Otuz üç'

1.1K 115 14
                                        

Bu hikaye ne olacak böyle, bitmiyorda gerçi bitmesi için yazmam gerekiyor ama az olan yorumlardan dolayı yazasımda gelmiyor. Umarım bu bölüme çok yorum gelirde diğer bölümü hemen yazarım.


















"Uykucu"

Taehyung'un uykulu boğuk sesi nüksetti kulaklarımda, hâlâ daha uykunun tatlı kollarındayken fısıltıları işleniyordu kulaklarıma, ama bir türlü kendimi alıkoyamıyordum tatlı uykudan. Gözlerim açılmamak için inat ediyordu. Boynumda hissediyordum dudaklarını ve boynumdan kayarak omzuma geçen tatlı öpücükler takip ediyordu bedenimi,

Ruhsal yorgunluk muydu? Yoksa fiziksel yorgunluk muydu beni böylesine güçsüz düşüren bilmiyordum. Bildiğim tek şey yanımda ki adamın güvenli yerim olduğuydu. Onun kollarından başka sığınabileceğim bir liman, onun dudaklarından başka dinlenebileceğim bir nokta, onun sesinden başka huzur veren bir melodi yoktu benim için.

Zordu yemin ederim ki bir şeyleri ardımda bırakmak, alıştığım şeylerden tümüyle kaçmak ve kaçarken o çaresizliği, korkuyu iliklerime kadar hissetmek çok zordu. Düşmüştüm resmen, yıllardır başında savrulup durduğum o uçurumdan aşağıya düşmüştüm. Bilmediğim bir ormanda kaybolup gidiyordum.

"Acıktım ama, bir şeyler yememiz lazım. Sende açıkmışsındır"

Mırıldanmaları eşliğinde taptığım yumuşacık saçlarını göğsüme sürtüyordu ve bu his yemin ederim mideme art arda sancılar saplanmasına sebep oluyordu.

Zorlukla açabildim gözlerimi, başımı usulca onun olduğu tarafa çevirdim. Başını göğsümden kaldırmış dağılmış saçları ve uykudan yeni uyandığı için şişmiş yüzüyle yüzüme bakıyordu. Fazlasıyla tatlıydı.

Tatlı olmasına tatlıydı ama çıplak olan üstü bütün bu tatlılığın zıttı olarak çok şeydi...

"Sonunda" diye gülerek ayaklandı. Yatağın dibinde olan eşofmanını hızla giyinerek kapıya doğru adımladı.

"Bir duş al istersen, sonrada aşağıya mutfağa gel, kahvaltı hazırlayalım" dedikten sonra çıkmıştı odadan. Ardından başımı usulca sallamıştım. Sallamıştım sallamasına ama hiç kalkıp duş alasım yoktu. Uyurken her şey güzeldi ama uyanıkken bütün güzellikler bozuluyordu. Kafaya takmamaya çalışsamda, ailemi düşünmeden duramıyordum.

Yavaşça yatakta oturur pozisyon aldım ve gerneşmeye başladım. Başım feci ağrıyordu, Taehyung haklıydı duş almam gerekiyordu. Üzerimde ki pikeyi kaldırıp bacaklarımı yataktan sarkıttım. Hiçbir şey yapasım yoktu, yataktan kalkmak bile ölüm gibi geliyordu.

Komedinin üzerindeki telefonum titrediğinde korkuyla başımı hızla o tarafa çevirdim. Kesik bir nefes alıp telefonu elime aldım. Gelen mesajı bildirimden okuduğumda saniyelik olarak bütün kanımın vücudumdan çekildiğini hissetim.

Bilinmeyen Numara
Jimin'in porno listesine yeni bir video eklendi Jeon :)

Telefon titreyen elimden kayıp yere düştüğünde ne zaman tutmaya başladığımı bilmediğim nefesimi verdim. Bu mesajı atan Sehun değildi, bahsettiği video da bizim videomuz değildi.

Sertçe saçlarımı çekip

"Sikeyim" diye mırıldandım. Numara Sehun'a aitti. Kahretsin ki mesajı atan oydu. Ama yapmazdı değil mi? Jimin'e videoyu atmazdı.

