7

801 80 38
                                    

Edgar gözlerini açtığında gördüğü şey loş ışıklı bir hastane odasıydı, sağına döndüğünde kendisine bağlanmış olan serumu ve kan tüpünü görünce olaylar yavaş yavaş aklına oturmaya başladı. Doğru ya! Fang'in babası tarafından...

Bunları düşünmek istemiyordu, kim isterdi ki? Sessizce iç çektikten sonra kafasını sol tarafa doğru döndürdü, Fang yatağın üstüne kollarını koymuş ve Edgar'ın elini tutarak uyumuştu. Edgar uyurken ne yaşadığı yüzünden anlaşılıyordu, acaba babasına ne olmuştu?

Edgar yavaşça Fang'e seslendi.

"..Fang?"

Sesi duyan mor saçlı çocuk ise bir anda yerinden fırladı ve karşısında ayılmış Edgar'ı görünce kendini tutamadı ve sıkıca karşısındaki çocuğa sarıldı. Edgar ise bir süre fiziksel temastan kaçınmak istiyordu fakat Fang'e bir şey demiyordu. Nedenini kendisi de bilmiyordu, sanırım Fang'e çok güveniyordu? Edgar bir süre aklıyla baş başa kaldıktan sonra kapıyı çarparak biri açtı, bu kişi Bibi idi. Koşarak Fang'i yakasından tutarak çekiştirmeye ve ardı ardına gelmeyen küfürler etmeye başladı. Fang ona olanları anlamış olmalıydı. Bibi'nin gözleri yaşarmıştı, küçük kardeşinin yaşadıkları ona çok ağır geliyordu. Fang ise yerinde direk gibi durmuş Bibi'nin tokatlarının ve yumruklarının son bulmasını bekliyordu. En sonunda Edgar dayanamayarak yavaşça serum ve kan tüpünün asılı olduğu demir aparata tutunarak yanlarına gitti ve ablasından durmasını rica etti. Bibi küçük kardeşini o durumda görünce sıkıca sarıldı ve bir süre Edgar'ı bırakmadı.

Edgar yaşananları detaylıca ablasına anlatınca ablasının Fang'e olan siniri biraz da olsa yatışmıştı. Fang'in babasına ne olduğunu merak etmişti Edgar ve bir anda "Baban nerde?" diye sordu. Fang ise gülümseyerek "Hapiste." cevabını verdi. Kendinden yaşça küçük bir çocuğu tecavüz ettiği ve senelerdir aile içi şiddet kullandığı için anında cezaevine alınmıştı. Edgar bunları duyunca rahatladı.

(biliyorum hikaye biraz karıştı illa ki sıkılıp bırakanlar olacaktır fakat esinlenebileceğim herhangi bir şey yok maalesef)

fang's pov
Babamın Edgar'a yaptığı şeyler yüzünden kendimi aşırı suçlu hissediyordum, onu zaten buralara kadar getirmemem gerekirdi.. Ne dese haklıydı.
Bir süredir utançtan yere bakıyordum, en sonunda Bibi kalktı ve beni hastane odasından çıkarıp kafeteryaya götürdü. Boş bir masaya oturduğumuzda ise bana hayatımda görüp görebileceğim en mahçup bakışla "Fang.. Edgar'a iyi gelmiyorsun." dedi. Kalakalmıştım, yani evet ona iyi gelmediğim apaçık ortadaydı fakat bunu başka birinin ağzından duymak beni üzmüştü. Bir süre ablasının yüzüne baktıktan sonra tam kendimi savunmak için ağzımı açacakken Bibi tekrar söze atıldı ve "Eğer kardeşimi bu kadar çok istiyorsan bunu ona kanıtlamalısın, Edgar'ı anlaması zor olduğu gibi sahip olması da zor. Umarım ona sahip olabilirsin Fang çünkü her ne kadar onun için negatif bir örnek olsan da Edgar'ı mutlu ediyorsun." diyerek masadan kalkıp sigara içmek için açık alana doğru gitti.

Ben ise Edgar'ın kaldığı odaya doğru gidiyordum, diyecek hiçbir şeyim yoktu. Ne diyecektim ki? 'Kusura bakma! Babam seni tecavüz etti, hahah!'

...

Basit bir özürle kesinlikle kendimi affettiremezdim ondan dolayı hastaneden koşarak çıkıp bir hediyelik eşya dükkanına girdim. Reyonlara biraz göz gezdirdikten sonra gözüme bir kedi figürü takıldı, Edgar'ın sürekli odaya çıkardığı yavru kedinin tıpatıp aynısıydı. Gülümsedim ve o figürü hediye paketi yaptırıp dükkandan çıktım. Hastane odasının kapısına geldiğimde yavaşça 2 kez tıklattım ve Edgar'dan ses gelmeyince uyuduğunu düşünüp yavaşça odaya girdim. Düşüncem doğruydu, Edgar kafasını cam tarafına doğru çevirip uyumuştu. Usulca yanına yaklaştım ve hediyesini komodinin baş ucuna yerleştirdim, ve neredeyse 2 kağıt kaplayan özür notumu da içine sıkıştırdıktan sonra odadan ayrıldım.

Hastaneden ayrılalı neredeyse 2 saat olmuştu ve ben kalacak bir yerim olmadığı için bir kafenin kütüphane kısmında uyuyordum, ta ki telefonum çalana kadar. Arayan Edgar'dı, bir anda yerimden fırladım ve koşarak kafenin lavabosuna girip telefonu açtım. "..Alo?" diyebildim sadece, kalbim yerinden çıkacakmışçasına atıyordu.

"Fang?"

Kendi adımı Edgar'ın ağzından duymak beni heyecanlandırmıştı, bir şey demeden nefesimi tutarak konuşmasını bekledim ve en sonunda "Hediye için teşekkür ederim, nerdesin?" diye sordu. "Bir kafeye geldim, beni merak etmene gerek yok haha..! Burası çok rahat." dedim, kendimi baya bir rezil etmiştim. Edgar ise güldü ve beni hastane odasına davet etti.

Bugün neredeyse 10 kez girip çıktığım hastane odasına bir kere daha girdim ve bu sefer Edgar beni ayakta karşıladı, kollarımı iki yana açarak gelmesini işaret ettim ve o da öyle yaptı. Sırf hoşuna gittiğini bildiğim için ellerimi, Edgar'ın saçlarına attım ve bir süre öyle kalmaya devam ettik. "Hiçbir şey yaşanmamış gibi yeniden başlayabilir miyiz?" diye sordu Edgar sessizliği bozarak, bense sadece kafamı evet anlamında ileri geri salladım.

"Bir an önce iyileş de yurt odasına gidelim o zaman."

Çok sıkıldım bu kitaptan ilham gelmiyor daha 😖

bölüm de çok kısa oldu atmak için attım bir nevi kusura bakmayın

Unable to Fight [ fangar ]Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin