1.|library

2.1K 118 73
                                    

Koltuğun üzerinde bulduğum donu Elijah'ın gülen suratına fırlattığım da kaşlarını çatıp kafasını bana çevirdi. "Biraz daha toplu ol. Tek başına yaşamıyorsun, pislik." bana gözlerini devirip suratından göğsüne düşen siyah çamaşırını koltuğun üzerine bıraktığında sinirle bir çığlık attım. "Elijah!" 

"Kesinlikle regl döneminde." kafasını sallayarak salondan içeri giren Josh'a baktığında elimde ki süpürgeyle ona vurmak üzereydim. "Yine neden bağırışıyorsunuz?" dedi sıkıntıyla mırıldanıp koltuğun üstüne otururken. Bayık bakan gözlerini yan tarafına çevirdiğinde bir küfür savurdu. "Siktir, dostum. Koltuğun üzerinde ki şey donun değil, değil mi?" 

Jah, Jo'ya gülerken başımı iki yana salladım ve salonu temizlemekten vazgeçip mutfağa geçtim. Bu evde aklımı kaçırmak üzereydim. Gerçekten çok ama çok dağınıklardı ve içlerinde okuyan bir tek ben vardım. En küçükleri bendim ve Rosalinda çalıştığı için evde kaldığım zamanlarda bu iki oğlanın-en çokta Elijah'ın- bakıcılığını yapıp ortalığı temizliyordum. 

Ve ders çalışmak için zamanım kalmıyordu.

"Autumn karnım aç!" gözlerimi devirerek mutfaktan salona açılan pencereden kafamı uzatarak ona baktım. "Senin problemin!" bana yalvarırcasına baktığında ofladım. "Dersim var Jah. Senin yüzünden geç kalamam. Ve akşam geç gelebilirim." diye bilgilendirdim onları. İkisi de duruşlarını dikleştirip bana baktılar.

Ah. 

"Birisiyle randevum falan yok. Ev benim ders çalışabilmem için fazla dağınık, bu yüzden kütüphaneye gideceğim." onlara ters ters baktığımda başlarını onaylarcasına salladılar. "İşin bittiğinde haber ver ikimizden biri seni almaya gelir." Josh konuştuğunda onu birkaç homurtuyla onayladım. 

Hiç olmayan ancak hep olmasını istediğim kardeşlerim gibiydiler. Lise zamanında bu üç aptalla tanışmıştım ve o zamandan beri asla bağlarımız kopmamıştı. Elijah'la çok kavga ediyordum ancak biliyordum ki bana bir şey olsa en çok üzülecek olanda oydu. 

Josh, tam bir abi gibiydi. Dışarıdan biraz problemli bir tip gibi görünüyordu ve hatta belki de biraz da öyleydi ancak ona her konuda güvenebiliyorduk. Rosalinda'ya ve bana sanki öz kardeşleriymişiz gibi sahip çıkıp korkuyordu. Sadece bu bile bir aile gibi hissetmemize yetiyordu. 

Ve Rosalinda, o harika bir arkadaştı. Hepimizin birbirimizi bulması bir tür şans mı yoksa tesadüf müydü bilmiyorduk ancak, hepsi benim için mükemmellerdi. Çoğu zaman benim sakinliğimden şikayetçi olsalar da onların enerjilerini dengeleyecek biri olmalıydı. Gerçi çoğu zaman başarısız olup onlara uymak zorunda kalıyordum ancak bir şekilde başımız belaya girmeden eve sağ salim dönebiliyorduk.

Yukarı çıkıp hızlıca siyah ince askılı bir elbise ve üzerine kot ceketimi giydim. Çantamı omzuma astım ve daha sonra havaya bakıp koyu gri botlarımı giymeyi tercih ettim. 

Çantamın içine şemsiyeyi atıp aceleyle otobüse yetişebilmek için dış kapıya yürümeye başladım. "Ben çıkıyorum, akşam görüşürüz." kapının önünden onlara el salladığımda kapıyı kapatmadan önce Josh'ın sesini duydum. "O elbise lanet olası üniversiten için uygun değil!" gülüp omuzlarımı silktikten sonra merdivenleri inmeye başladım. 

*

"Oturabilir miyim?" sıranın hemen dibinde duran siyah pantolona sarınmış bacaklar gördüğümde başımı defterden kaldırdım.  Kaşlarımın hafif çatılmasına engel olamadan bana merakla bakan elaları es geçtim ve sınıfta başka boş yer olup olmadığına baktım. İkinci ve  yedinci sırada baş yerler vardı.

"Ah.. Şey, tabii." diye mırıldanıp rahatsızlığımı belli edercesine yana kaydım. Koskoca sınıfta elbette ki boş sıralar vardı ancak bu sıranında benim tapulu malım olmadığını ve bu çocuğunda sadece nezaketen bu soruyu sorduğunu biliyordum. Çünkü görünüşüne bakınca hiçte birilerinden bir şeyler isteyen birine benzemiyordu.

Violet || z.mHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin