5

949 93 184
                                    

Main pov
Edgar ve Fang boks mücadelesi için eşleşmişlerdi, Edgar sinirli ve stresli Fang ise heyecanlıydı. Edgar hazırlanmak için soyunma odasına gittiğinde Fang'i gördü, kafasındaki şapkayı çıkarmış ve saçını yarım toplamıştı. "Geri zekalı herhalde, niye yarıştan önce süsleniyorsa." diye içinden geçirdi Edgar. Fang onu gördüğünde ise gülümseyerek "Bu sefer sana acımayacağım miniğim." dedi ve Edgar'a göz kırparak odadan çıktı. "Orospu çocuğu! İhtiyacım var sanki." diye söylendi Edgar sinirlice ve dövüş için hazırlanmaya başladı.

Onlardan önceki herkes dövüşü tamamlamıştı ve sıra Edgar ile Fang'e gelmişti. İkisi de hızlıca ringe girdi ve hakemin hareketiyle maç başladı. İlk saldıran yine Fang olmuştu ve bu sefer attığı yumruk Edgar'ın tam da yüzünün ortasına gelmişti. 1-2 adım geri çekilen Edgar karşısındaki çocuğun güçlü aurasının altında yok olduğunu hissediyordu fakat o da tüm gücüyle dövüşecekti.

Fang'in çocukluğuna küçük bir flashback
X:(Fang'in babası) Fang! Hadi ama boksta gerçekten de bok gibisin. Seni işe yaramaz it!
F:"..."
X:"Senden birden çok şey istemiyorum! Kendine bir dal belirle ve o dal üzerinde ilerle.
F:"Peki babacığım."
X:"Bana bir daha baba dersen o dilini keserim seni kahpenin eniği!"

...

Main pov
Fang'in aklına eski anıları gelince bir anda sinirlenmişti, nefes alış verişi dengesizleşti ve yumruklarını boşa atmaya başladı bunu fark eden Edgar ise karşısındaki çocuğu bir güzel yumruklamaya başladı.
Hissettiği acılardan sonra geçmişinden çıkabilen Fang, hakemin geri sayımı yaptığını gördü ve hemen Edgar'ı üzerinden atarak ayağa kalktı. Az daha kendi aklınca "Yarrak sureti" olarak adlandırdığı 'babası' yüzünden maçı kaybediyordu.

Fang ayağa kalktıktan sonra bir anda koşarak Edgar'ın yanına gitti ve karşısındaki çocuğu deli gibi yumruklamaya başladı, kendi kanıyla onun kanı yerde birleşiyordu. Edgar zorla ayağa kalktı ve aynı şekilde Fang'e vurmaya başladı fakat nafile. Karşısındaki çocuğu bileklerinden yakalayan Fang bir anda Edgar'ın kanayan dudağını tek bir hamleyle yaladı ve kendini çok havalı sandığı için yuttu. Tüm izleyiciler çılgınlarcasına bağırıyordu. Edgar bu hareketten sonra sinirlendi ve ayağıyla Fang'in karnına bir tane geçirdikten sonra kendini kurtarabildi. Sinirlenmişti, Fang onu tüm okula yaptığı hareketle soytarı etmişti. Kendi kendine planlar kurdu ve bir anda ellerinin üstüne kalkarak ayakkabısının tabanıyla Fang'in suratının ortasına sertçe vurdu. O hamleden sonra hakem ikiliyi ayırmak istedi fakat Fang sinirlenmişti ve bir anda Edgar'ın yanına gidip bir nevi çocuğun ağzına sıçmaya başladı (çok pis dövdü anlamında). Hakem ikiliyi ayıramayınca araya öğrenciler girdi ve anca Fang'i yerde yatan Edgar'ın üstünden alabildiler. Fang 2. kez Edgar'ı bayıltana kadar dövmüştü fakat bu seferki niyeyse daha iyi hissettiriyordu.

"VE KAZANAN 3-J SINIFINDAN FANG!"

Fang's pov
Maç bittiğinde göz ucuyla Edgar'a baktım, geçen seferkinden de fena benzetmiştim çocuğu. İç çektim ve sakince yanına gidip diz çöktüm, nefes alış verişleri ve nabzı normaldi. Bir elimi yavaşça Edgar'ın boynunun altına diğer elimi ise dizinin alt kısmına yerleştirip yavaşça kaldırdım ve arkadan bakakalan gözlere aldırmadan yavaşça Edgar'ı revir odasına getirdim. Hemşire çocuğu görünce ağzındaki suyu korkudan püskürttü ve koşarak bir yatağa yatırdığım Edgar'a baktı. "Oğlum! Ne yapmışlar bu yavrucuğa?" diye sordu endişeyle tontik kadın "Boks müsabakasında oldu abla." diye cevapladım ben de.

Aradan biraz zaman geçtikten sonra Edgar uyanmıştı, kalkıp yanına gittim ve "Daha iyi misin?" diye sordum. Edgar cevap vermedi ve yataktan kalkmaya çalıştı fakat hemşire buna izin vermedi. "Oğlum dur! Durumun çok kötü, biraz merhem süreyim yaralarına da sonra tekrar bandajlayayım." dedi ve Edgar'ın suratına çeşitli merhemler sürüp bandajladı ve Şimdi gidebilirsin dermişçesine gülümseyerek Edgar'a baktı. Edgar da hafiften gülümseyerek hemşireye baştı ve teşekkür edip çıktı.

