Yorumlarınızın yazma motivasyonum olduğunu unutmayın...
💫
Güneş iç ısıtıcı bir kırmızılık ile gündüzün haberini getirirken Jungkook geceye tutsak kalmıştı.Kollarının arasında ki beden hıçkıra hıçkıra herşeyi anlatırken kollarının arasında ki sarsılışı büyük cüssesini yerle bir etmişti.Sevdiğini öyle görmek onu dünyanın en güçsüz adamı yapmıştı.
Tüm anlatılanlardan sonra Jimin kollarının arasında bedenini ağlayarak uykuya teslim ederken Jungkook bir salise bile gözlerini kırpmadı tüm gece boyunca.Aklı almıyordu dokunmalara kıyamadığının zulmünü.
Tüm duygusallık bir yana içi hırsla dolup taşıyor Bay Park'ın şah damarını kesme fikri aklından çıkmıyordu.Hırsı tüm hislerini baskılıyor,damarlarında akan kan ölümü çağırıyordu.
Tüm bunlar bi yanayken göğsüne sokulmuş Jimin'in sıcaklığı ve saçından gelen nefes kesici kokusu ile mest oluyordu.Jungkook güzel bedenine narince kollarını dolamış,parmakları ile hafifçe okşuyordu.
Jimin'in pamuk yanakları al al ve öpülesi yumuşaklıktaydı.Fındık burnundan çıkan hafif nefesi ise Jungkook'un tenini yakan bir his uyandırıyordu.
Dolgun,pembe dudaklarını büzmüş arada arada şapırdatıyordu.Bu görüntü Jungkook'un içini eritirken mantıklı olmak çok zordu.
Jungkook'un bir eli amiliyat izinin üzerindeydi.Merhamet ile okşarken içi burkuluyordu.Parmak uçları yanıyordu usul usul.
Sonrasında geniş yatakta aşağı kayıp yüzünü nefes kesici kokunun en yoğun olduğu yere, beyaz boyuna gömdü.Yoğun koku onu mest edip içini gıdıklarken küçük cennetinde uykuya daldı.
-
Jungkook bu defa gözlerini yüzüne değen yumuşak eller sayesinde açmıştı.Jimin'in kehribar gözlerini yüzünün her yerindeydi.
Gözlerini yıllardır hasret olduğu sıcak sabaha açmıştı.Yarı açık olan perdeden süzülen ışık zerresi Jimin'in güzel yüzünü aydınlatıyordu.Güneş güzel gözlerini daha çok ortaya çıkarıyordu.
Küt parmakları büyük olanın yanağına dokunurken titrek bir edası da vardı.Küçük gözler Jungkook'un gözlerini bulunca ürkek harelerini kaçırdı Jimin.
Jungkook bu tatlı tepkiye karşılık hafifçe sırıtınca Jimin'in de yanakları kızarmıştı.Aslında Jimin çok değişmişti ama Konu Jungkook olunca bedeni ondan bağımsız tepkiler veriyordu.
Jimin bir kaç saniye tavanla bakıştıktan sonra utancı siktir etti ve Jungkook'un hiç beklemediği bir şey yaparak kısa kollarını Jungkook'un sert bedenine sardı.Jungkook az önce olan şeyi daha aşamamışken ise dolgun dudaklarımı Jungkook'un damarlı boynuna bastırdı.
Jungkook'un duyguları nefes almasını engellerken Jimin Jungkook ile yüz yüze gelecek bir pozisyona geldi.Burunları birbirine değiyor, Birbirlerinin verdiği nefesi soluyorlardı.
Jimin bayık ve tehlikeli bir şekilde Jungkook'un yüzünün her bir zerresini süzerken konuştu.
"Boşanma sürecini kısa tutsan iyi edersin."
Jungkook Jimin'den ilk defa gördüğü bu tavrı anlayamamıştı.Gözleri cüretkar bir eda ile yaklaşırken kollarının arasında ki bedeni tir tir titriyordu.
Jimin çok düşünmüştü Jungkook'un sert kokusunu solurken.Artık mutlu olması gerekiyordu fakat mutluluk onu sarmalayan kolların ta kendisiydi.
Bu dünyada sadece Jungkook onu sevmeyi bilmişti ve onu kaybederse Jimin'de kaybolurdu.
