•cinq| accident

473 40 13
                                    


Saatin kaç olduğunu bilmediğim bir dizi periyodundayken pencereye taş atıldı. Beraberinde gelen birkaç takırdama sonucunda saatlerce bilgisayar ekranına bakmaktan kısılmış ve kurumuş gözlerimi karanlık pencereye çevirdim.
Normal olarak, hiçbir şey göremedim. Gözlerimi kırpamıyordum bile, öylesine keskin bir acı duyuyordum ki. On bir sezonluk bir diziyi bir gecede bitirmeye çalışırsam böyle olurdu zaten. Gerçi hala bitmemişti.

Yerimden kalktığım gibi pencereyi açtım ve karanlıkta kalan bahçeye baktım.

Gecenin karanlığına rağmen Naomi'nin sarı saçlarını ve bana salladığı elini görebiliyordum.
"Gecenin yarısında ne yapıyorsun burada Malfoy?"

Anlamyarak gözlerini kırpıştıran Naomi, "Gece yarısı mı, saat daha dokuz James." dedi.

Dizi izlerken zaman kavramının da kaybolduğunu anlamış bulunuyordum.
"Ne istiyorsun? Fred'in evinin adresini mi karıştırdın yoksa?"

Yüzü düşen Naomi bana kötü bir bakış attı. "Abim Scorpius ve Albus bizi almadan sahile gitmişler. Şu an hem uyanık hem de ehliyeti olan bir tek sen varsın. Bizi sahile bırakabilir misin?"

"Sizi mi?"

"Rose da var ama şu an telefonda Albus'a sövüyor."

"Uyuşturucuya bile bulaşan siz, ehliyetsiz araba sürmekten mi çekiniyorsunuz?"

"Benim sabıkam ağzına kadar dolu ve en küçük hatamda ıslah evini boylayabilirim. Rose ise araba sürmeyi bilmiyor. Gelecek misin?"

Sadece beş dakika sonra gözlüğümü takmış ve arabanın anahtarını almış bir şekilde karşılarındaydım. Naomi neşeli, Rose kızgındı.

"Annenler arabayı almana nasıl izin verdi?"

"Aslında, onlara sormadım. Şu an annem de babam da biraz... meşguller."

Babamın eski arabasını almıştım, yenisini tehlikeye atamazdım. Yola çıktığımızda ehliyetimi yanıma almadığımı fark ettim ama fazla çaktırmamamya çalıştım.
Gidecekleri, sahil diye adlandırdıkları yer kapatılmış ama gençlerin uğrak yeri olan halka açık bir havuzdu. "Sahilde bazen polis baskınları oluyor, dikkat edin."

Naomi yüzünü buruşturdu. "Bir keresinde o polis baskınlarında yakalanmıştım."

"Sadece polisler de değil, sizden daha çılgın herifler de olabiliyor. Orada kiminle yatıp kalkacağınıza dikkat edin. Yoksa bir bakmışsınız sabah uyandığınızda Almanya'da bir uyuşturucu satışındasınız."

"Abartmıyor musun?" dedi Naomi. Bir şey söyleyecektim ki Rose tuhaf bir kahkaha atıp, "Baksana Naomi, James bu konuda çok deneyimli görünüyor."

"Senden daha deneyimli olduğum kesin Adela, her partide sarhoşluktan sızıp kalmıyorum." dedim, bir yandan da bu ikisini çabucak oraya bırakmak için hızlanıyordum. Sadece araba farlarının aydınlattığı yolda fazla hızlı ilerliyorduk.

"Veya sürtük gibi her önüme gelenin altına girmiyorum."

Belki son söylediğim biraz ağırdı, ama bu öne doğru uçup yüzüme tokat atmasını gerektirmiyordu. Naomi'nin arkadan çığlığını duydum, ardından Rose'un kin dolu bağırışını.

"Piç!"

Yüzüme indirdiği ani darbelerle birlikte panikledim ve direksiyonun hakimiyetini kaybettim. Yüzümün haşatını çıkarmasına rağmen ona sıkı sıkı sarıldım.  Olayın farkına vardığımda frene basmıştım ama çok geçti. Çoktan bir ağaca çarpmıştık.

"Rose! James!"

Naomi'nin çığlığı beni ölesiye korkuttu. Ben şoktan hiçbir şey söyleyemiyordum, hala da sımsıkı Rose'a sarılıydım. Ondan herhangi bir ses gelmiyordu ve ben onun iyi olup olmadığına bakamayacak kadar korkaktım.

faux | romesHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin