"Ben özür dilerim Sara. Can'ı ben öldürdüm. Bu bir kaza değil. Öyle olması gerekiyordu."
Bu Can'ın annesiydi.Onu Can fotoğraflardan tanırdı.Can'ın eski fotoğraflarından görmüştüm.
Zaman kaybetmeden yakasına yapıştım.
"Neden öldürdün onu? Neden kıydın Can'a? İnsan evladını öldürebilir mi ya? Cevap versene lan!"
Noluyor lan! Millet bana tip tip bakıyordu.O değil de nereye gitti bu kadın!Hayal mi gördüm acaba?Sara kendine gel.Kendime gelmek için kolumu cimcikledim. Ardından en yakın büfeye gidip kendime iki büyük boy bira aldım. Kafayı mı yemiştim? Hayal falan görmeler.
***
Sahilde telefonumdaEnes Alper'in sesi ve benim sarhoş sesim bi araya gelmiş bir 'feat' eşliğinde söylüyorduk sanki.
"Ben yemyeşil bir esrarım anne, bırakın közleniyim/Düşmana öfkeyle bakan bir şaşının gözleriyim /Ölsem iyi de çektirdiğin onca acıyı siktir edip/Değer verdim anlamadın, yoksa sövsemiyim ?.."
-Şarkı Enes Alper Anlamsızdan Anlam çıkar 2-
Saat 05:00. Ortalık çok aydınlık değildi. Eve gitmem en az iki saatti. Ancak varırım diye yürümeye başladım. Telefonum çalıyordu. Evet yine Enes Alper.Tanımadağım bi' numara.
Açtım.
"Alo"
"Neredesin Sara? Almaya gelelim." dedi karşıdaki ses. Kim olduğunu tam çıkaramadım.
"Gerek yok ben gelirim taksi bulursam"
Suratına kapattıktan sonra çimenlikte uzandım.Hava sıcaktı ama ben titriyordum.İçimde bir boşluk vardı. Doldurulamayacak bir boşluk.Öylesine titriyordum ki beni gören bu kız komaya girmiş derlerdi.
Yattığım yerden "Neden gittin Can?" diye bağırdım gökyüzüne bakarak."Sol yanımda sen olman gerekiyordu.Bugün burada beraber uyumamız gereki...."
Kim bu amına koyayım. Gözlerimii bir kaç kez kırpıştırdıktan sonra gerçek olduğunu anladım. Tepemde dikilen bir insandı.Yattığım yerden doğruldum.Dizlerimi kendime çekerek öoyle oturdum. Oda karşımda bağdaş kurup oturdu.
Hızlıca konuştu."Sevgilinden mi ayrıldın?"
"Trafik kazasında öldü de." diye cevapladım burukça.
"Geçen sene bugün buradaydınız. Değil mi?" Sordu sakince. Benimse gözlerim pörtlemiş bu çocuk bunu nereden biliyor diye kendime sordum.Sonra kendime sorduğum soruyu ona yönelttim.
"Nereden biliyorsun bunu?"
"Geçen sene benimde sevgilim öldü. Hatta bugün.İşte bende burada sabahlarken sizi görmüştüm.Çimlerin üstünde uyuyordunuz." Onun gözlerine bakarken gözlerinden bir kaç damla yaş düştü. Ben zaten ağlıyordum.
"Devam etme!" diye uyardım. Devamını duymak istemiyordum. Hem onun iyiliği için hem de kendi iyiliğim için.Artık o da ağlıyordu.
***
Gün baya aydınlanmıştı. O sarışın çocukla baya bir dertleştik.Adı Barış'tı. 20 yaşındaydı. Yani benden 2 yaş büyük. İyi çocuktu aslında. Sonuçta bana iyiydi.
"Evine bırakayım seni" diye teklif etti.
"Olur" diye onayladım.
"Nerede oturuyosun?"
"Bornova."
"Bende orada yaşadım bir kaç sene. İyi bilirim oraları."
"İyi gidelim o zaman."
Ayağa kalktı. Kalkmam için elini uzattı. Uzattığı elini tuttum. Ve kalktım. İlerlemeye başladık. Arabasına geldiğimizde kapımı açtı ben de bindim. Ben bindikten sonra kapımı kapatıp sürücü koltuğuna geçti. Sürmeye başladığında bir an korktum. Baya hızlı sürüyordu.
"Azcık yavaş sürsen" dedim korkakça.
"Hep böyleyim ben. Derin.." dedi ve sustu. Yüzü asılmıştı birden.
Derin sanırım eski sevgilisi idi. Acısını deşmemek için bende birşey demedim çünkü onu şu an çok çok iyi anlıyordum.
Radyodan şarkı açtı. Ahmet Kaya çalıyordu. Ana yol sakindi. Çok ama çok hızlı gidiyordu.
"Barış! Yavaş.." dememe kalmadı. Ters yöne giren kamyon karşımıza çıktı. Kamyonda çok hızlı geliyordu.
"Barış" diye çığlıklar atmaya başladım.
Ama nafile. Oraya buraya savruluyorduk. Korkuyordum. Aslında bir anlamdan da iyiydi. Can'ın yanına gitmiş olurdum.
.
