gözlerini açtığında odanın karanlık olduğunu fark etti barış. kafasını kaldırıp etrafa bakındıgında odaya vuran tek ışığın açık pencereden vuran ay ışığı olduğunu gördü. yatakta doğrulup komodinin üzerindeki telefonundan saate baktı.
04.35
telefonu tekrar komodine koyduğunda yan tarafındaki yatakta yatan ismaili gördü. suratı barışa dönük gözleri kapalıydı. üzerindeki çarşaf yere düşmüş, şortu yukarı kıvrılmıştı. yukarı kıvrılan şortu baldırlarını açık bırakıyordu barışın gözü ise oraya takılmıştı. süt gibi beyaz tenini çok seviyordu barış, en çok da o beyaz tende izlerini bırakmayı istiyordu. bir süre ismaili izledi, her zerresini ezberlemek istercesine inceledi.
yaptığının yanlış olduğunu anımsadı tekrardan, en yakın arkadaşıydı ismail. en azından ismail onu öyle görüyordu, barış öyle düşünüyordu. barış duygularına hakim olamamanın verdiği huzursuzlukla yataktan kalktı, yerdeki çarşafı alıp ismaili uyandırmamaya dikkat ederek üzerine örttü. karşısındaki çocuk uyanmasın diye elinden geleni yapıyor, epey sessiz ve yavaş davranıyordu. ismail üzerinde örtülen çarşaf ile gözlerini araladı.
"bir şey mi oldu?" uykulu çıkan sesiyle konuştu.
"hayır üzerini açmışsın üşüme diye örtüyordum o sırada uyandın."
ismail anladığını belirten birkaç mırıltı çıkardıktan sonra teşekkür ederek barışın da uyuması gerektiğini söyledi. barış ismaili onaylayarak yatağına geri yattı. bu sefer ismaile döndü yüzünü. uyuyan çocuğu inceledi uyuyana kadar.
..
"kerem pas ver"
"siktir git"
kerem barışa cevabını verdikten sonra ceza sahası dışından kaleye gelişi güzel bir şut attı. altay ne kadar topu tutmak için zıplasa da yetişememişti.
"senin ağzın çok bozuldu he, altay sen kızmıyor musun ya buna."
altay kaleden ceza sahasının içindeki barışa ters ters bakarak konuşmaya başladı.
"niye kızayım?" barış altayın yanına yaklaşdı, kameralara dikkat ederek kulağına eğildi.
"sevişirken de çok küfür ediyordur bu." dediği şeyden sonra altay kafasına vurmak için elini savurdu ama barış hızlı davranarak altaydan uzaklaştı. altay peşinden koşmamış ama ardından epey küfür etmişti.
kerem barışın ne dediğini az çok tahmin edebiliyordu. ayağının dibindeki diğer topu seri bir şekilde barışın kafasına attı. barış o yöne bakmadığı için topu görmemişti. kafasıni çevirdiğinde burnuna gelen topla ve topun hızının verdiği sarsıntıyla kalçasının üzerine düştü.
"amına koyayım kerem"
kerem, altay ve diğerleri barışın yanına geldiğinde barış iyiyim dese de inanmamış sağlık ekibini çağırmışlardı.
"ya iyiyim hocam valla bir şey yok, kanaması durur birazdan."
"barış sus."
"peki hocam."
. . . .
barış fuck up
kerem niye bu kadar ibnesin altay niye bu kadar piçsin ismail niye bu kadar körsün barış niye bu kadar aşıksın
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.