Ormanda yürüyordum. Theo bana gitme diyerek hata yapmıştı, şayet kalmak için bir sebebim yoktu. Sahi neydi bu açılan yarık? Peki ya Kıra? O nasıl açmıştı o yarığı ve içine atlayıp nereye gitmişti? Theo neden böyle bir işin içine düşmüştü? Aklımda Theo vardı. Bu sırada önüme mavi gözlü yavru bir çakal çıkıverdi.
Çok... Çok tatlıydı. Ama burada tek başına ne işi vardı? Annesi yakınlarda olmalıydı? Ardından tüfek sesi geldi ve yavru çakal kaçmaya başladı. Arından bir el tüfek sesi daha... Sesin geldiği yöne döndüm ve pençelerimi çıkararak hırlamaya başladım. Sinir damarlarımda hissettiğim baskı çoğalıyordu. Bende ormanda yıllar boyunca yalnız yaşamış ve çocukken avcılardan kaçmıştım.
Avcı'nın kokusunu alabiliyordum. Güçlü bir şekilde kükredim ve avcının kokusu gittikçe uzaklaşmaya başladı. Sanırım beni yavru çakalın annesi sandı ve kaçtı.
Yolda giderken aklımda yavru çakal vardı. Kendimle bağdaştırıyordum. Bu kadar olay bünyemi zorluyordu. Ve sanki bana bahşedilen bu kader sınırlarımı zorluyor ve bedenimden çıkıp gitmek istiyordu. Annemi, babamı ve kız kardeşimi çok özlemiştim. Yıllar boyunca onları kendim öldürdüm sanıyordum. Hayatta kalan üvey babamın suratına bakmakta zorlanıyorum, sırf güçleri yüzünden ailemi yıkan annem, ben yokmuşum gibi yaşayan babam, hiçbir türlü beladan sakınamadığımız sürümüz ve Theo... Hepsi beni yoruyor aynı zamanda ayakta tutuyordu... Ne diyebilirim 17 yaşındaysanız ve bir werecoyote iseniz hayat gerçekten zor...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SECRET|THALIA
Fanfiction"Daha yakına gelmen gerek." Bunu gözlerimin içine bakarak demesi de.... Bir adım daha attım. "Daha yakına.." dedi. Gözlerinin içine bakarak emin adımlarla ilerledim. Boynumu uzattım, saçlarımı geriye çektim. Boynumu tuttu ve gözlerime bakarak aşıyı...
