Yorucu, koşuşturmalı bir günün ardından sonunda Haruto'nun mesai saati bitmişti. Gün içerisinde Yoo Jimin ile adam akıllı hiçbir diyaloğu olmamıştı. Bundan pek de şikayetçi değildi açıkçası, Yoo malikanesinden doğruca kuzeninin şirketine sürdü arabasını.
Jihoon'un odasına girdiği zaman kendini direkt koltuğa attı. Çok yorulmuştu. Peşinde koşturdu kız gün içerisinde doğru dürüst oturmamıştı ki. Hep orada buradaydı. Jihoon onun bu haline güldü.
"Ee, ilk iş günün nasıldı?"
"Berbat."
"Haydi ama, tüm gün o topuklu ayakkabıların peşinde koşturmak bu kadar kötü olmamalı. Yararlı bir bilgi edinebildin mi?"
Haruto sandalyesinde düzgünce oturdu. Sesini alçalttı. "Voleur de coeur'ün peşindeki tek kişiler biz değiliz."
Jihoon'un yüzündeki keyifli gülümseme yavaş yavaş silindi. Elindeki karton kahve bardağı masaya koydu hafifçe. "Ne demek bu?"
"Uchinaga Aeri, Jimin ile aynı şirkette çalışıyor. Moda tasarımcısı. Jimin onun tasarımlarını giyip modellik yapıyor. Kolyeyi bilerek zincirden kırdı. Boyuna Voleur de coeur'ü tanıdığı bir kuyumcuya götürmek istediğini söyleyip almaya çalıştı. Jimin müsaade etmedi. Kolyesi kaybolursa annesinin kızacağını söyledi. Ve kolye ona büyükannesinin hediyesi. Aile yadigarı sanıyorlar."
"İlginç... Pekala, bununla ilgileneceğim."
Jihoon telefonunu çıkarıp kısa bir görüşme yaptı. Ardından kapı iki kez tıklatıldı, içeri uzun boylu, yapılı koruma Park Jeongwoo geldi.
"Jeongwoo, senden bir şey isteyeceğim."
"Elbette, efendim."
Jihoon önündeki küçük not kağıtlardan birini alıp bir şeyler karaladı. "Bana Uchinaga Aeri hakkında uzun bir dosya hazırla. O kızla ilgili derin bir soruşturmaya girin. Aman sakın, yakalanmayın o kıza."
"Tamamdır, efendim." Jeongwoo kağıdı aldı, odadan çıktı. Jihoon yeniden sandalyesinde rahatça uzandı.
"Pekala... Başka neler var?"
Haruto omuz silkti. "Kız benden nefret ediyor. Düzgün bir diyaloğumuz olmadı."
"Yakında sevecek." Jihoon Bardağını yeniden alıp bir yudum aldı. "Planlarım tıkırında işliyor. Sıradaki adıma geçmek için birkaç güne ihtiyacım var."
"Güzel."
"Yorulmuş olmalısın, eve git haydi."
"Evet, teşekkürler hyung."
Arabasıyla eve dönen Haruto, tüm günün yorgunluğunu ılık duş ve bir fincan kahve ile atmanın hayalini kurdu yol boyu. Şu kolye işi çabucak bitsin, kurtulsun istiyordu. Daha ilk günden böyle zorluk çektiyse devamını nasıl getirirdi Allah bilir...
Anahtarlarını arandı cebinde, kapının önünde öylece beceriksiz bir şekilde oyalandı. Sonunda içeri girdiğinde karanlık salonun ışığını açtı.
Koltukta bacak üzerine bacak atmış oturan, onu bir heykel esasında izleyen adamla bakıştı bir süre. Siyah saçlarını iki yana ayırmış, yorgun bakan gözleri ona kenetlenmişti. Haruto, anahtarı vestiyere attı, gülümseyerek kollarını açtı.
"Asahi!"
Asahi de gülerek kalktı ve arkadaşına sıkıca sarıldı. "Özledim lan seni."
"Ben de seni."
Birbirlerinden ayrıldıktan sonra ikisi de koltuğa geçti. "Ne ara ve nasıl geldin buraya? Evime nasıl girdin?" diye sordu Haruto. Asahi koltuğa yayıldı. "Jihoon ile konuşum, bana senin evin yedek anahtarını verdi."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Necklace ¦ Harina ¦ TREASURE x Aespa
Fanfic❝Bebeğim bunların hepsi bir rüyaydı. Senin olduğumu sandın, yanılgıya düşme sakın.❞ ❝Acı ve tatlı, Gökyüzünde yüksekteyim. Kanatlarımı açıyorum, Sanki sonsuza kadar yaşıyormuşum gibi.❞ ━━━━━━━━━━━━━━━━━━━━━━━━━ TREASURE Haruto x Aespa Karina Ki...