(Edgar uyurken Fang'in yaraları da temizlendi, bandajı yok çünkü Edgar kadar hasar almadı)

Beni beklemeden odaya doğru ilerliyordu fakat anahtar bendeydi "Edgar bekle, anahtar bende." dedim ve peşinden koşmaya başladım, Edgar ise sinirle dişlerini birbirine sürterek bağırmaya başladı. "Okula beni maskara ettin seni orospu çocuğu! Utanacağımı hiç düşünmedin mi? TÜM OKUL ORDAYDI LAN HERKES ARKADAŞLARIM DAHİL BEN ONLARA NE HESAP VERECEĞİM?" diye bağırdı, gözleri dolmuştu. "Edgar, ben.. Özür dilerim?" diyebildim sadece, sonuna kadar haklıydı çünkü. Edgar ise hiçbir şey demeden cebimden anahtarı aldı ve odaya girip kendini anında yatağına bıraktı. "Bari izin ver de üstünü değişeyim, kanlanmış." dedim, beni affetmesini istiyordum. "İstemiyorum." dedi, sesi ağlamaklı geliyordu.

-"Edgar, bana babamı anımsatıyorsun."
+"Ee, yani?"

Şimdi anlamıştım.. Edgarla ne zaman kavga etsek kendimi tutamamamın sebebi onun babamla olan benzerliği olmalıydı. Ne zaman Edgar'ı boks pozisyonunda görsem aklıma o suratını siktiğimin adamı geliyor ve kendimden geçiyorum! İşte ya! Gel de açıkla şimdi..
Uzunca bir nefes aldım ve "Biraz ailevi meselelere giriyor, anlatmamı ister misin?" diye sordum. Edgar şaşırmışçasına bana döndü ve "Dinlerim." dedi. Bir anlığına gözlerimi kaçırdım ve anlatmaya başladım.

"Ben çocukken, yani böyle 7-8 yaşlarındayken babam beni ünlü bir dövüşçü olmam için eğitirdi. Kendisi de ülke çapınca zamanında ünlüydü zaten fakat kimse onun ailesine nasıl davrandığını bilmezdi, ne zaman evde ikimiz kalsak beni saçlarımdan tutar yüzümü kapılara, duvarlara vururdu. Dediği tek bir şey vardı 'Ne zaman iyi bir dövüşçü olursan o zaman seni bırakırım.' Sırf beni bıraksın diye yaşıtlarım parklarda oynarken ben evde çalıştım, çabaladım ve 15li yaşlarımda babamın istediği seviyeye gelebildim. Ben 15 yaşına gelene kadar babam hem beni hem de annemi döverdi. Suratını siktiğimin sıfatsızı. Neyse.. daha da derinlere inip seni sıkmak istemem. Babamın saç kesimi de aynı seninki gibiydi, yanlar tıraşlı falan.. Ondan senle dövüşürken kendimi kaybediyorum."
Anlatmam bittikten sonra gözümden akması an ihtimali olan yaşlarımı fark ettim ve hemen komik şeyler düşünmeye başladım fakat nafile. Bir anda Edgar'ın yatağında otururken sessizce ağlamaya başladım. Edgar'ın bana güleceğini düşünmüştüm fakat beklediğim gibi olmadı, bana sımsıkı sarıldı ve kulağıma bir şeyler mırıldanmaya başladı. Rahatladım ve göz yaşlarımı serbest bıraktım. Sanırım en çok ağladığım gün oydu.

Sabah olduğunda Edgar'ın yatağındaydım, görünen o ki Edgar ile sarılıp uyumuştuk. Gülümsedim ve aklıma dün yaşananları getirdim. Beni ağlarken gören ilk arkadaşım Edgar olmuştu, aynı zamanda ilk defa geçmişimi birine anlatmıştım. Rahatlamış gibiydim ve sessizce Edgar'a teşekkür ettim. "Ne için teşekkür ediyorsun öyle seni ruh hastası!" diye çıkıştı Edgar, uyanıkmış meğer. Gülümsedim ve bir anda hemen karşımda kıvrılıp uzanmış olan çocuğun dudaklarına bir buse kondurdum. Yaptığım şeyden sonra Edgar yatakta doğruldu ve ardından ben de doğruldum. Tam özür dileyecekken bir anda beni yakamdan tutup çekti ve kendisi de öpmeye başladı. Öpüşürken ağzından kaçırdığı iniltiler heyecanlanmamı sağlıyordu, elimi yavaşça tişörtünden içeri sokup gezindirmeye başladım. Tanrım bu çocuk neydi böyle? İkimiz de nefessiz kalınca durdum ve nefes almak için biraz geriye çekildim.

"Bu da doğum günü hediyesi değildir umarım." dedim ve gülümsedim.

Bu bölüm de bitti
En kısa bölüm bu oldu malum bayram falan

Nasıldı sizce?

Unable to Fight [ fangar ]Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin