından istemsizce çıkan fısıltıyla Davide baktı.Diana'yı duymuştu.Diana ne söylediğini idrak ettikten sonra sanki söylediği şeyleri hapsetmek ister gibi ellerini ağzına götürdü.Daha sonra ellerini ağzından çekti ve tekrar Davide baktı.Ne söyleyeceğini istemsizce merak ediyordu.
"Evet.Yakısıklı olduğu doğru.Ama dikkatli olmalıyız.Kim olduğunu,ne yaptığını bile bilmiyoruz."
"Demek bay Gizemliyi oynuyor..."dedi ve sinsice bir gülümseme yerleştirdi dudaklarına.
"İyi o zaman.Ayak uyduralım."dedi ve ellerini birbirine vurarak hevesle ayağa kalktı.
"Kim olduğunu öğreneceğim."
Daha sonra aklına birşey gelmiş gibi bedenine baktı.Kendi bedeninde olduğunu görünce rahatlamışçasına bir nefes verdi.
"Ne sıklıkla beden değişimi oluyor.Yada etkisi nasıl geçiyor?"
Dedi ve bir cevap ararcasına Davidin yüzüne odaklandı.David kendini köşeye sıkıştırılmış gibi hissetsede cevap verdi.
"Henüz ne sıklıkla olduğunu bilmiyoruz fakat ara sıra böyle olacağı kesin.Ayrıca bir daha kriz geçirme olasılığın çok yüksek."dedi ve telaşlı bir şekilde Diana'ya baktı.
Diana kapıya yöneldi ve ceplerini yokladı.
"Arabanın anahtarı nerede?"
"John da olması lazım."
Diana başını onaylarcasına salladı ve odadan çıktı.Suanda kafasını kurcalayan şey Harold denen ve sadece yüz hatlarından ilham alınarak dünyaca ünlü tablolar yapılabilecek adamın kim olduğuydu.Onun kim olduğunu öğrenecek ve daha sonra ne yapması gerekiyorsa onu yapacaktı.Her zaman yaptığı gibi, aklına koyduğu şeyi yapacaktı.Johnun yanına geldiğinde yanlız bir şekilde kahvesini yudumladığını gördü.John başını çevirdiğinde Diana'yı gördü ve gözleri hafifçe açıldı."Diana,serumu kullanma-"
"Boşver serumu, şu Harold denen adamı araştırmak için ofise gideceğiz.Araba anahtarını ver ben kullanayım.Sende o sırada araştırmaya basla.Kücük bir bilgi bile çok önemli."John "tamam" anlamında başını salladı ve ikisi birlikte John'un arabayı koyduğu en alt kattaki otoparka gittiler.
John ve ikisi arabaya binince Diana hafifçe arkasını döndü.
"Beni hafife almanız en sinir olduğum şey.Ve sinir olmayı sevmem, ayrıca sinir ederseniz..."başını Kendi önüne çevirdi ve dikiz aynasından John'un gözlerine baktı"iyi şeyler olmaz,biliyorsun John"
Dedi ve gözünü kırptı.Harold'ın kim olduğunu bulacak ve gerekeni yapacaktı.Eger öldürmeye değerse öldürecekti,bu iş onun için hem vazgeçilmez bir tutku hemde bir arındırma göreviydi....

Bölüm müziği:
Berkay Altunyay:sanki hevesim hiç kırılmamış gibi

Bu hikayenin final olması için birkaç bölüm kaldı.Fic yada Texting yazmayı düşünüyorum.Yada ikisini bir arada yazarım.Kendinize iyi bakınnnnn🌟🪐🌜🌝🌘🌠🌌🌛☀️💫⭐✨

DEĞİŞİM Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin