Hayatlarında siyahtan başka renge yer olmayan iki insan düşünün.İkiside son derecede tehlikeli.
!!!!!!!!!!!!!!!!
DENİZ KARAKUYU korkulması gereken kişi.Onu Deniz diye değil sadist lakabıyla tanırlar.Asıl kotktukları kişi Deniz Karakuyu degil asıl...
Beş gündür Denizden haber alamıyoruz. Onu o kadar çok merak ediyorum ki.
Nerde? Ne yapıyo? Yanında biri var mı? Varsa kim? İyi mi? Zehiri öldürdü mü? Rüzgarı öldürdü mü? Kendine zarar verdi mi? Ne zaman gelicek?
Aklımda delice sorular.
Üç gün boyunca kimse okula gitmedi. Ne ben, ne Arda, ne de Damla.
Ama bugün okula gidicez. Pantolonumu da giydikten sonra en sevdiğim parfümü mü sıktım. Sonra da merdivenlerden yavaşca aşağı inmeye başladım. Arda kahvaltısını yapmış. Salondaki siyah ve kırmızı renklere sahip olan tekli koltukta oturmuş beni bekliyordu.
Yanına gidince ayağa kalktı.
"Sonunda! Hiç gelmiyceksin sandım ha. "Dedi.
"Uzatna lan, geldik işte. Hadi gidelim"dedim alay ile.
"Tamam hadi"dedi oda arabanın anahtarlarını ve deri ceketini alırken.
Havalar bu aralar çok güzeldi. Yaz da geldiği için güneş daha erken doğuyordu ve daha geç batıyordu.
Okulun önüne geldiğimizde Arda yine her zamanki gibi drift çekerek girdi içeri. Arabadan indikten sonra Ege karşıdan bana bağırdı.
"Ooooo! Ateş bey, sonunda gelebilmişsiniz. Valla gözümüz yollarda kaldı. "Dedi.
Yanına doğru iki adım attım ve
"Kes lan sesini! Yoksa ben kesmesini bilirim"diye tısladım.
"Aaaaa, Ateş! Bak aklıma ne geldi haftaya senin kardeşinin 'ölüm yıldönümüydü' değil mi. Dedi sırıtarak. Ve oda iki adım attı. Artık yüzlerimiz birbirine çok yakındı.
Bende hemen Ege'nin yüzüne bi tane yumruk attım. Oda hemen ters dönerek yere düştü.
Bende hemen üstüne atlayıp yüzünü yumruklamaya başladım daha sonra ayağa kalkıp karnına tekme atmaya başladım. Biraz daha o şekilde devam ettikten sonra biri beni kollarımdan tutup geriye doğru çekmeye başladı. Arkam dönük olduğu için kim olduğunu göremiyordum.
"LAN BIRAKSANA"diye bağırdım arkamdaki kişiye.
"Abi sakin ol"dedi arkadaki. Ama arkamdaki ses Arda'nın sesi.
Arda'dan kollarımı kurtardıktan sonra arabaya doğru ilerlemeye başladım. Arabanın kapısını açıp arabaya bindikten sonra okuldan çıktım. Saat daha sabah sekiz olduğundan yolda çok az araba vardı.
Eve geldiğimde ceketimi çıkarıp askılığa astım. Sonra da salona geçtim. Ama salonun kapısından içeriye girdiğimde. Koltukta birisi vardı. Biraz daha yaklaştıktan sonra o kişinin Deniz olduğunu anladım. Yanına gittim ve
"Deniz? "Dedim. Önce kafasını kaldırıp bana baktı. Sonra da gülümseyerek ayağa kalktı.
"Ateş. "
"Efendim"dedim.
"İNTİKAMIMI ALDIM "dedi ve bana sıkıca sarıldı.
Sonunda nefesim gelmişti. Ve bana sıkıca sarılmıştı. Bende ona sıkıca sarıldım ve bana hayat veren o güzel okyanus kokusunu içime çektim.
««««««««««««««««««««««««««««« Denizden
Şu an arabadayım ve adamlarımın zehiri tuttukları depoya gidiyorum. Evet, zehiri buldum. Ve şimdi annemi öldüren adamı kendi ellerimle öldürmeye gidiyorum.
Depoya geldiğimde Mustafa'ya
"Aletleri getirin"dedim.
Zehirin tam karşısına geçtim ve aklıma neden adımın 'kül'olduğu geldi.
10 yıl önce (Deniz 10 yaşında) iken
Mafyalık eğitimi aldığımız akademinin yemkhanesinde yemek yerken yangın çıkmıştı. Ben öğle yemeğimi hep kardeşim gibi gördüğüm Hakan ile birlikte yerdim. Yangın çıkınca herkes dışarı çıkmaya başlamıştı. Bizde hemen Hakan ile birlikte çıkışa doğru ilerlerken yukardan aşağıya bir tahta düştü. Ve tahta da Hakanın kafasına geldi. Ve Hakan düşmek zorunda kaldı. Tahta ateş içinde olduğu için Hakanın vücudu yanmaya başladı.
Ben hemen onu kurtarmaya çalıştım. Ama olmadı. Ve itfaiyeciler gelip beni dışarı çıkarttı. Dışarı çıktıktan sonra ateş daha da büyüdü ve içeri kimse giremedi. Hakan ise diri diri ateşin içinde öldü. Ateş södükden sonra Hakanın külleri bulundu ve külleri Denize atıldı. Benim de insanları diri diri yakmamın ve öldürmemün sebebi bu.
Şu an karşımda herşeyin sorumlusu var. Babam.
Bu herif benim babam mı?
Yo yo hayır olamaz.
Hem olsada babane!
Ben. Onu. Öldüricem.
"Sonunda. "Dedim ve devam ettim. "Artık cennete mi gidersin cehenneme mi bilemem. Ama bunu sakın unutma artık bu Dünyanın parçası değilsin. Artık Dünyada 'sen' diye bişey yok. Artık mafyaların ağzından 'zehir' kelimesi duyamıycam. Çünkü, artık herşey bitiyor. "Dedim.
O sırada da Mustafa aletleri getirmişti. Satırı aldım ve ona yaklaştım. Ağzını zorlasa olsa açtım ve dilini kopardım. Daha sonra penseyi alıp dişlerini tek tek söktüm. İğne ve ipliği alıp ağzını diktim.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Sonra ise satırı elime alıp yüzüne, kollarına, karın bölgesine, sırt bölgesine ve bacaklarına satır ile derin çizikler attım. Sonra da başından aşağıya kezzap döktüm. Yerde duran benzini alıp heryerine döktüm. Ve çakmak yardımı ile onu diri diri,yani bu hali diri hali ise, yaktım.
Ve depodan çıktım.
Kalanını adamlarım hallederdi. Arabayı dağ evine sürdüm. Üstümü değiştirip Ateşlerin evine doğru sürmeye başladım. Sonunda intikamımı aldığına göre geri dönebilirdim. Ve geri döndüğümde Rüzgar ile konuşmam lazım.
Ateşlerin evine geldiğimde. Arabadan indim. Ateşin bana verdiği anahtar ile kapıyı açtım ve içeriye girdim. Mutfaktan bir bardak su içmek için içeriye girdim. Suyu içtikten sonra salona geçtim ve kırmızı ve siyah renklerinde olan koltuklardan birine oturdum. Kısa bi süre sonra kapı açıldı. Arkama bile bakmadım. Gelen ya Ardaydı ya da Ateş. Gelen kişi yanıma geldi ve
"Deniz"dedi bu Ateşin sesiydi.
(Sonrasını biliyorsunuz. )
"İNTİKAMIMI ALDIM" Dedim ve Ateşe sarıldım.
^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^
Yeni bölüm geldi.
5k+6k+7k okuyucu için hepinize çok ama çok teşşekür ederim.