Mocha ilk kölesini yeni kaybetmiş yaralı bir Sibirya kedisidir. Kaderinde ruh hali kendine benzeyen bir köleyle karşılaşmak vardır. Kendi hayatı az aksiyonluymuş gibi kölesi Ege onu birçok maceraya sürükler. Ege ile karşılaşıncaya kadar beş canını k...
Yolculuk sandığımdan uzun ama güzel geçmişti. Çişimi hapishaneye yapınca Mıstık Dede biraz söylendi ama sonra bir yol bulduk. Alıştığımıza inanarak beni hapishaneden çıkardı. Ve hapishaneyi tuvalete dönüştürdü. Çiş kumunu ona döktü. Çişimi oraya yapmaya başladım. Ben de özgürce tırın içinde oradan oraya koşturdum. Mıstık Dede oynayışıma gülüyordu. Arada bir güneşli yerlerde mola verip fotoğrafımı çekti. Önceki günlere ait fotoğrafım yok bu yüzden.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Yolculuk artık bitmişti. Tırı bilmediğim bir yere bırakıp daha küçük bir arabaya bindik. "Tüylerini çok dökme." diye tembihledi beni ama elimde değil ki işte yuvarlanıyoruz, hoplayıp, zıplıyoruz dökülüyor haliyle. İyi hatırlıyorum mis gibi çiçeklerin olduğu bir bahçeden geçtik. Kedi arkadaşlar vardı bahçede ama benim gibi prenses değillerdi pek. Yolda beni görenler bir şeyler söyledi ama anlamadım. Birçok defa kilitlenmiş kapı açıldı nihayet. Beni içeri bıraktı. Pencereleri açtı ve eşyaları eve taşıdı. Pencereden atlayabilir miyim diye şöyle bir baktım. Mıstık Dede yedinci katta yaşıyormuş. Yerdeki kediler karınca gibi gözüküyordu. Buradan atlarsam her katta bir can kaybederdim ve bir canım kalırdı sanırım. Mıstık Dede aşağıya baktığımı görünce kızdı. Bende korkup saklanacak yer aradım. Oradan oraya koşarken bir kanepenin altına girdim. Kaloriferin sıcağı geliyordu. Uyumuşum orada.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Uyandığımda mama kabım, su kabım ve çişimi yapacağım yer hazırlanmıştı. Acıktığımı fark ettim. Mıstık Dede yol yorgunu olduğu için uyumuş. Mamamı yiyip suyumu içtim. Çişim de vardı biraz. O sırada bir şey daha fark ettim: "Biz o kafeste kötü kokmuyorduk, çiş kokuyorduk." diye mırıldandım. Yavaş yavaş daha güzel kokuyordum. Evi keşfetmeye başladım. Kapısı açık her yeri gezdim. Gözüme kestirdiğim koltuğa bir kesik attım. Pencerede kuşları izledim. Mıstık Dede'nin horlama sesi geliyordu. Ama kapısı kapalıydı. Biraz seslendim ama gelmedi. İşaretlediğim koltuğa gidip tekrar yattım. Ev kedisi olmak da fena değil aslında ama bilemedim. Biraz yalnızlık ile aranın iyi olması lazım. Mıstık Dede yol boyunca torununu anlattı. Onu daha çok sevecekmişim falan. Bakacağız şimdiden bir şey diyemem. İki gün sonra yola çıkacağız. Umarım Mıstık Dede iki gün boyunca uyumaz.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Rüyamda annem de bu evde benimle birlikteydi. Bana uslu durmamı ve Mıstık Dede'yi üzmememi söyledi. Sanırım beni uzaktan izliyor. Mıstık Dede ona yaş mama veriyordu. Ben ise kuru mama yiyordum. Rüyamda da çok güzeldi annem. Bana evini koru deyip, uçan ne varsa yakalamayı gösterdi. Çiş kumunu nasıl dağıtmadan kapatacağımı öğrendim. Dışarıda bile olsan böyle yap diye tembihledi. Kaçma fikrinden bahsettim. İzin vermedi. Küçükmüşüm ve yemek bulamaz ölürmüşüm. "Daha sekiz canım var." dedim. Yemek yemezsem tüm canlarım bir anda gidermiş. Bunu öğrendiğim iyi oldu. Bir ters bakışı var siyaha beyaz dese tamam demek zorunda kalırsınız. Kızınca korkutuyor annem. Canım annem. Uyanınca onu aradım evde ama bulamadım. Kokusu burada gibi sanki. Bir kedi annesinin kokusunu ölene kadar unutmazmış bu yüzden olduğunu büyüyünce anladım. Keşke biraz daha kalabilseydim onunla diye hep iç geçiririm. Gelip gidip mama yedim, su içtim ve bitti. Bizim Mıstık Dede ben iki kere uyuyup uyanmama rağmen uyanmadı. Kapısının önünde ona seslendim. Kapıya bir kesik attım. İçeriden sesler geldi. Dikkatlice dinledim. Kapı açıldı. Üstüne atlamaya çalıştım ama patim parkede kayınca yapamadım. Kucağına aldı beni. Engel olabilirdim ama şimdi yüzsüzlük olmasın diye ses çıkarmadım. Çünkü ben uyandırdım onu. Benimle birlikte mamamın olduğu yere gitti. "Böyle yersen evime incir ağacı dikersin." dedi. Çok hoşuma gitti bu çünkü evde ormanım olabilir ve doğal yaşamıma yakın bir yer inşa edebilirdim. Rengi benim rengime benzeyen bir halıya uzanıp yuvarlandım keyiften. Hayal kurmak güzel bir şey. Herkes hayal kurmalı. Mesela annem ben ve kardeşlerimle birlikte kocaman bahçesi olan, bahçesinde bol bol ağacı olan bir evde yaşamak harika olmaz mıydı? İlk evim, ilk adımlarım, ilk hayallerim ve ilk kölemle her şey güzel gidiyordu. Kaçma planı bir süreliğine ertelenmişti.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.