Gözlerimi telefonumun kilit ekranına bakarken buldum. Okulun bitmesine neredeyse dakikalar vardı ve ben dersin başında derslerle olan alakamı kesmiştim.
Ya da günün başından beri.
Justin'i düşünmek beni geriyor ve heyecanlandırıyordu. Daha fazla düşünmek istemiyorum derken bile aklıma geliyordu.
Sıkıntıyla derin bir nefes verip kafamı sıraya koydum, gözlerimi kapattım.
Aklımdan hızla düşünceler geçip giderken odaklanmamaya çalıştım. Eğer odaklanırsam üzüleceğimin farkındaydım.
Zilin çalmasıyla birlikte hareket etmedim, herkesin gürültüyle sınıfı boşaltmasını dinledim.
Etrafı rahatsız edici sessizlik sardığında yerimden kalktım. Kimse kalmamıştı.
Adımlarımı sıklaştırıp okulun çıkışına ilerledim. Okulun bahçesinde Ashley'i görünce hafif bir tebessümle ona baktım ama aynı sıcaklığı onda göremedim.
Dün o kadar konuşmam onu hiç mi etkilememişti? Yüzümdeki ifadeyi boş bakışlarla değiştirdim.
Justin parkın orada bekleyeceğini söylemişti. Bildiğimiz otoparktan bahsetmiyorum. Okulun iki sokak arkasında olan parkta buluşmak istemişti. Bunu ilk başta saçma bulsamda kabul etmiştim.
Kulaklıklarımı takıp yola odaklandım. Gidene kadar bir şarkı bitirebilirdim.
En sevdiğim grubun en sevdiğim şarkısını açtım.
Cage The Elephant - Halo
Bu şarkı beni çok değişik hissettiriyordu ve neredeyse her gün dinlerdim.
Every time I get away you
Find a way to reel me back in
Tell me that you love me
Hold me tight so we can always be friends.
I swear
I've said it before, and I say it again!
Every time I get away you
Find a way to pull me back in.Sözlerini söylerken içimi bir mutluk kapladı.
Kendi kendime saçma hareketler yaparak şarkıya eşlik ede ede parka vardım. Kulaklıklarımı çıkarıp çantama attım.
Parkın içine girmeden hemen telefonumu çıkarıp Ashley'e mesaj attım.
Hails: Ash bugün neden bana soğuk davrandın bilmiyorum ama
Hails: Neyse sorun yok.
Hails: Justin'in yanına geldim
Hails: Görüşürüz.
Genç adam telefonunun birkaç kez titremesiyle birlikte cebinden telefonunu çıkarıp mesajlara girdi.
Hails'in yazdıklarını okuyunca kaşları çatılmıştı.
Ashley neden ona soğuk davranmıştı? Neden araları bozuktu?
Düşünceleri içinde boğuşmak istemedi.
Justin bir şey çaktırmamak için cevap verdi.
Justin: tamam
Ashley'nin yazdığına göz devirdim. Sadece 'tamam' mı?
Telefonu sinirle çantama fırlattım ve parkın içine girdim.
Etrafta gözlerimi gezdirince Justin'in bankta oturmuş olduğunu gördüm.
Yavaş adımlarla ilerledim ve yanına oturdum. Justin bana döndü ve gülümsedi. Bekletmeden konuya girdim
"Ash sana tam olarak ne anlattı?"
Justin'in gerildiğini hissettim.
"Kaybetmişsin?"
Soruma soruyla karşılık verince kaşlarım çatıldı.
"Neyi?"
Konuşma fazlasıyla saçma oluyordu.
"Senin olanı bilmen gerekmez mi?"
Justin sırıtınca gözlerimi kıstım. Aptal durumuna düşürmüştü.
"Biliyorum biliyorum." Yüzümü çocuk parkına çevirdim.
"O zaman işe koyulalım ..." ismimi söylemediğimi fark ettim.
"Hailey. Hailey Baldwin."
Justin'in gözleri parıldadı. Demek Hails'in gerçeği Hailey'miş dedi içinden.
"Ve sende..." diye devam ettirecekken Justin sözümü tamamladı.
"Kısaca, Justin Drew Bieber."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Müzik Çalar // jailey
Teen FictionHailey: Müzik Çalarımı bulmamda yardımcı olur musun? justin×hailey