Sikeyim ki yapardı, korkacağı bir şey yoktu. Jimin'i de kaybetmişti. Elbette yapardı. Ben tam bir salaktım, Sehun'un nasıl birisi olduğunu bilip o videoyu kopyalatmayacağını düşünecek kadar salaktım. Öyle bir videonun tabikide yedeği olacaktı. Sehun salak değildi.

Ne yapacaktım? Jimin'in yanına mı gitmeliydim? Ne diyeceğim ki? Gerçekleri söylesem ne olacak? Niye bu zamana kadar sustun diye sormaz mı? Nasıl yüzüme baktın demez mi?

Ne yapacağım?

Ellerim zangır zangır titiyordu ki tek titreyen ellerim değildi, bedenimde deli gibi titriyordu. Sikeyim mutlu olmak bana haramdı, bu kadardı işte, her şey bu kadar. Siktiğimin hayatı bir türlü yüzüme gülmüyordu. Yalnızca Taehyung konusunda yüzüme gülmüştü. Ama şuan bu durumu Taehyung bile düzeltemezdi. Bitmişti, her gece uykularımı kaçıran düşünce gerçekleşmişti. Jimin her şeyi öğrenmişti. Bir kez daha kaybetmiştim hemde daha hiç kazanmamışken.

Gitmem gerekiyordu, buradan kalkıp Jimin'in yanına gitmeliydim. En azından olanları benden duymalıydı. Bilmeye hakkı vardı, göründüğü gibi olmadığını bilmeliydi.

Gözyaşlarımın görüşümü bulanıklaştırması ile ayağa kalktığımda düşecek gibi olsamda adım atmaya devam ettim. Gözyaşlarımda yanaklarımdan süzülmeye başladı. Kalbim ağrıyordu. Bu kadar zor olmamalıydı, siktiğimin hayatı bu kadar acımasız olmamalıydı.

Her indiğim merdivende, kalbimin ağrısı daha da artıyordu. Kulağıma Taehyung'un şarkı söylemesi ilişirken derin bir nefes aldım. O çok mutluydu, mutlu mutlu kahvaltı hazırlıyordu. Ben ise perişan bir haldeydim. Sessizce geçtim mutfağın önünden, beni görüp üzülsün istemedim. Yavaşça kapıya adımlayıp ayakkabılarımı giyindim. Bayılacak gibiydim. Ama komik bir şekilde dimdik ayakta duruyordum.

Yavaşça açtım kapıyı ve çıktım evden. Taehyung ardımda kaldı ve hızlıca yürümeye başladım. Taksiye binecek param yoktu, gerçi üzerimde şuan hiç para yoktu. Bomboştu ceplerim. Nefesim yettiği kadar hızlı yürümeye çalıştım. Güneş tenimi ısıtırken son gücümle yürüdüm. Nefes nefese kalmayı önemsemedim. Bir süreden sonra koşmaya başladım. Kalbim deli gibi atıyordu, nabzım yükselmişti. Korku bir yılan misali sarmalamıştı bedenimi, oysa ben Taehyung'un kollarını hissetmek isterdim.

Artık yalan ve sır kalmamıştı hayatımda, bitmişti her şey. Bütün gerçekler tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmıştı. Ya bir kardeş kaybedecektim bu gerçeklikte ya da çoktan kaybetmiştim.

Yürüdüm, arada koştum. Bazen soluklandım. Terledim. Yoruldum. En sonunda ulaştım Jimin'in evine, derin bir soluk çektim ciğerlerime ve yaşla dolu gözlerimi kapısına diktim. Titreyen elim zile ulaştı ve gıcık zil sesi kulaklarımda nüksetti. Bekledim, bir kaç saniye geçti ve kapı usulca açıldı. Dimdik duran Jimin'le buluştu gözlerim, yüzüne bakamadım. Buraya kadar yaşadıklarım kolay olanmış, asıl şimdi başlıyormuş zor olan kısım.

"Jungkook"

Jimin'in ağlamaklı sesi doldurdu kulağımı ardından, kıpkırmızı gözleri buluştu gözlerimle, nefesim kesildi sanki o an. Ölmedim ama yaşadığımı da hissetmedim.

Vaveyla |TKHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin