it is even not surprised me

537 41 60
                                    

"Autumn." Elijah, burnu tıkalı olduğu için kokuyor olup olmadığına tam karar veremediği çoraplarıyla evin içinde gezinip, bu testi onun yerine benim yapmamı ısrarla isterken sonunda sabrım taştı ve benden beklenmeyecek bir ses tonuyla bağırdım. "Ne var?!" sinirle kollarımı iki yana açıp suratına baktığımda çoraplar burnundayken dona kaldı.

Umarım çorapların kokusu yüzünden beyin ölümü falan gerçekleşmiştir, öyle ki bir kaç santim ötemde olmasına rağmen neredeyse iki gündür giydiği pis çorapların kokusu gözlerimi yaşartacak cinstendi.

"Bana bağırma." hasta, ilgi manyağı ve hassasken gözlerini dolu dolu yapıp, bana çizmeli kedi bakışı attı. "Sende benden iğrenç şeyler isteyip durma, sabrımı taşırıyorsun." dediğimde gerçekten ama gerçekten gözünden bir damla yaş aktı ve arkasını dönüp, evin içerisinde yakaladığı ilk insana sarılırken ağlıyormuş gibi yaptı.

"Autumn beni artık sevmiyor." burnunu birkaç kez çektiğinde, burnu şans eseri açılmış olmalı ki, kusuyormuş gibi bir ses çıkarıp, elindeki çorapları yanında ki odaya attı. "Bir an öleceğim sandım." attığı çoraplarına tiksintiyle baktığında gözlerimi devirdim.

"Orası benim odam seni göt herif. Koku bombalarını benden uzak tut." bir koala gibi yapıştığı Josh onu sinirle ittirip kıçına bir tekme atarken Elijah ikimize düşmanca bakışlar attı. "İnsanlık ölmüş, ölmüş." dedi ve cıklayarak yeni çorap almak için odasına ilerledi.  

"Autumn." Josh uysal sesini takınıp yanıma yanaşmaya çalıştığında yanaklarını tutup suratını kendime yaklaştırdım ve büyük göz bebekleriyle karşılaşınca başımı iki yana salladım. "Temizlendiğinde konuşalım, Josh. Kafayı yeni bulmuşken seninle diyalog kurmak pek iyi bir fikir olmayabiliyor." geçen gün, kafası kıyakken bana yaptıklarını hatırlayınca derin bir nefes alıp saçlarını karıştırdı.

"Beni anlaman gerek." ellerini çaresizce iki yana açtığında bu aciz görüntüsü beni daha da sinirlendirdi.

"Neyi anlamam gerek Josh? Saçma sapan bir kız yüzünden bütün hayatını nasıl mahvettiğini mi yoksa şu görüntünün altında aslında koca bir aptalın tekinin yattığını mı?"

"O-" yine o kızı savunmaya başlayacağı sırada onu durdurdum.

"O sadece para kazanmak için seni kullanan ve senin ona yedirdiğin paralarla da gidip başka erkeklerin altına giren bir sürtük." suratına tıslar gibi konuştuğumda, Jane hakkında söylediğim şeyler hoşuna gitmemiş olmalı ki beni sinirle duvara itti.

"Hiçbir.bok.bildiğin.yok." üzerime yürüyüp, beni sıkıştıracağı sırada, çorap macerasından kurtulan Elijah, ikimizin arasına girip onu geriye ittirdi. "Yavaş ol, Josh." işaret parmağını, tehditkar bir ifadeyle ona doğrulttuğunda elini tutup onu mutfağa sürükledim. "Kendinde değil, yine uçmuş gidelim."  iki elimle onu sıkıca tuttuğumda suratıma bakıp alnıma bir öpücük bıraktı.

Her ne kadar, en çok onunla anlaşamasam da, bana karşı böylesine iyi olması içimi ısıtıyordu. Ne hissettiğimi anlamış gibi gülümsedi ve burnumu sıkıştırırken "Biliyorsun, her zaman." diyerek fısıldadı.

*

"Hey," kalın kitapların arasından suratını çıkarıp bana gülümseyen yüzü gördüğümde bende hafifçe gülümsedim. "Hey." karşılıklı durmuş, aldığım kitapların boşluğundan bakışıp konuşuyorken kendime engel olamadan kıkırdadım ve o da, sanki en sevdiği filmi izliyormuş gibi bir ilgiyle, kolunu kitaplığın rafına yaslayarak biraz daha eğildi.

Bu hali, aslında oldukça tatlı olabilirdi ancak daha sonra aklıma, beni spor salonunda öylece bırakıp Rachel denen kızla gittiği geldi. Gözlerimi kısarak karşımda bana hala gülümseyen yüzüne baktım. "Kıkırdamamı geri alıyorum," diğer raftan aldığım kitabı tam suratının olduğu yere koydum. "Aptal." suratı tamamen kapansa da, koyduğum kitabı geri çekerek bana baktı. "Ne yaptım şimdi?"

Violet || z.mHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin