Jungkook üzerine uzanıp adeta bir koala gibi ona sarılmış Jimin'in inca bedenini rahatlatıcı dokunuşlarla ile hissediyordu.Sorsalar Jungkook'da bilmiyordu neden bu vaziyette olduklarını.Zor bi gece geçirmiş kendini içerken bulmuştu.Sabaha karşı beş buçuk sularında ayıldığında ise kollarında gördüğü Jimin ile hiç kalkmak istememişti.
Jimin uyanınca bu durumu nasıl açıklayacağını bile bilmiyordu.Düşünmüyordu bile.Yavaşça anı yaşayıp Jimin'i hissediyordu.
Büyük elinin altında ki yumuşak ve beyaz ten içini gıdıklıyordu.Göğsüne kadar açılan tişörtü ve kollarının altında böylesine savunmasızca oluşu tanrı gibi hissettiriyordu.
Jungkook ona bakarken eriyordu adeta.Büzdüğü pembe dudaklarını arada şapırdatıyor,güzel kehribarlarını adeta bir örtü gibi örten kıvrık kirpikleri titriyordu.
Jeon Jungkook'a iyi geliyordu o hiç konuşmasa bile.Sadece bedeni ve kokusu bile onu yatıştırıyordu.İçi yana yana yıllarca yokluğunda kıvranmıştı.Ne yaparsa yapsın silemedi güzel oğlanı.
Jimin'i iliklerine kadar istiyordu.Herşeyi mahvedip Jimin'i alıp çok uzaklara gitmeyi çok istiyordu.Tek doğru kollarında ki bebek gibiydi.
Nefesinde soluklanıp dudaklarını öpmek istiyordu.
Çıplak beli okşayıp sıktı.Diyer eli ile terli kasıkları okşayarak gül kurusu meme uçlarına geldi.Baş parmağı ile dairesel dokunuşlar yaptı.
Jimin hafifçe kıpırdandı kollarının arasında.Göz çevresi kızarmıştı.Küçük bedeni hareket haline geçince Jungkook uyanacağını anladı.
Jungkook bi elini mis gibi kokan göğüsten çekip pembe yanağı avcunun içine aldı.Engel olamıyordu.İşler çığrından çıkacak gibi görünüyordu.
Jimin minik minik mırıldandıktan sonra açtı gözlerini.Gördüğü sima ile hala rüyada gibi hissetti.Gözlerinin okşadığı gözler en azından yıldızlar kadar parlaktı.Bedeninde hissettiği hafif dokunuşlarla mest oldu.
Jimin şuanki pozisyona gerçeklik olasılığı veremedi.Çok zordu.Fakat ciğerlerine sızan sandal ağacı kokusu işleri zihin oyunları olasılığından çekip atmaya yetmişti.
Olduğu yerde küçük bedeni titredi.Jungkook hiç istifini bozmadan Jimin'in tepkilerini izliyordu.
Jimin bazı şeyleri algıladıktan sonra hızla yattığı sert göğüsten kaldırdı kafasını.Jungkook boşta kalan elini de Jimin'in beline sarmış iki eli ile onu tutuyordu.
"Sarhoşluğumdan faydalanıp beni evine mi attın küçük?"
Jimin Jungkook'dan aldığı cümle ile gözlerini büyüttü.Sesinde dalga vardı.Bir zamanlar öpmelere doyamadığı dudaklar onun için kıvrılmıştı.
Jimin hırçınca Jungkook'un üstünden kalkıp salonda doğruldu.Belinde ki dokunuşlara öylesine alışmıştı ki kalkması ile boşluğa düşmüştü.
Belinde ki sıcaklık sevdiği adamdandı.
"Ne münasebet kör kütük sarhoş olup kapıma dayanan sensin."
Gözleri kaçıyordu Jungkook'dan sadece gözlerini kaçırabiliyordu oysa ki.Tüm benliği Jungkook için yalvarıyordu.Ama ne istediğini bilen Jimin duygularını bastırmak zorundaydı.
Buna mecbur hissediyordu.
"Sende fırsat bu fırsat hemen koynuma girdin değil mi?"
Jungkook koltuktan kalkarken konuştu tekrardan.Hala o küçük oğlandı kendini inkar etse de.Tepkileri bile değişmemişti.Onunla uğraşırken Jungkook'un aldığı keyif bambaşkaydı.
