Multimedya ; Demir.
Son kez evin her köşesine baktım. Bu evi belkide son kez görüyordum. Bir daha göremeyecektim, kim bilir? Ne güzeldi bu evdeki anılarım. Annemle kavgalarımız, babamla annemden gizli işler çevirmemiz... onları özlüyordum.
Onlarsız olmuyordu.
Tekerlekli bavulumu alıp evden çıktım. Arkamı dönüp son kez baktım. Artık yeni bir aile vardı, yeni bir ev vardı..
Apartmanın önünde beni bekleyen yeni ailemi daha fazla bekletmeden, hemen merdivenden aşağıya zar zor indim. Bavulun tekerlekleri çok ses yapmıştı. Bizim apartmanı tanıyordum, kesin rahatsız olmuşlardı. Ama onlar asla çıkıpta, 'yeter artık, bavulu doğru düzgün indirip, defol git burdan!' Demezlerdi.
Ya çok ses yapana, ya da apartmandan olmayana derlerdi. Bütün apartman biliyordu annemle babamın öldüğünü. Ama şu an kimsenin haberi yoktu godeceğimden. Söylememiştim.
Daha doğrusu, Söyleyememiştim.
Dışarı çıktığımda, son model araba karşımda durdu. Siyah renkliydi. Pürüssüz ve tertemizdi. İçine baktığımda, şöför koltuğunda, gayet genç, yakışıklı, saçları sarı, gözleri ela, joleyle süslenmiş saçlarıyla bana bakan bir adam vardı. Yanındaki koltukta ise, sarı saçlı, mavi gözlü, yüzü kırışmış, makyaj manyağına dönen bir kadın vardı.
Arabaya doğru ilerledim. Yanına geldiğimde makyaj manyağı kadın konuştu, "merhaba tatlım. Ben aysel. Yeni aileniz. Sen de Güneş'tin galiba?" Dediğinde gülümsedim. İyi birine benziyordu, üveyde olsa.
"Evet." Dedim.
Arkadaki makyaj manyağından genç olan adam konuştu bu sefer. "Ben de nihat. Sen arabaya geç, bavulu ben bagaja koyarım." Dedi. Kafamı tamam anlamında salladıktan sonra, bavulu olduğu yerde bırakıp son model arabaya bindim. Makyaj manyağı olan kadın bana dönerek, "rahat mısın?" Diye sordu. "Evet, rahatım." Dedim ben de utanarak.
Gülümseyerek önüne geri döndü. Adını nihat olduğunu öğrendiğim adam şöför koltuğuna geçerek arabayı çalıştırdı.
Uzun bir aradan sonra yeni evime varabilmiştik. Havuzlu, bahçeli, iç açıcı, 4 katlı bir evdi. Çok begenmiştim. Acaba çocukları var mıydı? Bu en çok merak ettiğim soruydu.
"Şaşkınlığın sona ersin artık güneş. Sana bir süprizimiz var." Makyaj manyağına döndüm. Pardon, aysel hanıma.
"Dalmışım." Dedim. "Hadi peşimden gel. Süprizizi göstereyim." Dedi ve eve girdi. Nihat bey de arabayı park edecekti. Hemen aysel hanımın peşinden gittim. Bu evde kaybolabilirdim. Çok büyüktü. Eşyalar resmen, 'pahalıyım!' Diye haykırıyordu.
"İşte sürprizin." Evi süzmeyi bırakıp aysel hanıma döndüm. Gösterdiği yer bir odaydı. "Burası senin odan. Her şey bana ait. Yani dekarasyon falan. Duvar rengini turkuaza boyattım, sanırım o rengi seviyordun. Eşyaları da, çoğunlukla beyaz istedim. Pembeyi sevmediğinide biliyorum. O yüzden turkuaza en uygun beyaz rengi diye düşündüm. Ee, odayı beğemdin mi?" Dedi ve nefes aldı.
Güldüm.
"Çok beğendim. Bana bi koltuk verseniz bile ben orda kıvrılır yatardım da, yani bu kadar uğraşmanıza gerek yoktu. Teşekkür ederim." Dedim gülümseyerek.
"Ne uğraşması. Hem burası seninde evin artık. Rahatına bak." Dedi.
Oda süperdi. Aysel hanım tüm herşeyimi öğrenmiş resmen. Ama iyikide öğrenmişti. E pembe yapsaydı ben bu odada ölür giderdim. Pembeden nefret ediyordum çünkü.
Turkuaza bayılırdım.
Odayı şöyle bir süzdüm. Kapının yanında hemen bir kıyafet dolabı. Beyaz renkliydi. Kulpları turkuaz rengindeydi. Ve baya büyüktü. Onun yanında ise, aynalı komidin. Üstünde, makyaj malzemeleri falan da vardı. Pek makyaj yapmazdım ama olsun. Çekmeceleri bir turkuaz bir beyaz diye gidiyordu. Kulpları, çekmecelerin tam tersiydi. Yani mesela çekmece beyaz renkli, kulpuda turkuaz. Onun gibi işte.
Aynalı komidin yanında beyaz bir koltuk vardı. Üstünde ise, siyah bir yastık vardı. Tek ayrıntı çeken o yastıktı zaten.
Koltuğun hemen karşısında kocaman bir yatak vardı. Onun yanında küçük bir komidin, ve gece lambası vardı. Halı da, yü lü ve beyazdı.
Kısaca, bu odayı sevmiştim.
"Anne? Bu kim? Ayrıca, benim spor odam ne hale gelmiş böyle?" Arkadan gelen sese döndüğümde, taş gördüm resmen. Bu, bu, benim üvey abim mi oluyordu? E yani, aysel hanıma anne dediğine göre...
Bir dakika, bir dakika, bu benim abim olamazdı. Ben bunu yer yer bitirirdim. Tamam çok şey yapmayalım bence.
Saçları hiç jöleli olmamasına rağmen düzdü. Kaslı ve yakışıklıydı. Uzun boyluydu. Ben onun omzuna kadar geliyordum. Üstünde sadece eşofman vardı. Sadece...
"Demir, bu güneş. Üvey kardeşin. Ayrıca, burası artık senin spor odan değil. Artık burda güneş kalacak." Dedi aysel hanım.
Demek adı demirdi.
"Ne? Ben ben üvey kardeş falan istemi-"
"İtiraz falan istemiyorum demir. Bunu daha sonra konuşalım." Dedi aysel hanım, demirin sözünü keserek.
Demir bana sinirle baktıktan sonra, karşıdaki odaya girerek kapıyı sertçe kapadı.
"Sen ona bakma güneşcim. Bu aralar çok sinirlide. Ben onla konuşurum. Sen şimdi yorgunsundur, yat dinlen. Akşam yemeğinde görüşürüz." Dedi ve kapıyı kapatarak gitti ayse, hanım.
Odama son kez baktım.
Bu demiri hiç sevmemiştim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Üvey Abim
Roman pour AdolescentsAilesini trafik kazasında kaybeden Güneş, yeni bir hayata gözlerini açıyor. Yeni bir aile, yeni bir anne, yeni bir baba, yeni bir abi... Her şeye yeni bir sayfa açıyordu... Demir ve Güneş'in macerası daha yeni başlıyordu. Nefretle başlayan bu aşk, i...
