Kaza sonucunda çokta ağır olmazsa bile bir travma geçirmişim. Öyle diyorlar. Kazayı nasıl yaptığımızı bile hatırlamıyorum. Yanımda Barış vardı. Şu içtiğim akşam. Harbiden neden içtim ben o akşam? Hatırlamıyorum. Zorlasamda olmuyor. Neden_Neden? Sevgilimden mi ayrıldım acaba? Benim sevgilim yok..muydu? Bilmiyorum. Şu içtiğim akşam hariç kendimi bizim saat kulesinin orada bir çocukla bakıştığımızı hatırlıyordum. Yakışıklı çocuktu yani. Babam neredeydi ki? Aklımda ki binlerce soruyu silip hastane kıyafetlerimi çıkarıp normal kıyafetlerimi giydim. Hastaneden çıktığım gibi bir taksiye binip evin adresini verdim. İlerlemeye başladık. Aklıma param olmadığı geldi.
"Abi üstümde para yok eve varınca ödesem. Hastaneden yeni çıktım." dedim zorla gülümseyerek.
"Tamam abicim sorun değil" deyince içime bir rahatlık çöktü.
Eve vardık.Hızlıca koştum. Zile basınca Banu abla kapıyı açtı.
"Abla sonra anlatacam. Bana 50 lira versene taksi bekliyor.Ben sana sonra veririm faiziyle." diye hızlıca konuştum.
Banu abla koşarak içeri gitti. Sonra elinde elli lirayla döndü. Kaptığım gibi taksiciye koştum. Taksici camı açtı.
"Abi çok sağol. Üstü kalsın." diyerek parayı abiye verdim.
Sonra eve doğru ilerlemeye başladım. Zaten Banu abla kapıda bekliyordu.
"Gel kızım gel! Noldu anlat bakayım. Ne bu halin?" diye sorulara boğdu beni. Ama ben anlatacağını bilmiyordum. Birşeyler uyduracaktım artık. İçeri girdikten sonra salondaki beyaz koltukların üzerine oturduk. Banu abla benim herşeyin bilen bir kadındı. Annemden daha çok seviyordum onu.
"Anlat sabırsızlandırma beni!" diye söylenince hemen başladım.
"Ya şimdi ben bir yerde içiyordum" deyince "İçki mi" diye sordu yüzünü buluşturarak.
"Evet" diye onayladıktan sonra devam ettim.
"Ama niye içtiğimi bilmiyorum. Gelcem oralara. Sonra Barış diye bir çocuk yanıma geldi. Yine hatırlamıyorum ne konuştuk. Sonra biz eve onun arabasıyla eve dönerken kaza yaptık. Aman dur! Sakin ol! Önemli bir şeyim yok. Küçük bir travma sonucu bir kaç bir şeyi hatırlamıyorum." ve konuşmamı bitirdim.
"Senin sevgilin varmıydı" diye bir soru yöneltti.
"Hatırladığıma göre yok. Ama en son saat kulesinin orada bir çocukla bakıştığımızı hatırlıyorum." dedim bir solukta.
"Nasıl bir çocuktu o çocuk?" diye sordu tek kaşını kaldırarak.
"Siyah saçlı. Kahverengi gözlü. Uzun boylu. Esmerdi." diyerek betimledim.
"O çocuk.." dedi ve sustu.
"Tanıyor musun?" diye sordum heyecanla.
"Tanıdık geldi sadece" Kestirip atmıştı.
"Abla ben odama gidiyorum. Bana biraz meyve getirebilir misin?" diye rica ettim.
"Tabii ki de!"
Dinlenmeye ihtiyacım vardı. Merdivenlerden odama doğru ilerledim. Kapımı açtığımda odamın huzur veren mavi rengiyle karşılaştım. Ardından kendimi yatağa attım. Ardından kapı açıldı. Banu abla meyve tabağımı hazırlamış getirmişti. Tesekkur ettikten sonra gitti.
Meyve tabağıma gömülmüşken telefon zil sesi odamın içini doldurdu.
İrkildim. Komidinimden geliyordu. Uzanıp aldığımda bir kaç fotoğraf dikattimi çekti. Telefona baktığımda hala çalıyordu. Zaman kaybetmeden açtım benin olmayan telefonu."Ya kızım nerdesin? Geceden beri seni arıyoruz! Yoksun!"
Sevil'den sesiydi. Çok kızmıştı belli ki.
Sevil'e herşeyi ayrıntılı bir şekilde anlattım. Meyve tabağımdaki kivileri yerken aklıma fotoğraflar geldi. Komidine uzanıp onları aldım. Bir yandanda meyveleri zıkkımlanıyordum. Fotoğrafa uzun bir süre bakakaldım. Kimdikine bu şimcik?
Kulenin oradaki çocuğa çok benziyordu. O değilde yanında bende varım. Ve onun kucağında benim ne işim var? Diğer fotoğrafta ise el eleyiz. Öteki fotoğrafı hiç sorma. Hayvan gibi şiii yapıyoruz.(Yayımladığımda bu esprinin cırkı çıkmış olacak:-D) Öpüşüyoruz yani. Kim çekmiş acaba bunları? Biz yoksa sevgilimiydik bununla da ben hatırlamıyorum.!
Bunları öğrenmek için Sevillere gidecektim. Bir hışımla yatağımdan kalktım. Siyah yuksek bel bir şort giyip üstüme deri detayları olan yine siyah bir tişört geçirdim. Saçlarıma iki tarak vurup odadan çıktım.
Tabii ki de fotoğrafları almayı unutmadım. Manyak mısınız?
Aşağıya indiğimde Şerif amcayla karşılaştım. Babamın şoförüydü. Beni de bazen bir yerlere bırakırdı. Beni Sevillere bırakmasını rica ettiğimde kabul etti. Ayakkabılığa doğru ilerledim ve beyazlıktan daha çok kahverengiye dönmüş converselerimi giydim.
Zengin olabiliriz ama yinede böyleyiz.
Hemen garajda duran arabaya Şerif amcayla birlikte ilerledik."Amca biraz hızlı sür gözünü seviyim!" diye kedi bakışlarımı attıktan sonra Şerif amca başıyla onayladı.
Şerif AĞABEY tam gaz sürerken nasıl Sevillere geldiğimi anlamadım.
