2 hafta geçti.Miray benimle hâlâ konuşmuyor.Bir şey istediği zaman ürkekçe teyzemin kulağına fısıldıyor.Sanki birilerinin onu duymasını istemiyor.Sanki birileri onu duyarsa kötü şeyler olacakmış gibi davranıyor.
Doktorum peşimi bırakmadığı için 2 hafta geçmesine rağmen kontrol için sürekli hastaneye gidiyorum.
Delirdiğimi düşünen doktorum teyzemi kenara çekiyor ve bir psikologdan bahsediyor, her gün her gün her gün.İstemediğimi açıkça belirtmeme rağmen teyzem hergün üstüme geliyor.
Kullandığım araba bir kamyonun altına girdiği için annem ve babam öldü.
Kardeşim bu yüzden bana katil dedi.
142 gün komada kaldım.
Benim yüzümden ölen ailemin cenazesine gidemedim.
Ne yapmamı bekliyorlar ki?
O psikolog tüm acımı içimden çekip alabilecek mi? Annemi ve babamı geri getirebilecek mi? Eğer zamanı geri alan bir makinası yoksa bana hiçbir yararı olmaz.
Ben bu düşüncelere dalmışken teyzem yine konuşup bir şeyler anlatıyordu.
"Mara şehrin en iyi psikoloğunu ayarladım bir çok ödü...."
Cümlesini tamamlamasına bile izin vermeden kestirip attım.
"İstemiyorum."
"Tatlım şuan istemiyorsun ama sana iyi gelicek."
"İstemiyorum dedim."
"Mara biliyorum çok zor ama sana gerçekten yararı dokunacak bunu istediğin her şeyi anlatabilceğin bir sırdaş gibi düşün."
Başım ağrıyor.Teyzem sürekli bir şeyler anlatıyor, duymak istemediğim şeyler.
"Kabul edersem beni rahat bırakır mısın?"
"Görüşme yarın öğlen 12'de, ben artık çıkayım sende biraz dinlen."
Dedikten sonra alnıma bir öpücük kondurup odamdan çıktı.
Sürekli onun istedikleri oluyor.Canı isteyince doktordan randevu alıp kontrole götürüyor.Yürüyüşe çıkmam, hava almam için zorluyor, arkadaşlarımı arayıp buluşmalar ayarlıyor.Kim bu durumda alışveriş yapıp kızlar partisi verir ki?
Yarın o görüşmeye kesinlikle gitmeyeceğim, yada arkadaşlarımla ayarladığı buluşmalara yada doktordan aldığı randevulara.
Tek istediğim yalnız kalmak.
Uzaklara gidip bu vicdan azabından olabildiğince kaçmak.Her gün Miray'ın çığlık atarak uyandığı kabuslardan uzaklaşmak.
~ERTESİ SABAH~
"Mara uyanma vakti kahvaltı yapıp hazırlanman gerek randevunu kaçırıcaksın."
Kafamı yastığımın altına soktum.Belki böylece uyumak istediğimi anlayıp beni rahat bırakırdı.
Tabiki bırakmadı.
"Mara bana söz verdin hemen kalkıyorsun."
Yerimden bile kıpırdamadım
"Küçük hanım hemen o yataktan çıkıyorsun, şimdi."
Bu kadarı fazlaydı.'Küçük hanım' annem kızmaya başladığı zaman söylerdi bana bunu.Onu mu taklit etmeye çalışıyordu? Onun yerine mi geçmeye çalışıyordu?
'Küçük hanım' aynı annem gibi söylemişti, biraz sinirli ama hâlâ yumuşak bir tonda.Bir anlığına gerçekten annem konuşuyor sanmama yetecek kadar benzer söylemişti.
Sinirle yataktan kalktım ve teyzemi elleri belinde baş ucumda beklerken buldum.
Aynı annemin yaptığı gibi....
"Sen kendini ne sanıyorsun?"
"Mara bu tavırda ne şimdi?"
"Sen kendini ne sanıyorsun? Kendini onun yerine mi koymaya çalışıyorsun, bu yüzden mi buradasın? Buna hakkın yok tamam mı bunu bana yapmaya hakkın yok.Her gün vicdan azabı çekerek uyandığım günlerde annemmiş gibi davranmaya hakkın yok."
"Mara beni yanlış anladın."
"Hayır yanlış anlamadım.Sen bana onu hatırlatmaktan başka hiçbir şey yapmıyorsun."
"Seni her gördüğümde annemi görmüş gibi oluyorum."
"Saçların, hareketlerin, söylediklerin her şeyinle annneme benziyorsun."
"Vicdan azabından ölmemi istediğin için mi onu taklit ediyorsun bu yüzden mi onun bana 'küçük hanım' deyişini taklit ediyorsun?"
Tüm bunları tek bir nefeste söylemek zordu.Yere çöktüm gözlerimde biriken yaşlar görüşümü bulanıklaştırıyordu.
Konuşmaya devam ettim.
"Neden ona bu kadar çok benziyorsun neden?"
"Mara üzgünüm tat..."
Cümlesi yarıda kalmıştı.Bir anda birinin elini yüzümde hissettim.Göz yaşlarımı sildikten sonra sarıldı.
Annemin pijaması, onun kokusu.
"Özür dilerim Miray seni uyandırmak istememiştim."
Daha sıkı sarıldı.Bir şey anlatmak ister gibi sımsıkı sarıldı.
Uzun bir süre öylece sarılıp ağladıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi kalkıp odasına gitti ve bütün gün odasından çıkmadı.
Benden nefret etmiyordu.
Nefret etse gelip sarılmazdı.
Beni hâlâ seviyordu.
Belkide beni bir katil olarak görmüyordu.
*MİRAY*
Ağlayışına artık dayanamıyorum.
Gidip her şeyin benim yüzümden olduğunu onun hiçbir suçu olmadığını söylemek istiyorum.Ama yapamıyorum.
Konuşursam o güne geri dönücekmişim gibi geliyor.
Yanına gitmeliyim konuşmasam bile yanında olmalıyım.
Teyzem yine bir şeyler söylüyor.Elimi omzuna koyup susmasını sağlıyorum.
Mara yere çökmüş ağlıyor.
Gözyaşlarını silip sarılıyorum.
Konuşmasam da bir şeyler anlatmaya çalışıyorum.
-Burdayım Mara yalnız değilsin-
-Evet teyzem anneme çok benziyor.Bu yüzden sadece onunla konuşuyorum.Çünkü annemin yokluğuna hâlâ alışamadım-
Daha sıkı sarılıyorum.
-Sen komadayken çok korktum Mara, anne ve babamdan sonra ablamı da kaybetmekten çok korktum-
-Her şey benim yüzümden oldu, senin ve babamın dikkatini dağıttığım için-
-Ben olmasaydım şuan yaşıyor olucaklardı Mara, her şey benim suçum-
Konuşamasam da sarılarak anlatmaya çalıştım tüm bunları.
Düşündüklerimi söyleyemesemde yanında olduğumu ona gösterdim.
Sonrada kalkıp odama yürüdüm, yalnızlığıma.
Votelerinizi ve yorumlarınzı bekliyorum ✌️
Çok çok öptüm :*
~kıvırcıkgillerden

ŞİMDİ OKUDUĞUN
MİLAT
ChickLitReşit olarak özgürlüğümü kazandığımı düşünürken ailemin sonsuzluğa ulaşacağını tahmin etmemiştim