8

51 10 40
                                        



Merhaba,
Çok özledim, çok özledim.
Kapanmadan sonra hiç girememiştim ama, yazmayı, özenle işlemeye çalıştığım karakterlerimi -ayyrıca vmin'i- o kadar çok özledim ki, üç beş okurumu ve aradıklarımı bulamamama rağmen, isteğimi köreltemedim ve bir şekilde burda buldum kendimi. Şimdi veya sonra geri gelebilecek insanlar adına hiç silmeyeceğim ve burda duracak kitaplarım adına, buyrun diyerek açayım bölümü. Umarım okur ve memnun kalırsınız, çünkü upuzun bi bölüm sizlerle.

''"

8; cambazın ince ipi

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


8; cambazın ince ipi


Dipsiz bir kuyudaydı.

Kuyu, görünülmezin ev sahipliği yaptığı en derinliklerinde; ayyuka çıkmayı bekleyen ağır feryatlarını saklıyor. Taşlar acının en sarsıcı hamlarını, kendinden bir parça yapmış sapasağlam duruyor. İçinde bir çocuk; bembeyaz kuyunun karanlık atmosferine rağmen ona dek uzanan ay ışığıyla parlıyor. Saçları o kadar kara ki, tenine tezat bir şekilde karanlıkta görünmeyecek kadar oraya uyum sağlıyor ancak, kuyunun dışında esen hırçın rüzgarın, etrafı taşlarla çevrili yapının dibine nasıl ulaşabildiğini anlamlandırılamaz bir şekilde tutamları ileri geri sallanıyordu.

Çocuğun üstünde kıyafet var mı yok mu asla emin olunamıyordu. Eğer ki ruhunu yansıtırcasına onu sarmalayan beyaz teni olmasa, gözle seçilemeyecek kadar derinde. Hırsını çıkarırcasına esen rüzgar adamın gözlerini buğulandırmaya başlarken, o kuyunun başında dikildiğiniyse yeni yeni fark etti. En dipteki küçük çocuğun aksine, en tepede.

Kuyunun başında.

Bedeni taşlara yaslanmış, alt bedenindeki o safi soğukluğu burda dikildiğini fark ettiğinde iliklerine kadar hissetmişti. Vücudu hissel olarak ufak bir titremeyle sallanıyor ancak başını kaldırıp da, gözlerini kuyudaki çocuktan bile isteye alamıyordu. Israrla ona bakmak, onu gözetlemek istiyordu.

Acımıştı çocuğa.

Neden onu izlediğini bilmeden, onu çıkarma ihtimalini düşünmeden yalnızca ufak bir an acıma duygusu gözlerinde, bir ateş gibi yandı. Rüzgar saçlarını geriye deli gibi savuruyor, görüş alanı hep temiz, hep açıktaydı. Sanki bir güç ısrarla oraya bakmasını ister gibi, evrenin bütün teşvikleri bu ihtimalden yana olmuştu.

Bir süre sonra sertçe esen o rüzgar yavaşlamaya başlamasına rağmen, titreme bedenini tekrar tekrar alıp götürüyordu. Kısa kısa belli aralıklarla titrediğini algılayabiliyor oluşu da cabasıydı. Hissettiği derece kavramı buğulanmaya başlamıştı git gide.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Feb 14, 2025 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

23+29 | vminHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin